Kaç tane maskeyle yaşıyorsun?

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
featured

Her ne kadar reddetse de herkes maskelerle yaşar. Çünkü öğrenilmiş bir çaresizliktir bu. Mazisi çocukluk yıllarında başlayan bir öğreti. Önce iyi bir çocuk , başarılı bir öğrenci, iyi bir eş, iyi bir ebeveyn, iyi bir yönetici, iyi bir çalışan… İyi bir insan olmaktan bahsetmiyorum. Sosyal bir yüklemeden bahsediyorum. Yaramazlık yapan bir çocuksanız cezalandırılırsınız, fedakar bir ebeveyn değilseniz yargılanırsınız, başarılı değilseniz diğerlerinden ayrıştırılırsınız, sömürülmeye müsamaha göstermezseniz anarşist damgası yemeniz an meselesidir.

Toplumsal ve sosyal öğretiler insanlara her daim maskelerle yaşamayı öğütlemiştir. Ve insan zamanla bu taktığı maskeleri kendi ile öyle özdeşleştirir ki kendini o maskelerden ibaret zanneder. “Ben” denilen şey gerçekte tamamen bu maskelerin yarattığı sahteliktir. Ve insan bu sahte benlik üzerine kurar ve kurgular tüm yaşamını. İyi bir baba, iyi bir anne, iyi bir evlat, iyi bir çalışan, iyi bir arkadaş olmak üzerine kurgulanan bu yaşamda kimse gerçekte öz benliğini görmez bile.
İnsan mahkumdur yaşamda bakıldığında. Kendisine yüklenen bu öğretilerle bir hapishane inşa eder ve maskelerini de hapishanenin demirleri gibi taşır. Bu sebepledir ki insanlar mutluluğu, huzuru, sevgiyi hep bu hapishanenin dışında başka hapishanelerde arar. Neden mi kimse bulamaz? Çünkü herkes kendi hapishanesinde, kendi maskeleri ile yaşar. Hal böyle olunca da kimse gerçek kendisini ortaya koyamaz.

Mükemmellik… Tüm insanlığa yüklenen bu mükemmel olma güdüsü maskelere her ortamda yenisini ekler. İlk flört tanışmasında bir maske, evlenince bir maske, ebeveyn olunca bir maske gibi her yaşamsal alanda bir yenisini ekler insan ve artık bir süre sonra gerçek kimliğini unutur.

Hakikatten uzaklaşmakta böyle olur işte. Kendinden uzaklaşan hakikatinden uzaklaşır. Kendini o maskelerin ardında zanlarla yaşamaya mahkum eder. Yetersizlik, başarısızlık, hayal kırıklığı, acı ve hüzün karşısında bile kendi olamaz insan. Hislerini yaşayamaz, bastırır. Ağlamak istese ağlayamaz ya da saklar göz yaşlarını. Mutsuz olduğu yerden ve insandan uzaklaşamaz çünkü her olumsuzluğa karşın mükemmel olması gerekir. Evli ve mutsuzdur ama iyi eş rolünü oynamaya devam eder. İş yerinde başarısızdır ama yetenekleri doğrultusunda yön değiştirmeye cesaret edemez çünkü başarmak zorundadır, duygusal olarak tatmin olmasa bile.

Öğrenilmiş bu kavramlar içerisinde bir ömür harcar insan. Ve kendi olamadığı için de her daim dış faktörlerden onay bekler. Aslında hiç kimse bu maskelerden mutlu değildir ancak cesurda değildir. Maskesini çıkarınca onay görmemekten korkar. Oysa herkes samimiyet görmek ister, gerçeği görmek ister.
Maskeler insanın gölgesidir. Ve gölgesi ile yaşamaya alışmış insan kendini görmekten korkar. İnsanın kendi ile yüzleşmesi bu sebeple korkutucudur. Maskelerle yaratılan yapay ve sahte kimlik mükemmelliğe götürür insanı çünkü insan buna inandırılmıştır. Kendi ile yüzleşmek kendinde ki tüm eksikleri görmek demektir. İnsan egosu taktığı maskelerle öyle beslenir ki kendini eksik ya da yetersiz görmeye tahammül edemez.
Oysa insan kendi öz benliği ile ver olduğunda bütün ve tamdır. Eksik olduğu asıl yer maskeli halidir. Çünkü öz benlik saf halidir. Maskeli olan sahte bir haldir.

İnsan bunca maske ile yaşarken ve mükemmel olduğuna koşullanmışken bile hala mutsuzdur, eksiktir. Neden mi? Çünkü sahtedir. Sahte olan bir şey yıkılmaya mahkumdur. Ancak gerçeği hiçbir durum ve koşul yıkamaz. O gerçektir ve gerçek olduğu için kendinin her hali ile tam ve bütün olduğunu bilir.
Sevgiye aç değildir mesela, çünkü kendini tam ve bütün olarak sever. Maskeli bir insan kendini sevemez çünkü kendini görmüyordur. Kendini gören mağduru oynamaz çünkü kendinin tam ve bütün olduğunu bilir yaşadığı her deneyime rağmen. Mükemmel olmaya çalışmaz, çünkü kendini eksik yanları ile görür ve kabul eder. Asıl mükemmelliğin kendini görmek ve kendi olmak olduğunu bilir. İnsan öğrenilmiş çaresizlik ile yaşadığı için hakikatinden uzakta, sanal bir oyunun içinde kendine kahraman rolü biçerek ve tüm yaşamını savaşarak harcar.

Oysa yaşam kendini görüp kendin olabildiğinde anlam kazanır. Gerçek doyum materyalist yaşam formunda değil manevi yaşam ile mümkündür. Manevi yaşam maskesiz öz benlik ile yaşanan bir formdur. Materyalist yaşam benimsendiğinde maskelere her gün yenileri eklenir ve insan artık bir robot gibi yaşamaya başlar. Günlük görevler yerine getirilir, başkaları mutlu edilir eve döndüğünde derin bir içsel çöküş başlar ama insan orada da artık otomatiğe bağlanmıştır bir kere ve evde ki rolü başlar. Evden çıktığında bir maske eve döndüğünde diğer maske.
Kendini görmek ve kendin olmak hafiftir, maskelerle yaşamak ise alabildiğine yorucudur. Bu sebepledir ki tüm insanlık artık çok yorgun, bezgin, mutsuz. Oysa aksi mümkün ve kolay…Tüm maskelerden kurtulmak. Bu kadar basit. Kendine bakabilmek, kendini görebilmek ve kendini olduğu haliyle sevebilmek.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Egedebirgun.net ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!