Varto’da sabah başka doğar.
Güneş dağların ardından yükselirken yalnızca bir günü değil, yüzyılların hatırasını aydınlatır. O toprakta yürüyen her insan bilir ki bastığı yer sıradan bir zemin değildir. Orada dedelerin duası, anaların gözyaşı, çocukların kahkahası vardır.
Toprak dediğimiz şey sadece çamur değildir.
Toprak hafızadır.
Toprak kimliktir.
Toprak, insanın kendisidir.
Yıllardır aynı senaryoyu farklı isimlerle izliyoruz.
Bir yerde “altın” dediler, başka yerde “enerji” dediler.
Kaz Dağları’nda ağaçların çığlığını duyduk.
Efemçukuru’nda toprağın nasıl delik deşik edildiğini gördük.
Bergama’da siyanürün gölgesinde büyüyen endişeleri yaşadık.
Uşak’ta geride kalan suskun köyleri dinledik.
Şimdi benzer bir gölge Varto’nun üzerine düşmek isteniyor.
“Jeotermal” deniyor.
Belki gerçekten enerji üretilecek, belki de arkasından başka ruhsatlar, başka aramalar gelecek. İnsanların endişesi işte burada başlıyor. Çünkü geçmiş, bu topraklara güvenmeyi değil temkinli olmayı öğretti.
Ama bu mesele sadece bir çevre meselesi değil.
Bu mesele bir insanlık meselesi.
Bir mezarlığın yanı başında sondaj yapıldığında, yalnızca toprak delinmez; bir halkın geçmişi incinir.
Bir su kaynağı kirletildiğinde, sadece dere bulanmaz; bir çocuğun geleceği bulanır.
Bir köy göçe zorlandığında, yalnızca evler boşalmaz; kültür eksilir.
Varto’da insanlar bugün toplantı üstüne toplantı yapıyor. Sadece karşı çıkmak için değil; anlamak, anlatmak ve birlikte karar vermek için. Çünkü bu topraklar üzerinde yaşayan herkesin sözü eşit olmalı. Kimliği, inancı, siyasi görüşü ne olursa olsun…
Eğer bir proje gerçekten kamu yararınaysa, en başta o toprakta yaşayan insanı ikna etmek zorundadır.
Eğer insanlar ikna olmuyorsa, orada bir eksiklik vardır.
Şunu açıkça söylemek gerekir:
Doğa düşmanlığı kader değildir.
Yoksulluk da kader değildir.
İnsanları “iş” ile “yaşam” arasında tercihe zorlamak vicdansızlıktır.
Biz kalkınmaya karşı değiliz.
Biz zehirlenmeye karşıyız.
Biz enerjiye karşı değiliz.
Biz hafızasız bırakılmaya karşıyız.
Varto’nun dağları sadece taş değil; bir direnişin, bir kültürün, bir inancın tanığıdır. O dağlara bakarken herkes kendinden bir parça görür. Bu yüzden mesele sadece Varto’nun meselesi değildir. Bu, Anadolu’nun meselesidir.
Ve unutmayalım:
Toprak insanı besler.
Ama insan toprağı korumazsa, geriye hiçbir şey kalmaz.
Bugün ses çıkarmazsak yarın çocuklarımız bize şunu soracak:
“Toprak elinizden alınırken siz neredeydiniz?”
İşte bu yüzden umutlu ama kararlı olmak zorundayız.
Birbirimizi kırmadan, ayrıştırmadan, korkuya teslim olmadan…
Çünkü bu topraklar hepimizin.
Ve bir memleket ancak toprağına sahip çıkanlarla ayakta kalır.
Varto’nun toprağına dokunma
0
Paylaş

