Doğan Beyazgül
  1. haberler
  2. Yazarlar
  3. Ateşle Suyun Arasında Kaybolan İnsan

Ateşle Suyun Arasında Kaybolan İnsan

featured
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Hayatta bazı gerçekler vardır ki, onları bilmemek mümkün değildir.
Bir yerde ateş varsa su olmaz.
Işık varsa karanlık barınamaz.
Bu sadece doğanın kuralı değil; insanın, ilişkilerin, hayatın da kuralıdır.
Ama insan dediğin varlık, en çok da bu açık gerçekleri görmezden gelme konusunda ustadır.
Çünkü umut, bazen bilgiden daha gürültülüdür.
“Belki bu kez olur” cümlesi, insanın kendine kurduğu en büyük tuzaktır.
Oysa ateşle suyun yan yana duramayacağını bile bile, onları bir araya getirmeye çalışmak bir umut değil;
bir inat, bir körlük, bir vakit kaybıdır.
Ve bu kayıp yalnızca zaman değildir.
Bu kayıp, insanın kendisidir.
İnsan olmayacak bir şeyi oldurmaya çalıştıkça,
kendi benliğinden parça parça vazgeçer.
Önce değerlerinden, sonra sınırlarından, sonra da kendine olan saygısından…
Bir bakmışsın; elinde hâlâ aynı hayal,
ama içinde artık sen yoksun.
Işık varsa karanlık olmaz.
Ama insan bazen başkaları tarafından sevildiğini düşünerek,
kendi içindeki karanlığı görmezden gelmeye çalışır.
Sevilmek, anlaşılmak, kabul edilmek…
Bunlar güzel duygular elbette.
Ama başkalarının sevgisi, insanın kendi eksiklerini örten bir perdeye dönüştüğünde,
o sevgi artık iyileştirmez;
uyutur.
İnsan başkalarının gözünde değerli olduğunu düşündükçe,
kendi içindeki boşluğu doldurduğunu sanır.
Oysa tam tersidir:
Ne kadar çok dışarıdan beslenirse,
içerideki benliği o kadar zayıflar.
Ateşle suyun yan yana durma ihtimali ne kadar zayıfsa,
insanın kendinden uzaklaşma ihtimali de bu hâlde o kadar güçlüdür.
Su çiçekleri büyütür.
Ateş ışık verir.
Biri hayatı sürdürür,
biri yolu aydınlatır.
Ama birbirlerini yok ederler.
Hayat da böyledir.
Her insan her kalpte yaşayamaz.
Her sevgi her yarayı iyileştiremez.
Her çaba mutlaka bir karşılık bulmaz.
İnsan bazen bir ihtimali değil,
olmayacak bir düzeni sevmeye başlar.
Ve bu sevgi zamanla bir bağımlılığa dönüşür.
Çünkü vazgeçmek, gerçeği kabul etmek demektir.
Gerçeği kabul etmek ise,
insanın kendi hatasıyla yüzleşmesidir.
İşte bu yüzden insanlar en çok şuna direnir:
Gerçeğe.
Oysa insan bazen kaybettiği için değil,
fazla ısrar ettiği için yıkılır.
Ateş suyu söndürür,
su ateşi boğar.
İkisi de kendi doğasını korur.
Ama insan çoğu zaman kendi doğasına ihanet eder.
Kendi iç sesini susturur,
kendi sınırlarını siler,
kendi ışığını karartır.
Sonra da “Nerede yanlış yaptım?” diye sorar.
Yanlış şurada başlar:
Olmayacak şeylere,
olacakmış gibi sarıldığın yerde.
Bunu anlamak zor değil.
Zor olan, kabullenmek.
Çünkü kabulleniş, insanı özgürleştirir.
Özgürlük ise, en ağır sorumluluktur.
Ve insan, çoğu zaman özgürlükten korkar.

Ateşle Suyun Arasında Kaybolan İnsan
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Egedebirgun.net ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin