Her şey 2019 seçim gecesi başladı.
İstanbul ve Ankara’da sandıklar patladı.
Yeni yönetimler ilk iş muslukları kesti.
İBB, sadece bir gecede vakıflara giden 357 milyon liralık bütçeyi durdurdu.
TÜRGEV, TÜGVA ve Ensar’a tahsis edilen 30’dan fazla bina geri alındı.
İktidar bu 357 milyon liranın ve kaybedilen 30 binanın acısını unutmadı.
İntikam planı tozlu arşivlerde, parşömenlerin arasında hazırlandı.
Cevap, adına ‘Mazbut Vakıf’ dedikleri hukuki bir hayaletle geldi.
Vakıflar Kanunu’nun 30. maddesi bir siyasi silaha dönüştürüldü.
Önce 600 yıllık Sultan Beyazıt Hanı Veli Vakfı mezarından kaldırıldı.
Gezi Parkı’nın 24 bin metrekarelik tapusu İBB’den bir günde çekip alındı.
Yetmedi, Galata Kulesi’nin milyon dolarlık işletmesi belediyeden koparıldı.
Şimdi sıra İzmir’in sembolü Meslek Fabrikası’na geldi.
Burası 1926 yılında bizzat Atatürk’ün talimatıyla belediyeye tescil edilmişti.
Tam 100 yıldır İzmir halkının tapulu malıydı.
Belediye burayı harabe halinden milyonlarca lira harcayarak ayağa kaldırdı.
Bugüne kadar 10 binden fazla İzmirli gence iş kapısı açıldı.
Bina değerlenip, içine teknoloji dolunca ‘Bayezid Baba’ uykusundan uyandı.
2 Ekim 2025 tarihinde tapu, sessiz sedasız bir operasyonla devredildi.
Mesele ecdat yadigarı falan değil.
Mesele, ‘Sen benim vakfımı belediyeden kovarsan, ben de senin belediyeni kendi binasından atarım’ hırsıdır.
İktidar, 2019’da kesilen o milyon liralık rantın intikamını bugün İzmir’den alıyor.
Halkın iradesi, ‘vakıfların’ gölgesinde boğulmak isteniyor.
Belediye kendi restore ettiği binada kiracı, İzmir halkı kendi mülkünde yabancı yapılıyor.
Bu bir tapu davası değil.
Bu, yerel demokrasiyi arşiv belgeleriyle dövme operasyonudur.
Un fabrikasında un değil, açıkça ‘siyasi intikam’ öğütülüyor.
Ve bu kavgada, kaybeden ne vakıf ne belediye; sadece İzmir’in geleceği oluyor.
Saygılarımla
