Siyaset bazen rakamlardan, oylardan ve koltuklardan çok daha fazlasıdır. Bazen bir şehre, bazen bir dosta, bazen de sandığa giderek iradesini ortaya koymuş insanlara verilen sözün adıdır.
Buca’da yaşananlar işte tam da böyle bir hikâyeye dönüştü.
Görkem Duman’ın görevden uzaklaştırılmasının ardından herkesin gözü Buca Belediye Meclisi’ne çevrilmişti. Kulisler kaynıyordu. Kimileri bölünme bekliyordu, kimileri fire hesabı yapıyordu. Günlerdir türlü senaryolar yazıldı, türlü dedikodular üretildi. Kimileri Buca’nın iradesinin masa başında değişeceğini düşündü.
Ama unuttukları bir şey vardı…
Cumhuriyet Halk Partisi’nin Buca’da emanete sahip çıkmayı bilen insanları vardı.
Ve o gün meclis salonunda sadece bir başkan vekili seçilmedi.
O gün, Buca halkının sandıkta verdiği yetkiye sahip çıkıldı.
O gün, Görkem Duman’a ve seçmene duyulan vefa gösterildi.
O gün, birlik olunduğunda hiçbir hesabın, hiçbir senaryonun halkın iradesinden daha güçlü olamayacağı ispatlandı.
Belki de bu sürecin en büyük mimarlarından biri CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç oldu. Zor günlerde örgütün yanında duran, süreci sakinlikle yöneten ve “Buca’nın seçmenine sahip çıktık” diyerek aslında milyonların duymak istediği cümleyi kuran Güç, sadece bir il başkanı değil, örgütsel dayanışmanın sesi oldu.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ise bir kez daha yalnızca büyükşehir belediye başkanı olmadığını gösterdi. Buca’nın yanında durdu, meclis üyelerine güvendi ve “Bu emanet bizim namusumuzdur” diyerek siyasetin özünde olması gereken şeyi hatırlattı; halkın verdiği görevin kutsallığını…
Ancak asıl alkışı hak edenler, günlerdir üzerlerine türlü baskılar kurulmaya çalışılan CHP’li Buca Belediye Meclis üyeleriydi.
Belki telefonlar çaldı.
Belki türlü hesaplar yapıldı.
Belki farklı beklentiler oluşturuldu.
Ama onlar, bir kişinin değil, yüz binlerce Bucalının oyuna sahip çıkmayı tercih etti.
25 meclis üyesi…
Bir tek fire vermeden…
Bir tek adım geri atmadan…
Bir tek kişinin bile iradesini tartışmaya açmadan…
Omuz omuza durdular.
Çünkü onlar çok iyi biliyordu ki mesele sadece bir makam değildi.
Mesele, Buca sokaklarında umutla oy kullanan insanların emanetiydi.
Mesele, “Biz size güveniyoruz” diyen vatandaşın güvenini boşa çıkarmamaktı.
Bugün Hüseyin Benzer başkan vekili olarak görevine başladı.
Ama aslında kazanan tek bir isim olmadı.
Kazanan, dostuna zor gününde sırtını dönmeyen vefa oldu.
Kazanan, dedikodulara karşı dayanışma oldu.
Kazanan, parçalanma beklentilerine karşı birlik oldu.
Kazanan, sandığa gidip iradesini ortaya koyan Bucalılar oldu.
Ve belki de en önemlisi…
Bu şehir bir kez daha gördü ki;
Birlik olduğunda Cumhuriyet Halk Partisi’ni yenmek kolay değildir.
Çünkü bazı zaferler sandıkta kazanılır.
Bazıları ise zor zamanlarda birbirinin elini bırakmayan insanların yüreğinde…
Buca’da yaşanan tam da buydu.
Bir başkan vekilliği seçiminin çok ötesinde…
Birlik olmanın, vefanın ve halkın iradesine sahip çıkmanın hikâyesi…
Buca’da sadece bir seçim kazanılmadı, bir vefa sınavı verildi
0
Paylaş
