” Toplumsal Denklik”

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
featured

Matematik sadece sayıları değil insanı da anlatır. 

Matematikte iki ayrım vardır; eşit olmak ve denk olmak ve bu ikisi aynı şey değildir. Eşit olmak; iki tarafın birbirinin tam karşılığı olmasıdır. Denk olmak ise; farklı görüşlerin aynı değerde buluşabilmesidir. Aynı olmak değil aynı değerde buluşabilmektir denklik.

Toplumların gerçek zenginliği, insanların farklılığı ile değil bu farklılıklar arasında ne kadar dürüst ve adil bir toplum yaşamı inşa ettikleri ile ölçülür. Toplumsal denklik denildiğinde anlatılmak istenen şey insanların birbiri ile eşit olması değil farklı düzlemlerde, farklı eğitimlere, farklı gelirlere, farklı siyasi düşüncelere ve hatta farklı inanış biçimlerine sahip olmasına rağmen aynı adil ve dürüst yaşam düzleminde yaşayabiliyor olmalarıdır. 

Asıl mesele farklılıklarımız ne olursa olsun birbirimizi insan olarak eşit değerde görebilme becerimizdir. Zaten insanı insan yapan temel yapıda bu değil midir?

Adil bir toplumda insanca yaşayabilmek için en çok ihtiyaç duyduğumuz olguda bu değil midir? Birbirimize üstünlük sağlamaya çalışmadan, küçümsemeden ve en önemlisi hiç kimseyi sahip olduğu imkanlar üzerinden değerlendirmeden ve kayırmadan yaşayabilmek ve yaşatabilmek.

Bir çocuğun içine doğduğu ailenin ekonomik durumu o çocuğun geleceğini belirlememeli, bir gencin iyi eğitim alabilmesi sadece ailesinin maddi imkanlarına veya manevi nüfusuna bağlı olmamalı, bir insanın toplumda saygı görmesi makamına, çevresine ve parasına göre değişmemeli. Adalet dediğimiz şey mahkeme salonlarından önce okulda, iş yerinde, sokakta ve hatta aile içinde insana uyan şekilde sağlanmalıdır. 

Gerçek denklik ve adalet dediğimiz şey ‘’ Benim sahip olduğum hak, onunda hakkıdır’’ diyebilmek değil midir? 

Adaletsizlik dediğimiz şey ise çoğu zaman gelir ve nüfus dışında insanların birbirine bakışında büyümüyor mu?

Toplum olarak Ben ‘den Biz’e geçebildiğimiz ölçüde güçlü olabiliriz. Bir insanın yükselmesi başka bir insanın düşmesi anlamına gelmemeli ve biz başkanın düşüşünden mutlu olmamalıyız. Birisinin başarısını kıskanmak yerine o başarıdan toplum adına yeni değerler, markalar üretmeyi öğrenmeliyiz. Bakış açımız sadece ben kazandım demek değil biz nasıl kazanacağız diyebilmek olmalıdır.

Toplumsal denklikten bahsederken, güçlü olanın karşısında güçsüzün sesi duyulmuyorsa, makamı olanın sözü geçiyor sıradan vatandaşın sözü geçmiyorsa, parası olana kapı kolay açılıyor parası olmayan kapının önünde bekliyorsa, tanıdığı olanın işi ilerliyor olmayanın işi aylarca bekliyorsa buradaki mesele sadece eşitsizlik değil orada adalet ve denklik duygusu da yara almış demektir. Adalet duygusu yara olan toplumlarda insanlar zamanla sisteme olan inançlarını değil birbirlerine olan güvenlerini kaybetmeye başlarlar ve bu toplumsal çürümenin temelini oluşturur ve zamanla toplumu yok eder. 

Toplumsal denkliğin sağlanması bir lüks değil toplum huzuru için bir zorunluluktur.

Çünkü toplum dediğimiz şey onlar değildir, Toplum biziz, hepimiziz.

Toplumumuza, değerlerimize sahip çıkabilmek dileği ile …

Selam ve sevgilerimle,

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Egedebirgun.net ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!