Şehirler sustu…
Saatler sustu…
Takvimler 6 Şubat’ta kaldı.
Binlerce canımızı yitirdik.
Sadece insanlar gitmedi…
Evler gitti, hatıralar gitti, çocuk kahkahaları gitti.
Bir ülkenin kalbi enkazın altında kaldı.
Henüz Van depreminin acısı hafızalarımızdan silinmemişti.
O sokaklarda söylenen türküler hâlâ rüzgârın içinde dolaşıyordu.
O mahalle aralarında kaç sevda büyümüştü…
Kaç çocuk, çocukluğunu yaşayamadan büyümüştü…
Kaç anne, evladının saçını okşarken yarınlara dua etmişti…
Sonra…
Bir sabah değil, bir kıyamet vakti uyandık.
Toprak sallanmadı sadece…
Vicdanlarımız, umutlarımız, geleceğe dair bütün hayallerimiz sarsıldı.
Şimdi 6 Şubat’ın yıldönümünde, acıyı yine birlikte yaşıyoruz.
Ama itiraf edelim…
Kalanlar, gidenlerden beter halde.
Çünkü gidenler acıyı geride bıraktı.
Kalanlar ise her sabah o acıyla uyanıyor.
Kaç umut yarım kaldı…
Kaç sevda enkazın altında nefessiz kaldı…
Kaç çocuk, yaşlanmadan toprağa emanet edildi…
Kaç anne, “Oğlum…” diye seslendiği boşlukta kayboldu…
Kaç baba, evladının oyuncaklarını toplarken dizlerinin bağı çözüldü…
O gün sokaklarda yankılanan tek bir cümle vardı:
“Sesimi duyan var mı?”
Aslında o çığlık sadece enkaz altından yükselmiyordu.
O çığlık, bir ülkenin vicdanından yükseliyordu.
Şimdi o sokaklar öksüz…
Karanlık…
Ve korkunç bir sessizliğe mahkûm.
Ama en acısı ne biliyor musunuz?
O çığlık hâlâ kulaklarımızda.
Ve biz biliyoruz ki, bazı yaralar kapanmaz.
Bazı acılar dinmez.
Bazı eksiklikler, bir ömür tamamlanamaz.
Bu deprem sadece şehirleri yıkmadı.
Bizim içimizdeki güven duygusunu, yarınlara olan inancımızı da yerle bir etti.
Yine de…
Bu coğrafyada ayakta kalmanın tek bir yolu var:
Birbirimize tutunmak.
Çünkü biz biliyoruz;
Acı paylaşıldıkça azalmaz belki…
Ama yalnızlık azalır.
Bugün bize düşen görev, unutmadığımızı göstermek.
Kaybettiklerimizi sadece yıldönümlerinde değil, her gün kalbimizde yaşatmak.
Dayanışmayı büyütmek.
Birbirimize sarılmaktan vazgeçmemek.
Birbirimizin yarasına merhem olmaya çalışmak.
Belki yıkılan binaları yeniden yapabiliriz…
Ama yıkılan hayatları geri getiremeyiz.
Yine de umut inşa edebiliriz.
Yine de birbirimize nefes olabiliriz.
Çünkü o gün enkaz altından yükselen ses hâlâ bize soruyor:
“Sesimi duyan var mı?”
Evet…
Duyuyoruz.
Ve söz veriyoruz…
Sizi unutmayacağız.
Sesinizi susturmayacağız.
Adınızı kalbimizde, hikâyenizi bu ülkenin hafızasında yaşatacağız.
6 Şubat…
Sadece bir tarih değil.
Bir milletin kalbine kazınmış, hiç silinmeyecek bir yara.
SESİMİ DUYAN VAR MI?
0
Paylaş

