Aylin Cantaş
  1. haberler
  2. Yazarlar
  3. Düzeltilmesi gereken dünya değil, sizin bakış şeklinizdir…

Düzeltilmesi gereken dünya değil, sizin bakış şeklinizdir…

featured
service
1
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Özellikle geldiğimiz bu son noktada dünya yaşamı için herkesin ağzında benzer söylemler dolaşıyor. Dünyanın dayanılmaz bir yer olduğu, cehennem olduğu, bunca kötülüğün neden yaşandığı gibi…

Yaşam bireyselden bütüne doğru hareket eden bir devinimdir. Suya bir küçük taş attığınızda,taşın etrafında suda halkalar oluşur. Bireyselden bütüne uzanan yaşamda böyledir. Her bireyin kendi zihninde ki düşüncelerin duyguya yansıması ile oluşan etki tüm dünyaya dalga dalga yayılır. Dünya üzerinde yaşayan her insan bugün dünyada yaşanan her olaydan sorumludur. Etkiye verdikleri tepki ile… Her tepki suya atılan taş gibidir ve etrafına dalga dalga yayılır. Haberlerde izlediğiniz bir şiddet olayına lanet okuyarak, öfkelenerek, ağzınızdan küfür vs gibi olumsuz anlam içeren sarf ettiğiniz her kelime o etkiyi enerjisel olarak besler. Ve bireyselden başlayan şiddet bütüne doğru artarak, büyüyerek savaşlara sebep olur. Dünya bir sahnedir ve üzerinde yaşayan her insan da oyuncu. Burada önemli olan oyuncuların ne söylediği ve ne yaptığından ziyade onu nasıl söylediği ve nasıl yaptığıdır.

Şeytan ile insan birbirinin aynıdır. Şeytanda olan her özellik insanda da mevcuttur. Tek bir farkla…! İnsanda olan tek bir şey şeytanda yoktur. Ve insanın şeytana galip geldiği yer de orasıdır.

“AŞK”

Şeytan nefret, öfke, kin, intikam duyguları ile doludur ve insanda ki bu duygular şeytanın tek besinidir. Şeytan yemek yemez, su içmez. Tek gıdası insanoğlunun “duygularıdır”. İnsan zihni şeytanın oyun bahçesidir. Kafanızın içinde sizi sürekli fitleyen düşünceler nereden geliyor, hiç düşündünüz mü? Siz mi düşünüyorsunuz tüm o düşünceleri? Eğer öyleyse, ağzınızdan salyalarınızı saçarak bir etki karşısında kustuğunuz öfke, intikam, nefret duyguları şeytani değil mi? O zaman siz şeytan mısınız bu durumda? Üzgünüm ancak “EVET”…! Siz bu etki ve eylemlerle içinizde ki karanlığınızı yani şeytanınızı besliyorsunuz. Her insanoğlunun içinde olan şeytan işte böyle beslenerek büyüyor ve varlığını sürdürüyor. Bireyselden bütüne…

Şeytan karşınıza dikilse onu alt edeceğiniz tek bir yol vardır… Ona sevgi ile bakmak ve kalbinizden ona şifa dilemek. Emin olun şeytan perişan olacaktır, bakma öyle diye haykıracaktır. Ve bu onun yok oluşu olacaktır. İşte spiritüellerin anlatmak istediği ışık kavramı, ışıltı kavramının açılımı budur. Işık, her insanın içinde ki aşktır. Varoluşun temel taşı aşktır çünkü. İnsanoğlu varoluşundan fersah fersah uzaklaştırıldığı için bugün aşk ve sevgiyi unutmuş, şeytani duygularının kölesi olmuştur. Bu sayede de dünyayı cehenneme döndürüp sonra dönüp Tanrı’ya isyan edip sataşmaktadır. İnsanoğlunun en iyi bildiği şey kendi yarattığı kişilik denen sahte benliğinin aşığı olup, kendini kusursuz görerek, kendi dışında ki her şeyi sorumlu tutmasıdır. İnsanoğlu günah keçisi bulmayı çok sever. Başkalarını suçlamayı, sorumlu tutmayı, kendini mükemmel görmeyi çok sever. Farkında değil olan her şeyin sorumlusu “insanoğlunun kendisi”.

Bir de kendini çok cesur zanneder. Olana bitene kafa tutar, sözde asar keser. “Ben olsam” diye başlar cümleye ve ardı sıra sıralar neler yapacağını. Kulak verin bakın tek bir olumlu, iyileştirici, yapıcı, çözümleyici önerisi yoktur. Her zaman olanın karşılığı olarak, olana olduğu hali ile karşılık vermek vardır. Oysa şeytanı ancak kalpten vereceğin sevgi ile iyileştirebilirsin ki asıl cesaret budur. Gerçek anlamda cesur olmak budur.

İsa çarmıha gerildiğinde söylediği söz tüm insanoğluna ibrettir… “Baba, onları affet, onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar.”!

İsa ki bir kelimesi ile onca insanı helak edebilecekken neden sevgi ile karşılık vermiştir? O bilmiyor muydu intikam almayı, öfke duymayı, kinlenmeyi… Bugün insanoğlu daha mı iyi biliyor? Hayır, elbette İsa’da diğer tüm insanlar gibi biliyordu. Eliyle ölmüş bir kişiyi hayata döndüren bir insan kendini çarmıha gerenleri helak edebilirdi ama yapmadı. Tüm insanoğluna ibretlik bir hikaye bırakmak için.

Karşınıza şeytan dahi gelse ona sevgi ile bakın ve kalbinizden ona şifa dileyin. Kendinizden başlayacak bu dönüşüm. Varoluşunu hatırlayan her insan dünyanın cennete dönüşmesinin sebebi olacaktır. Önce narsistliğe vardırmadan kendinizi sevmeyi ve onurlandırmayı öğrenmenizi tavsiye ederim. Sonrasında varoluşun yani atomun parçalandığında ki o hiçliğin yalnızca aşk olduğunu idrak ettiğinizde tüm hücrelerinizden tüm yaratıma aşk fışkıracaktır. İşte bireyselden bütüne şifalanma budur. Abartılara gerek yok… Hoca hoca gezmeye, inzivalara, kamplara, yogalara vs hiçbirşeye ihtiyacı yok insanoğlunun. Bunların hepsi aracı… İnsanoğlu bu aracı alanda takılıp kaldı, debeleniyor. Emin olun bir arpa boyu yol kat edemedi hala. Aracıları bırakın, kendi benliğinizde var olana yönelin. İçinizde ki Tanrı’nıza. Aşk’a…

Aşk’la…

Düzeltilmesi gereken dünya değil, sizin bakış şeklinizdir…
+ - 1

Bir Cevap Yaz Abdullah İptal

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

1 Yorum

  1. Aylin hocam elinize, kalem tutan ellerinize sağlık tek solukta 3 defa okudum anlamlı ve cuk oturmuş bir yazı 🙏 sevgiyle kalın

Giriş Yap

Egedebirgun.net ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin