Adalet tanrıçaları, insanlık tarihinin adalet, hukuk ve doğruluk anlayışını sembolleştiren en eski mitolojik figürlerdir. Bu figürler hem antik çağda hem de günümüzde adalet kavramının soyut ama evrensel bir ilke olduğunu anlatmak için kullanılır.
Bu bağlamda;
Yunan Mitolojisinde Tanrıça Themis, antik Yunanda “ilahi düzen” ve “doğal adalet” in tanrıçasıdır. Zeus’un eşi ve “düzen, yasa, hak “ kavramlarının kişileşmiş halidir.
Elindeki terazi, denge ve eşitliği, elindeki kılıç ise cezalandırma gücünü gösterir. Gözleri açıktır. Çünkü o evrensel düzenin her şeyi görebilen bilge gücünü temsil eder.
Yine Themis’in kızı Tanrıça Dike ise; Daha somut insan adaletini temsil eder. Themis’in soyut kozmik adaletinden farklı olarak, insanların davranışlarıyla ilgili vicdan, doğruluk ve ahlaki yargıyla ilgilenir. Teraziyi elinde tutar, adaletin ölçülüp tartıldığını simgeler.
Roma Mitolojisindeki Adalet tanrıçası Justitia da; Themis’ten etkilenmiştir. Modern adalet sembolü haline gelmiştir.
Gözleri bağlıdır. Bu tarafsızlığı, kimseye ayrıcalık göstermemeyi temsil eder. Terazi, dengeli davranışı, elindeki kılıç otorite ve cezalandırma gücünü gösterir.
Sembollerin felsefi anlamını şu şekilde sıralayabiliriz:
Terazi : Denge, eşitlik, her iki tarafın haklarının ölçülmesi.
Göz bağı : Tarafsızlık, ön yargısız karar
Kılıç : Otorite, kararın bağlayıcılığı, adalet gücü
Kitap veya Yasa : Bilgi ve hukuk düzeni
Modern Dönemde Adalet Tanrıçalarının Yorumu :
Bugün adalet tanrıçaları hala mahkemelerin, adliye saraylarının ve hukuk kurumlarının girişlerinde yer alır. Ancak anlamları artık sadece mitolojik değil, etik ve politik bir derinlik kazanmıştır.
a) Tarafsızlık ve Bağımsızlık
Göz bağı artık “adaletin kimseye ayrıcalık tanımamasını simgeler.
Ancak günümüzde eleştiriler, bu “göz bağı”nın bazen adaletsizlikleri görmezden gelmeye dönüşebileceği yönündedir. (Örneğin; Sosyal adaletsizlikler gibi)
b) Eşitlik ve İnsan Hakları
Modern hukuk sistemleri Themis’in evrensel düzen fikrini, insan hakları hukuku olarak yeniden yorumlamıştır.
Yani artık adalet , sadece yasaya değil, aynı zamanda evrensel vicdan ve etik değerlere dayanmalıdır.
c) Toplumsal Adalet Boyutu
Günümüzde “adalet” sadece mahkeme kararı değil, ekonomik ve sosyal eşitsizliklerin giderilmesi anlamında da ele alınmaktadır.
Adalet tanrıçalarının terazisi artık “fırsat eşitliği” ve “insan onuru” nu da tartmaktadır.
Sembollerin Değerlendirilmesi Türkiye’deki Uygulamalar :
Yasalar herkese eşit uygulanmak üzere yazılmıştır. Ancak uygulamada güçlü ile zayıf, yönetici ile sıradan vatandaş arasında farklar hissedilebiliyor.
Bazı davalarda siyasal ve ekonomik gücü olan tarafların daha avantajlı olduğu algısı yaygın olarak karşımıza çıkıyor.
Özellikle siyasi davalarda terazinin dengesi sarsılmış görünüyor. Kararlar genellikle hukuki ve adil olmaktan çok politik bağlamda tartışılıyor.
Themis’in terazisi Türkiyede var ama terazinin kefeleri her zaman aynı ağırlıkta işlemiyor. Yasalar güçlüdür. Fakat bazen “adalet” güçlüye daha yakın durabiliyor.
Anayasaya göre hakimler bağımsızdır ve Anayasa’ya, kanuna ve vicdana göre karar verirler.
Ancak, yargı bağımsızlığı konusunda HSK’nın (hakim ve Savcılar Kurulu) yapısı ve yürütmenin etkisi sıkça tartışılır hale gelmiştir.
Bazı davalarda mahkemelerin kararları kamuoyu baskısı veya siyasi söylemlerden etkilenmiş izlenimi yaratıyor. Tanrıça Justita’nın göz bağı bazen Türkiye’de bir gözü hafif aralanmış gibi duruyor. Adaletin tarafsız kalması gereken durumlarda, toplumsal ve politik baskılar teraziyi etkiliyebiliyor ve terazinin bir kefesi dengesiz durabiliyor.
Hukukun uygulanması ve mahkeme kararlarının bağlayıcılığı teoride güçlüdür.
Ancak AİHM kararlarının uygulanmaması adalet kılıcının bazen kınına konulduğu izlenimini vermektedir. (Örneğin: Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş davaları gibi)
Adaletin kılıcı Türkiyede var. Ancak her zaman aynı keskinlikte kullanılmıyor. Bazı kararlar “hızlı kesilirken” bazıları uygulanmadan beklemeye alınıyor.
Yasa kitabı, bilgelik ve düzeni temsil eder. Adalet keyfi değil, kurallara dayalı olmalıdır.
Türkiye’nin hukuk mevzuatı güçlü ve kapsamlıdır. Anayasa, Türk Ceza Kanunu, Medeni kanun gibi düzenlemeler çağdaş standarttadır. Ancak asıl sorun “kanunların varlığında değil, uygulama biçiminde” kaynaklanmaktadır. Aynı yasa farklı davalarda farklı biçimlerde yorumlanabiliyor.
Themis’in kitabı burada var, ama satır aralarındaki boşluklar adaletin ruhunu zorluyor. Kanunlar güçlü, ama bazen vicdanın sesi kısık kalıyor.
Eğer Themis bugün Türkiye’ye inseydi, muhtemelen elindeki teraziye dikkatle bakar, göz bağını biraz aralayıp şöyle derdi.
“Yasalarınız güzel, ama adalet sadece kelimelerde değil, davranışlarda yaşar”
Aykut TEKER

