Adalet tanrıçasının gözleri artık bağlı değil; görüyor. Ancak neyi nasıl gördüğü, biraz da kimin baktığına göre değişiyor. Kılıcının keskin tarafı gerektiğinde hızla devreye giriyor. Diğer tarafı ise sanki ihtiyatla bekletiliyor. Terazi hala yerinde duruyor durmasına, fakat onu kimin tuttuğu sorusu giderek daha fazla tartışılıyor. Son günlerde kamuoyuna yansıyan soruşturmalar, operasyonlar ve peş peşe yapılan açıklamalar aynı soruyu yeniden gündeme taşıyor. Hukuk gerçekten herkese eşit mesafede mi duruyor, yoksa o mesafe kişilere göre yeniden mi ölçülüyor? Bir dosya günler içinde sonuçlandırılırken başka bir dosya neden aylarca “inceleme aşamasında” kalıyor? Bir iddia neden aciliyetle ele alınırken, benzer başka iddialar sessizliğin içinde bekletiliyor? Sorular çoğalıyor, verilen cevaplar ise çoğu zaman değişmiyor.
“Yargı Bağımsızdır”
Aslında kimsenin itiraz ettiği nokta da bu değil. Tartışılan şey, o bağımsızlığın toplumun her kesimi tarafından hissedilip hissedilmediği. Çünkü adalet duygusu sadece mahkeme salonlarında oluşmaz. İnsanlar onu gündelik hayatın içinden tartar. Bir işçinin hakkını ararken yaşadığı çaresizlikte, bir öğrencinin geleceğe duyduğu güvensizlikte, yıllarca süren davalarda, bir gecede alınan kararlarda hisseder. Eğer toplumun bir kesimi hukukun kendisine daha uzak durduğunu düşünmeye başlıyorsa, orada yalnızca yargı değil, toplumsal vicdan da yara alır. Bugün insanlar sadece verilen kararlara değil, kararların kimler için nasıl işlediğine bakıyor. Aynı ülkede yaşayan yurttaşların hukuka duyduğu güven farklılaşıyorsa, mesele sadece hukuk meselesi olmaktan çıkar; doğrudan doğruya demokrasi, eşitlik ve toplumsal barış sorunu haline dönüşür. Çünkü adalet, yalnızca suçluyu cezalandırmak değildir. Adalet, toplumun en güçsüz insanına bile “Benimde hakkım korunur” duygusunu verebilmektir. O duygu kaybolmaya başladığında insanlar önce hukuka olan inancını, ardından birbirine olan güvenini yitirir.
Belki de meselenin en ironik yanı burada saklı: herkese adalet var…ama herkes adaletle aynı şekilde karşılaşmıyor.
Adalet tanrıçası hâlâ yerinde duruyor.
Gözleri açık.
Kılıcı hazır.
Terazisi elinde.
Sadece hangi kefenin önce ağır basacağına artık hukuk kadar, zamanın ruhu da karar veriyor.
