İktidarın sığınmacı politikası uzun zamandır tartışmaların odağında yer alıyor. Denetimsiz ülkeye giriş çıkışlar ve kimlerin bu süreçte kontrolsüz bir şekilde ülkeye girdiği konusunda ciddi bir denetleme yapılmaması, bugün yaşanan sorunların temel nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Mülteci politikalarının yetersizliği, toplumsal huzursuzluğun artmasına ve geniş çaplı tepkilere yol açmış durumda.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) açıkladığı on maddelik bildiri, bu sorunların çözümü için önemli bir adım olarak değerlendirilmeli. Hükümet, eğer siyasette bir yumuşama dönemi yaşanıyorsa, bu konuyu ciddi bir şekilde ele almalı ve muhalefetle müzakere etmelidir. Avrupa’yı Suriyelilerden korumak adına Türkiye’yi son durak olarak ilan etmek, Türkiye’deki toplumsal patlamanın eşiğine getirmek anlamına gelmektedir. Bu süreç, Erdoğan’ın Esad’la yeniden yakınlaşma süreci ile de paralellik göstermektedir. Dün Özgür Suriye Ordusu’nu kahraman ilan edenler, bugün ÖSO’yu Esad’a teslim etme noktasına gelmiştir.
Toplumda yaşanan bu denli büyük olayların tek nedeni, ekonomik koşulların tahammül edilemez hale gelmiş olmasıdır. Yeni bir dış politika belirlemek, muhalefete rağmen değil, ülkenin çıkarları göz önünde bulundurularak muhalefetle müzakere edilerek yapılmalıdır. Bu şekilde, daha kapsayıcı ve sürdürülebilir çözümler bulunabilir ve toplumsal huzursuzlukların önüne geçilebilir.
Sonuç olarak, iktidarın sığınmacı politikasının iflas ettiği ve yeni bir yaklaşımın kaçınılmaz olduğu açıkça görülmektedir. CHP’nin on maddelik bildirisi, bu yeni yaklaşımın temelini oluşturabilecek niteliktedir ve hükümet tarafından ciddi bir şekilde değerlendirilmelidir. Bu süreçte, toplumsal huzurun yeniden tesis edilmesi ve ekonomik koşulların iyileştirilmesi için muhalefetle iş birliği yapmak, ülkenin çıkarları için en doğru yol olacaktır.

