Aylin Cantaş
  1. haberler
  2. Yazarlar
  3. İyinin ve kötünün savaşını kim kazanacak?

İyinin ve kötünün savaşını kim kazanacak?

featured
service
1
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Rivayetlerde hep bir kıyamet anlatılırdı insanlığa. Dünyanın sonu olduğu, yaşamın sonlanacağı, mahşer gününden bahsedilirdi. Hatırlıyorum, çocukken bilge denilen büyüklerimiz örneklemelerle anlatırdı bu kıyamet alametlerini. Göğe yükselen binalar, ekonominin yaşanılması zor seviyeye gelmesi, zinaların artması gibi… Çocuk aklımla pür dikkat dinlerdim ve ben o zamanı görür müyüm diye de düşünürdüm. Bugün işte o gün.

İnsanın toprakla temasını kestiler önce dikey mimari ile. Amaç insanı dünya ananın enerjisinden kopartmaktı. Toprakla uğraşan insanlar daha huzurlu daha naif daha doyumlu daha sevecen ruh halindedir. Çünkü toprağın enerjisi elleri ve ayaklarından bedenine akar. İlk hamle bu enerjiden insanlığı mahrum etmek oldu.

Kapitalizmin tüketim çılgınlığına sevk ettiği insanlık doyumsuzluğun parmaklıklarına hapsoldu ve farkında değil. Bir evle yetinmeyip iki, üç ev alma çabasına girdi, her sene arabasını yenisi ile değiştirme çabasına girdi, alışveriş çılgınlığından bahsetmiyorum bile… Evlerde giyinme odaları kavramı çıktı bu doyumsuzluk neticesinde.

Aile kavramının özgürlük algısı ile çökertildiği bir dönem başladı. Kişisel gelişimcilerin kendini sevmek başlıklı anlatımlarında konu yanlış anlatılıp ya da yanlış algılanıp narsizme doğru yelken açtı kadın ve erkek. Aile içinde ki hoşgörü, anlayış, uyum, ahenk, karşılıklı fedakarlık ve tatminkar olma halleri yerini egoizme bıraktı. Altta yatan kavram kendini sevmekten ziyade, kendine tahammülü olmayan insanların karşı tarafa da tahammül gösterememesi idi. Kişisel gelişim, insanların bilinçaltlarında yatan tüm travmaları, dogmatik inançları açığa çıkardı ancak bunları tedavi etmek konusunda başarılı olamayan bir insan güruhu da ortaya çıktı. Beraberinde de şifalanmamış travmalar bencil, egoist, narsist bireylere dönüştürdü toplumu. Sonuç, tahammülsüzlüğün getirdiği ahlaki erozyon. Dışarda daha iyisi var inancı ve ana akım medya ile pompalanan ahlaksız yaşam şekilleri, kadın olsun erkek olsun güvenilir olmayan, çok eşli, değerlerin yitirildiği kimlik ve kişiliklere dönüştürdü toplumu. Bugün bakıldığında kadının ve erkeğin birbirine güvenmediği, sadakatten yoksun, değersiz ilişkiler moda oldu.

Gelelim kıyamete… Kıyameti zaten yaşıyor dünya. Ve insanlık sırat köprüsünde her an. Dünya şu an mahşer alanı zaten. Yani anlayacağınız kıyamet çoktan koptu.

Sahte hocalar, sahte spiritüeller, sahte kavramlar, sahte komplo teorileri… Her şeyin sahteleştiği ve bayağılaştığı bir kıyametteyiz. Nefsin en pik noktasındayız. Nefsine yenik düşenler kıyametten sağ çıkamayacak. İradesine teslim olanlar yeni bir boyuta, yeni bir tekamül okuluna adım atacaklar.
Bu konu, şarlatan spiritüel ve hocaların anlattığı yok epifiz bezi yok kundalini yok kızıl alev, mor alev vs vs vs… Konu bunlarla alakalı değil. Evet epifiz bezi doğru, evet kundalini enerjisi doğru ancak insan aklı her iki enerjiyi de kaldıracak güçte değil. Bu alanlarla uğraşırsanız sonunuz delirmek.! Ayrıca öyle 3-5 seansla ne epifizi beziniz açılır ne kundalininiz. Açılma bile yanlış bir terimdir. Ne epifiz ne kundalini enerjileriniz kapalıdır. Sadece nefsaniyetin elinde tutsak olan beden ve akıl yediği, içtiği, yaşadığı yaşam şekli ile ruhsal enerjilerini blokajlamıştır. Bu enerjilerin temizlenmesi için, beslenme ile başlayacak yeni alışkanlıkların uyku düzeni, cinsel dürtüler, bağımlılıklar gibi dünyevi ve nefsani tüm alışkanlıkların sıfırlanması anlamını taşır.

Bu kısa açıklayıcı bilgiden sonra gelelim iyi ve kötünün savaşına…
Kötü olan nefsinin kontrolü, iyi olan iradenin. Kontrol kimde? Siz de mi yoksa nefsinizde mi? Her şeyden vazgeçebilir misiniz? Dünyevi arzularınızdan, isteklerinizden, bağımlılıklarınızdan, hedeflerinizden, yarınınızdan vazgeçebilir misiniz?

Kendinizi dünyaya adamışken tamamen vazgeçip, Hakikate adayabilir misiniz?
1 günün belli saati oruç tutup iftarda ya da sahurda ertesi günün stoğunu yapacağım zihniyetiyle yemek yiyorsunuz. Hiç yemek yemeden 24 saat durabilir misiniz? Şimdi birileri aklından geçiriyor, haydi oradan insanın biyolojisine aykırı diye. İnsan biyolojisi atomlardan ve atom altı kuarklardan meydana geliyor. Cern’de yapılan deneyde atomların çarpışması deneyinde hiçliğin ispatı yapıldı. Sen özünde bir hiç’sen insan biyolojisini kontrol eden kim? Senin öğrenilmiş çaresizlikle yaşayan aklın.!
Dünyanın bu son döneminde iyilik mi kazanacak kötülük mü, bunu yaşayarak ve deneyimleyerek göreceğiz ancak bireyin kendi evreninde hangisinin kazanacağı bireyin yani varlığın kendi seçimiyle ilintilidir. Yani dünyayla işi olanın dünya kadar işi olur. Vazgeç. Hakikat’le işi olanın her şeyi yolundadır zaten.
Sevgimle.

İyinin ve kötünün savaşını kim kazanacak?
+ - 1

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

1 Yorum

  1. 19 Şubat 2025, 18:59

    Yüreģinize sağlık ellerinize sağlık hakikate uyanan olayım olalım 🤲🙏🤲🙏🤲🙏❤️⚘️💜

Giriş Yap

Egedebirgun.net ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin