Doğan Beyazgül
  1. haberler
  2. Yazarlar
  3. Bir Kent Yanıyor, Ciğerlerimizle Birlikte…”

Bir Kent Yanıyor, Ciğerlerimizle Birlikte…”

featured
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir haftadır uykusuzuz.
Geceleri alevlerin gökyüzünü boyadığı, gündüzleri dumanın güneşi örttüğü günler yaşıyoruz. Güzel İzmir… İnsanların yüzünde tebessüm, sokaklarında özgürlük, denizinde huzur olan şehir… Şimdi bir cehennemi yaşıyor. Sadece ağaçlar değil, nefesimiz yanıyor. Sadece ormanlar değil, anılarımız kül oluyor.
Dile kolay… 30 ayrı noktada yangın! Her biri başka bir dağın, başka bir canlının, başka bir yaşamın sonu oldu. Doğa feryat ediyor, biz çaresiz bakıyoruz. Evet, belediyeler elinden geleni yapıyor. İzmirli Milletvekilleri yardım çağrıları yapıyor yangın yerinden. Evet, halk elindeki kovayla, kazmasıyla, yüreğiyle su taşıyor. Ama bu yangınlar, elimizdeki hortumla, elimizdeki umutla sönmüyor. Bu yangınlar, yılların ihmaline, yılların yetersizliğine meydan okuyor.
Yangın uçağınız yoksa, bu toprakları gerçekten sevdiğinizi nasıl söyleyebilirsiniz?
Bu şehir… kimsesiz mi gerçekten? Bu kent, kendi kaderine terk edilmiş bir yetim gibi ağlıyor. Çünkü İzmirliler, İzmir’e sadece yaşanacak bir yer olarak değil, bir sevda gibi baktılar. Doğasına, dağına, ağacına, denizine özen gösterdiler. İzmir’in yeşiline, mavisine gözleri gibi baktılar. Ama şimdi o gözyaşlarıyla dolu gözler, göğe yükselen dumanı izliyor. Çünkü biliyorlar… bu yangın sadece kuru dalları değil, bir halkın yüreğini tutuşturdu.
Sabotaj diyorlar… Belki. Ama bildiğimiz tek şey şu: Önlem alınmadı. Önlem alınmadı çünkü bu toprakları yönetenler, “belki yanmaz” diye umdu. Ama İzmir yandı. Ve bu yangın, sadece İzmir’in meselesi değil artık. Bu Türkiye’nin iç yangınıdır. Bu hepimizin ciğeridir. Çünkü yanan orman, yanan gelecek demektir.
Biliyor musunuz, yeşil bir dağın ortasında yürüyüş yaparken karşınıza çıkan bir sincap yok artık. Dallar arasında neşeyle şakıyan kuşların sesi yok. Sabah serinliğinde burnunuza gelen o reçineli çam kokusu yok. Çünkü biz sadece ağaç kaybetmedik, yaşam kaybettik.
Bir şehir ağlıyor.
Bir kent kabus yaşıyor.
Ve bu kabustan uyanmak için, geç kalıyoruz.
Ey yetkililer, ey bu ülkeyi yönetenler: İzmir sahipsiz bırakmayın. Bu halk, yanan toprağını kendi yüreğiyle söndürmeye çalışıyor. Ama yürekle değil, uçakla söndürülür bu alev. Çocuklar, o yanmış dağlara bakarak büyümemeli. O duman, sadece gökyüzünü değil, vicdanlarınızı da kaplamalı.
Bu yangınlar bitecek elbet. Toprak yeniden yeşerecek. Ama her yeşeren yaprak, bugün yaşananları hatırlatacak. İzmir affetmeyecek… Unutmayacak…
Çünkü biz, nefesimizle birlikte yandık.

Bir Kent Yanıyor, Ciğerlerimizle Birlikte…”
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Egedebirgun.net ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin