Erol Berxwedan’ın ezgilerinde saklı hikâyeler… Dil insanın evidir. İnsan bazen annesini, bazen çocukluğunu, bazen de çok uzaklarda bıraktığı memleketini bir türküde bulur. Bazı sesler vardır; dinlerken gözlerini kapatırsın. Çünkü o ses seni alıp yıllar öncesine götürür; bir annenin dizinin dibine, çocukluğunun geçtiği sokaklara, belki de bir daha kavuşamayacağın günlere…
Erol Berxwedan,ın sesi tam da böyle bir ses. Muş’un Varto ilçesinden yükselen bu naif ses, Kürtçe, Zazaca ve Türkçe ezgilerle farklı coğrafyaların hikâyelerini aynı yürekte buluşturuyor. Onu dinlerken yalnızca bir sanatçının sesini duymuyorsun; bir coğrafyanın hüznünü, bir annenin gözyaşını, yarım kalmış sevdaları ve yılların içinde saklanmış özlemleri hissediyorsun. Çünkü dil, insanın evidir. İnsan hangi dilde ağladıysa, hangi dilde sevindiyse, hangi dilde annesine seslendiyse biraz da orada yaşar. Bir dili yaşatmak, o dilde anlatılan çocuklukların, sevdaların, acıların ve hatıraların yaşamasıdır. Erol’un Kürtçe söylediği ezgilerde de tam olarak bunu görüyoruz. Bir türk ü de başlık parasını ödeyemediği için sevdiğine kavuşamayan bir insanın yarım kalmış hikâyesi var. Bir başka ezgide evladına ağlayan bir annenin yüreği, bir diğerinde aşkın en saf, en güzel hâli saklı. İşte sanatın büyüsü burada başlıyor.
Başkasının hikâyesini dinlerken kendi hayatından bir parça buluyorsun. Hiç yaşamadığın bir acıya gözyaşı dökebiliyor, hiç görmediğin bir coğrafyayı özleyebiliyorsun. Erol Berxwedan ı özel kılan yalnızca sesinin güzelliği değil. Sahne dışında da aynı içtenliği, aynı mütevazılığı taşıması. İnsanlarla kurduğu samimi diyalog, dostluğu, dayanışmaya verdiği değer, çağrıldığı dayanışma etkinliklerine karşılık beklemeden katılması sanatını yalnızca sahnelerle sınırlamadığını gösteriyor. Çünkü gerçek sanatçı, sahnede olduğu kadar hayatın içinde de iz bırakandır. Yarın İzmir’deki konserinde kim bilir kaç insan gözlerini kapatıp çocukluğuna dönecek, kimi annesini, kimi memleketini, kimi yarım kalmış bir sevdasını hatırlayacak. Belki de aynı salonda birbirinden farklı hayatlar, aynı ezgide buluşacak. Unutmayalım, diller insanları ayırmak için değil, birbirimizin hikâyesini anlayabilmek için var. Bazı insanlar ise sadece şarkı söylemez, bir halkın hafızasını, bir annenin duasını, bir çocuğun özlemini seslendirir. Erol Berxwedan, iyi ki o sesi taşıyorsun, iyi ki o ezgileri yaşatıyorsun. Çünkü bazı sesler alkışlarla değil, insanın yüreğinde bıraktığı izlerle yaşar. Yolun açık olsun, sesin hiç susmasın.
