Menemen’den Türkiye’ye bir mesaj
Türkiye’de siyaset uzun yıllardır insanları farklı saflara ayırdı. Kimi zaman bir rozet, insanları birbirine uzaklaştırmaya yetti. Oysa Menemen’de ortaya çıkan tablo, bize başka bir gerçeği hatırlatıyor: İnsanları birleştiren şey siyasi kimliklerden önce, gördükleri hizmet ve hissettikleri değerdir.
Menemen’de Aydın Pehlivan’ın ortaya koyduğu çalışmalar, bu açıdan üzerinde düşünülmesi gereken bir yerel yönetim örneği oluşturuyor.
Kütüphaneler, çocuklara yönelik projeler, parklar, yeşil alanlar, köylere yönelik hizmetler, tarımsal destekler, çilek ve incir festivalleri… Bunların her biri, şehrin farklı ihtiyaçlarına dokunan çalışmalar olarak değerlendirilebilir. Ancak asıl dikkat çekici olan, hizmet anlayışının Asarlık gibi geçmişte kendisini dışlanmış hisseden mahallelere kadar uzanmasıdır.
Asarlık’ta gençlik merkezi ve kapalı yüzme havuzu gibi yatırımların gündeme gelmesi, yalnızca fiziki değişim açısından değil, toplumsal aidiyet ve birlikte yaşama kültürü bakımından da önemlidir. Çünkü toplumsal barış, yalnızca güzel sözlerle değil, insanların kendilerini eşit ve değerli hissetmeleriyle güçlenir.
Belki de Menemen’in verdiği en önemli mesaj budur: Kutuplaşmanın kader olmadığını, farklı siyasi görüşlerden insanların aynı hizmet etrafında buluşabileceğini görmek…
Bugün İzmir’de farklı siyasi görüşlere sahip insanların Menemen’deki çalışmaları konuşması, bazı projeleri örnek göstermesi ve ortaya konulan hizmetleri takdir etmesi, yerel yönetimler açısından önemli bir tartışma alanı açıyor. Çünkü bir belediyenin hizmetleri yalnızca kendi seçmeninin değil, farklı kesimlerin de dikkatini çekebiliyorsa burada üzerinde düşünülmesi gereken bir deneyim vardır.
Aydın Pehlivan’ın farklı siyasi görüşlerden insanlarla kurduğu ilişkiler ve vatandaşla iletişime verdiği önem de bu çerçevede değerlendirilmeli. Bir belediye başkanının görevi yalnızca kendisine oy verenleri memnun etmek değil, bütün şehrin ihtiyaçlarını gözetmektir.
Bir çocuk parkta oynarken, bir genç kütüphanede geleceğini kurarken, bir üretici emeğinin karşılığını bulmaya çalışırken siyasetin renginden önce hizmetin karşılığına bakar.
Çünkü insanın yaşadığı yere duyduğu sevgi, yalnızca sözlerle oluşmaz. Adaletli hizmetle, samimiyetle ve kendisine verilen değerle büyür.
Demek ki yapılabiliyormuş! Farklı düşünen insanlarla bir arada olmak, farklı partilerin seçmenlerinden takdir görmek ve siyasi ayrılıkları hizmetin gerisinde bırakmak mümkünmüş.
Belki de bugün Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu anlayış budur. Siyaseti bir ayrışma yarışı olmaktan çıkarıp şehirleri güzelleştirme, insanları birleştirme ve ortak bir gelecek kurma yarışına dönüştürmek…
Aydın Pehlivan ve Menemen örneği üzerinden konuşulması gereken mesele de tam olarak budur: Bir belediye başkanının başarısını yalnızca siyasi kimliğiyle değil, şehrine kattıkları ve farklı kesimlerle kurabildiği ilişkiyle değerlendirmek.
Çünkü makamlar geçici, siyasi dengeler değişkendir. Ancak bir mahalleye kazandırılan imkân, bir çocuğa açılan fırsat ve insanlar arasında kurulan güven kalıcı olabilir.
İnsanları kendinize yakınlaştırmanın yolu, onları kendinize benzetmeye çalışmaktan değil, onların hayatına dokunmaktan geçer.
Kendiliğinden sevilmeyi beklemeyin; hizmet edin, adil olun, gönüllere dokunun. Çünkü insan, kendisine verilen değeri gördüğü yerde sevgisini büyütür.
