Kaç asır geçti insanlık tarihinin üzerinden…

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
featured

Kaç uygarlık battı, dünya kaç kere yeniden doğdu. Ve her çağda insanlar inanmak ve inançları doğrultusunda büyük bir gücün varlığına duydukları merakla aradı. Bugün hala arıyor.

Tüm mitolojik bilgilerde, bilimsel verilerde, spiritüel deneyimlerle arıyor.

İnsan meraklı bir varlık, hep arar. Fakat ararken hür iradelerini yadsıyarak başkalarından duymayı tercih etmiştir. Her uygarlıkta da bu meraklarına karşılık buldukları, kendilerinden daha bilge bireylere tapınmayı seçmiştir. İlginç olan önce yüceltmiş sonrasında ya öldürmüş ya da kafir denilerek toplumdan aforoz edilmiştir.

İnsan kendi doğruları ve inançlarına farklı bir bakış açısında olan diğer insanları her zaman suçlamış, ötekileştirmiş ve yargılamıştır.

Günümüzde de bu binlerce yıllık seçimler değişmemiş bugün halen insanlar birilerine itaat etmeyi seçmiş ve hatta hala bir kurtarıcı beklemekte. Ya da inançlar sarsılmış yalan yanlış anlatımlar, komplo teoristleri tarafından bilgi erozyonuna uğramıştır.

Spiritüel bilgiler ülkemize çok hızlı bir giriş yapmış fakat bugün tıkanmıştır. Çünkü gerçek anlamda Tanrı’nın ilmini deneyimleyenler değil, araştırmalar sonucu edinilmiş bilgiler sebebiyle bilgi satıcısı pozisyonunda, insanların zihnini allak bullak etmişlerdir.

Spiritüel bilgiler farklı kollara ayrılmış durumda. Kimi yoga, kimi meditasyon pratikleri, kimi aile dizilimi, kimi numeroloji vs vs gibi daha birçok başlık altında ticari bir alan geliştirmiş durumda.

Arayan insanların büyük bir yüzdesi bugün bu bilgi erozyonunda sürüklenmekte.

Eğitimler, sertifikalar derken kitaplardan kopyala yapıştır yapılan bilgilerle, insanlar kendilerini spiritüel olarak pazarlamakta ve haksız gelir elde etmekte.

Tanrı, daha önce O’nu deneyimleyen ve O’nunla bir olan varlıklara kendi ilminin kapılarını açtı elbet. Ve bu varlıklarda edindikleri bilgiyi diğer insanlarla paylaştı. Birçok kitap ve metinlerle. Ancak her kitap ve her metin içinde bu kitapları yazan varlıkların yorumları ile yazıldı, anlatıldı. Hiç birisi saf bilgi değil. Sadece ışık tutmak ve merak edenlere kapı açmak için yazıldı ve anlatıldı.

Tanrı’nın ilim kütüphanesi her insana açıktır. Okumak için Tanrı ile birebir olmak gerek.

Kollektif bilincin gezegenimizde değiştiremeyeceği hiçbir durum, olay yoktur. Zira geçmişten günümüze yaşanan tüm olaylar kollektif bilinçlerimizin yaratımıdır. Tanrı’nın en ufak müdahalesi yoktur. Tanrı her şeyi bizimle birlikte deneyimleyendir. Ve O’da bizi arıyor!

Meditasyon sadece zihni susturmak ve rahatlamak değildir. O’nunla bir olmaya açılan kapıdır. Bir ibadettir. Yoga bedeni gevşetmeye ve rahatlatmaya yarayan egzersizler bütünüdür. Beden rahat ve sağlıklı olursa beden, zihin, ruh üçlemesi tamamlanmış olur. Hiç birisi tek başına yeterli değildir.

Geçmiş ve gelecek yoktur her şey dikey düzlemde an’da gerçekleşir. Ve zaman bir yanılsamadır, illüzyonun en kafa karıştıran kısmıdır. İlahi sistemde zamansızlık vardır. Bu sebeple geçmişe takılmak, geçmişle hesaplaşmak ya da yüzleşmek fayda sağlamayacaktır. Yaşanmış deneyimlerden edinilen bilgi esastır. Geçmiş deneyimlerden bilgi sahibi olamayanlar aynı paradoksu yaratır. Geleceğe odaklanmak ise bugün kim olduğun ve kim olmayı seçtiğini kaçırmaya sebeptir. Bugünü kaçıran geleceği kaçırır.

Tanrı bugün insanlara şunu diyor, beni bir siz anladınız, siz de yanlış anladınız. Gerek dogmatik inançlarla gerek dogmatik öğretilerle. Saplanıp kalınan her inanç ve bilgi her an Tanrı’dan uzaklaşmaya sebeptir. Sorgulamayan her zihin boş bir zihindir. Ve boş zihin dualitenin olumsuzlukları ile dolup taşar. Negatif zihinler asırlardır gezegenimizi savaşlara, ayrılıklara, ayrımcılıklara mahkum etmiştir. Yaşanan her şeyi bizler yarattık, insanlar.

Konuşma dilimizde ki dualar bile olumsuzluk barındırır. Ve evren olumluyu olumsuzu ayırt etmeksizin bizim taleplerimizi emir olarak algılar ve cevap verir.

Savaşlar olmasın demek savaşların olacağı anlamını taşır. Kötülükler son bulsun demek kötülüklerin devam edeceğinin şaşmaz kanıtıdır.

Önce düşünce sonra sözcükler ve beraberinde duygu ile yeniden şekillendirilebilir her şey. Savaş yerine barışı düşünerek, kötülük yerine iyiliği düşünerek ve sözcüklerle ifade ederek. En önemli yaratım fişeği inanmak. Düşündüklerimize ve söylediklerimize inanmak.

Değişim mikrodan makroyadır. Ve sen değişirsen dünyan da değişir dünyada.

Sevgimle.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Egedebirgun.net ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!