Aylin Cantaş
  1. haberler
  2. Yazarlar
  3. Kazanmak için kaybetmek gerek…

Kazanmak için kaybetmek gerek…

featured
service
1
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Her kayıp bir yenilgi midir, vazgeçiş mi yoksa kazanım mıdır? İlkokulda başlayan kazanmak üzerine kurgulanmış yaşam serüveni her birimizi yarış atına çevirmedi mi? Eğitimde kazan, iş hayatında kazan, aşkta kazan… Her kayıpta yıkılmadık mı…? Ayağa kalkmak için, yeniden tutunmak için bedeller ödemedik mi?

Sahi kazanılan ne ki bu yaşamda? Para mı, şöhret mi, itibar mı, statü mü, güzel bir kadın ya da güçlü bir erkek mi? Mülkiyet kavramı dışında, egosal tatmin dışında kazanılan ne var?

Yaşamda her şey olabilir insan. Arzuladığı, hayalini kurduğu her şeye ulaşabilir. Ve hiçbir şey bedelsiz değildir. Bedel ödemeden ulaşamazsınız hayallerinize. Bakıldığında her arzunun farklı bedelleri olduğu düşünülse de tek bir bedel vardır. Kazandığını zannettiğin şeyler için kaybettiğin kendinsindir.

Tutunduğunuz her şey sizi kendinizden fersah fersah uzaklaştırır. Tutku ve bağımlılık kendini yadsımaktır, kendi hakkına girmektir. Kaybetmekten korkmak ise acziyetin ta kendisidir. Her kaybediş daha güçlü geri dönüştür çünkü. İnsan kendinin farkında olmadığı için kendinden bile korkar.

Zordur dünyaya tutunmuşlar için vazgeçmek. Anadan, babadan, yardan, evlattan, maldan mülkten.. Kontrol etmeyi ne çok sever insanoğlu, değil mi? Her şeyi, herkesi kontrol etmek ister. Eleştirir, yargılar, infaz eder. Kendinde nasılda görür o hakkı… Tanrıcılık oynamaya bayılır insanoğlu. Tanrı olamadan oyununu oynamayı marifet sanır. Sevdiklerini ardında bırakmak değildir, vazgeçiş. Tam tersi önce kendini sonra sevdiklerini özgür bırakmaktır, vazgeçmek. En büyük sınavlar tutunduğumuz yerden olmaz mı? Neyi benden çok seversen onu senden alırım der Rab… Almadı mı? Hepimiz tutunduğumuz, bağımlılık haline getirdiğimiz kişi ve inançlarımızdan, duygularımızdan asılmadık mı yaşamda?

Boynumuzda urgan hala direnmedik mi bırakmamak için… Aldatıldık, gidemedik, kaybettik gidemedik, başaramadık yine vazgeçemedik. Biz bu yaşamda hiç özgürleşemedik. Başkaları ile var olacağımız zannı ile boyun eğdik tüm toplumsal dogma kalıplara. Öğretilen buydu çünkü. İtaat edersen kazanırsın. Aileye itaat ettik önce, yaş kemale erse dahi, eşe ve çocuğa itaat ettik sonra, patrona, siyasi ve dini figürlere… Dünyada gördüğümüz, duyduğumuz çok şeye kazanacağımız algısı ile bağlandık. Ve aslında kaybediyorduk.

Öz benliğini kaybetmiş, sahte benliğini gerçek zanneden insan robotlara dönüştük. Üstelik kazandığımızı zannederek dönüştük.

Çırılçıplak geldiğimiz dünyada ne çok elbiseler giyindik. Doymadık, yetinmedik hep daha fazlası için kendimizden vazgeçtik. Bedenini satan insanlar olduk, başkasına ait olanı çaldık, masum insanları kandırdık, dolandırdık, türlü fenalıklar yaptık kazanmak uğruna. Oysa her kazanım bir kaybedişti.
Kendini kazanmak için kaybetmen gerek. Sen kaybetmeyi göze alamadığın sürece hayat eninde sonunda acının en can alıcı hali de olsa yaşatacak o kayıpları en derininden. Her şeyi olanla hiçbir şeyi olmayanın huzuruna bak. Her şeyi olan kendinden bir haber sahip olduğu ve mülkiyet kavramı ile tutunduğu her şeyin esiridir. Hiçbir şeyi olmayan ya da olsa da yokmuş gibi yaşayan insan özgürlüğün sonsuzluğunda kendini bulandır.

Kazanmak için kaybetmek gerek evet… Vazgeçebilmek, bırakabilmek ve gidebilmek.

Sevgimle.

Kazanmak için kaybetmek gerek…
+ - 1

Bir Cevap Yaz Oğuz İptal

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

1 Yorum

  1. Harika bir yazı olmuş

Giriş Yap

Egedebirgun.net ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin