Bir milletin geleceğine, onuruna ve özgürlüğüne dair…
Bazı borçlar vardır parayla ödenmez. O borç insanın hafızasına kazınır, kanına işler, vicdanına yazılır ve nesilden nesile aktarılır. İşte bizimde Cumhuriyete olan borcumuz böyle bir borçtur ve bu borç bir gün ödenip kapanacak bir hesap ta değildir. Her neslin yeniden üstlenmesi gereken tarihi bir sorumluluktur.
Cumhuriyet sadece bir yönetim biçimi değildir. Cumhuriyet; kendi kaderimizi tayin etme hakkıdır, eşit yurttaş olma hakkıdır, onurlu yaşama hakkıdır, kadınların toplumda özgürce yaşama hakkıdır, cumhuriyet özgür ve bağımsızca, insanca yaşama hakkıdır. Cumhuriyet, yokluk içinde yok olmak üzere olan bir milletin yeniden doğuşudur, savaşlardan yorgun düşmüş bir halkın bağımsızlığa ulaşmak için verdiği mücadeledir, bir milletin kendi geleceğini ele alışıdır.
Cumhuriyet bir varoluş mücadelesinin adıdır. Bu mücadelenin en büyük mimarı Mustafa Kemal ATATÜRK bize yalnızca bağımsız bir vatan değil, aklın, bilimin ve çağdaşlığın da yolunu gösterdi.
Peki biz bugün bize bırakılan bu mirasın neresindeyiz? Cumhuriyetin kazandırdıklarını sadece bayramlarda hatırlamakla mı yetiniyoruz? Atatürk’ün adını anmayı yeterli görüp onun çizdiği akıl ve bilim yolundan yürümeyi ihmal mi ediyoruz? Unutmamak gerekir ki bir ülkenin geleceği sadece geçmişine duyduğu saygıyla değil o geçmişe duyduğu sorumlulukla şekillenir.
Cumhuriyete borçlu olmak sadece bayrağa selam vermek de değildir. Hukukun üstünlüğünü savunmaktır, adalet karşısında herkesin eşit olmasını istemektir, bir çocuğun hangi ailede doğduğuna bakılmaksızın nitelikli ve eşit eğitim alabilmesi için mücadele etmektir. Gençlerin başka ülkelerde gelecek aramak zorunda kalmadığı, emeğin karşılığını bulduğu bir ülke için çalışmaktır. Çünkü Cumhuriyet sadece geçmişimizin hatırası değil, geleceğimizin de sorumluluğudur.
Cumhuriyeti sevmek onu eleştirilerden uzak tutmak değil, aksine eksikliklerini görerek ve gidererek daha adil, daha özgür ve daha güçlü bir ülke kurmak için çabalamaktır. Çünkü cumhuriyetin ruhunda sorgulamak vardır, düşünmek vardır, gelişmek vardır.
Cumhuriyete olan borcumuzu nasıl mı ödeyeceğiz? Daha çok konuşarak değil daha çok sorumluluk alarak, sadece geçmişi yücelterek değil, bugünü geleceğe taşıyarak, sadece haklarımızı talep ederek değil başkalarının haklarını da savunarak, haksızlık karşısında susmayarak, liyakati savunarak, bilimi rehber edinerek, çocuklarımıza korkmadan düşünebilecekleri bir ülke bırakarak… Çünkü cumhuriyet birkaç kişinin omuzlarında taşınacak bir emanette değildir. Cumhuriyeti korumak, ilerletmek ve yaşatmak bu ülkede yaşayan her yurttaşın ortak sorumluluğudur. Bugün bize düşen görev yalnızca cumhuriyeti korumak değil onu daima ileriye taşımaktır. Unutulmamalıdır ki bir milletin büyüklüğü yalnızca geçmişte kazandığı zaferler ile değil, o zaferlerin açtığı yolda bugün neler yaptığı ile ölçülür.
Belki de bugün kendimize sormamız gerek soru şudur; atalarımızın bize bıraktığı emaneti biz bizden sonraki nesillere hangi haliyle teslim edeceğiz? Çünkü cumhuriyet bize bırakılmış bir miras olduğu kadar gelecek kuşaklara verilmiş bir sözdür. Ve biz o sözü tutmak zorundayız.
Muhtaç olduğumuz kudret mi önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ünde söylediği gibi ‘’Damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur’’
Selam ve sevgilerimle,
