Aylin Cantaş
  1. haberler
  2. Yazarlar
  3. Kadının kurban rolü…

Kadının kurban rolü…

featured
Google'da Abone Ol
1
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Dünya’da kadın ve erkek birbirinden ayrı cinsiyetlerde olsa da en yücenin bir elmanın iki yarısında ki yansımasıdır. Birbirini tamamlayanlardır. Biri diğeri olmadan tamamlanamaz. Erkek ve kadın birbiri üzerinde üstün ya da ayrıcalıklı değildir. Bu kavramlar dünyanın kontrolünü elinde tutan güç tarafından insanlığı kutuplaştırmak ve böylece daha kolay kontrol altında tutmak, yönetebilmek için düşünülmüş, planlanmış ve uygulanan sistematik bir kurgudur.


Kadın, erkeğin soyunu devam ettirmesi ve eril enerjiye hizmet etmesi için kodlanmıştır. Kadının bağımsızlığı dini ve toplumsal kavramlarla kısıtlanmış, modern köleler olarak toplumun içinde dayatılan kaidelerle yaşamaya zorlanmıştır.


Asil denilen ailelerde erkekler için eş adayları da kanın soyluluğu adına yine soylu ailelerden seçilmiş, bir anlamda evlilik anlaşmalar üzerine kurulmuştur. Aşk evliliği değil, statünün devamı mantığı ile kurgu evlilikleri yapılmıştır. Örneklerini özellikle İngiliz kraliyetinde görebiliriz. Lady Diana’nın planlanmış bir evlilik için kurban rolüne sokulması… Ancak Diana, ilahi dişil enerjinin en tipik örneğidir. Sistemin dayatmasına meydan okumuş ve ilahi dişil enerjinin bağımsızlığı için savaşmıştır. Sonunda da yine bu karanlık sistem tarafından öldürülmüştür.


Dişil enerjinin uyanması ve ilahi gücünün farkına varması dünyada ki bu kurgulanmış matrix sisteminin çöküşü için şarttır. Cinsiyetçilik kavramının son bulması kaçınılmazdır. Kadın, erkeğin varlığını sürdürebilmesi için yardımcı eleman olarak yaratılmamıştır. Dayatılan bilgilerin sorgulanması ve büyük fotoğrafın görülmesi öğrenilmiş çaresizliğin son bulması için bir gerekliliktir.


Kadın, bağımsız, üreten, koruyan bir varlıktır. Kadının bir takım dogmatik inançlarla özündeki yetenekleri unutturulmuş ve bastırılmıştır. Öyle ki kadın kendini erkeğin kurbanı rolüne bir anlamda istekli hale gelmiştir. Gerek sembol ve inanç kalıplarıyla, gerek toplumsal kavramlarla.


Dişil enerjinin uyanması eril enerji üzerinde baskın hale gelmesi olarak algılanmamalıdır. Dünyada eril enerjinin baskın olması ile şaşan denge unsuru dişil enerjinin baskın olması ile sadece eril ve dişilin yer değişmesi olacak ve aynı dengesizlik devam edecektir. Olması gereken dengedir. Erilin ve dişilin dengesi.


Yeni dünya düzeni olarak ana akım medyada yaratılan algı insanlığın bugüne kadar kontrol altında tutulmasının tamamen köleliğe geçişine zemin hazırlamaktadır. Özellikle ülkemizde son yıllarda işlenen sayısız kadın cinayetleri durumu bilinçaltında normalleştirme aşamasına gelmiştir. Ve cezasız kalması, suçu işleyen tarafı daha da cesaretlendirmektedir. Binlerce yıla dayanan kadına kurban rolünün biçilmesi, günümüzde gelinen noktada bastırılmış dişil enerjinin uyanmaya başlamasıyla umut verici bir hal alsa da yeterli düzeyde değildir.


Kadının uyanması bugün gelinen noktada özgürlük kavramı ile ifade edilse de dejanarasyon boyutundadır. Özgürlük beden ile değil akıl ile ifade edilir. Kadının şifa gücü vardır ve bu güç yadsınamayacak kadar insanlığa fayda sağlayacak düzeydedir. Ancak yine bugün kendini şifacı ya da spiritüelist olarak lanse eden nice kadınımız ne yazık ki bu ulvi görevi tamamen dünyevi kazanç sağlama aracı olarak icra etmekteler.


Gerçek şifacıları doğu kültüründe görebiliriz. Tapınaklarda yaşayan, dünyevi nefslerinden arınmış, kendilerini, yeteneklerini karşılıksız insanlığın hizmetine sunmuş varlıklar ki olması gereken de budur. İlim pazarlık meselesi yapılamaz. Gerçek ilim sahipleri bunu bilir ve onlar zaten kendilerini ortalıkta ifşa da etmezler.


Günümüzde üretilen onlarca başlık ilmin alt argümanlarıdır ve tek başlarına o sırra ermek için yeterli değildir. İlim, yüce Yaratıcı’nın ilmidir ve hakikatin sırrı tek başlıktır. Maddi kazanım için üretilen konu başlıkları ve eğitimler her ne kadar insanların farkındalığı için alan açsa da konu tek ve nettir. Tanrı’nın ilmi.


Kadın duygusal bir varlıktır ve ilim yolunda ilerlemesini yavaşlatan tek unsurda duygusallığıdır. Elbette bu dünya okulunu duygularımızla deneyimliyoruz ve özümüz sevgi. Ancak ilimde esas olan dengedir. Aklın ve duygunun dengesi. Kadın kendinde dengeye geldiği noktada perdelerin kalkması ve Tanrının ilmine yaklaşması kaçınılmazdır.


Öncelikle kadın kendisine dayatılmış tüm öğretilerden, inançlardan, kalıplaşmış düşüncelerinden özgürleşmelidir. Tanrı’nın kendisine bahşettiği haklarını eril sistemden geri almalıdır. Bu akılla olacak bir eylemdir, bedensel özgürlük kadını sadece ucuzlatır, değersizleştirir. Kadını, örten, baskılayan, köleleştiren bu binlerce yıllık sisteme sadece akıl ile dur denilebilir.


Akleden tüm kadınlara selam olsun.


Sevgimle.

Kadının kurban rolü…
1

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

1 Yorum

  1. 7 Ağustos 2025, 14:38

    Yüreğinize sağlık aklınıza sağlık

Giriş Yap

Egedebirgun.net ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin