Türkiye, son yıllarda ekonomi, iç ve dış politika alanlarında çeşitli değişimlere ve aksiyonlara sahne oldu. Bu dönemin en dikkat çeken yönlerinden biri de hükümetin, asgari ücretli ve dar gelirli kesimlere yönelik izlediği ekonomik politikalarla sıkça gündem oluşturması. Ancak, bu politikaların gerçekte vatandaşın hayatını nasıl etkilediği sorusu, toplumun önemli bir kesiminde hala yanıt bulmamış durumda. Hükümetin ve yandaş medyanın sunduğu “güllük gülistanlık” imajı, gerçek yaşamla arasındaki uçurumla her geçen gün daha belirgin hale geliyor.
Yeni Bir Ülke Kurma Hayali mi?
Bunun en belirgin örneği, hükümetin Suriye politikasındaki yönelimidir. Hükümet, Suriye’deki iç savaştan kaçan milyonlarca Suriyeli’yi Türkiye’de barındırırken, bu kişilere evler yapma ve onları kendi topraklarında yeniden yerleştirme vaadinde bulunuyor. Bu vizyon, “Türkiye’nin gücü” olarak sunuluyor. “Bölgenin en güçlü ülkesi” söylemi, Suriye’nin yeniden inşasının Türkiye’nin eliyle gerçekleşeceği vaadiyle pekiştiriliyor. Ama burada bir soru ortaya çıkıyor: Türkiye’nin içindeki asgari ücretli, emekli, genç ya da işsizler ne durumda? Türkiye’nin gücü, sadece dışarıya gösterilen bir büyüklükle ölçülebilir mi, yoksa halkının yaşam kalitesindeki iyileşmelerle mi?
Asgari Ücretle Hayat Mucizesi Mi?
Suriye’deki iç savaşın ve Esad rejiminin yarattığı tahribatı kabul etmekle birlikte, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yaşadığı zorluklar göz ardı edilmemelidir. Asgari ücretle geçinmeye çalışan bir aile, günlerce akşam yemeği için en temel gıda maddelerine dahi ulaşmakta zorluk çekiyor. Pazara çıktığınızda, çoğu zaman emekli maaşıyla ya da asgari ücretle sadece zaruri ihtiyaçlar karşılanabiliyor. Çürük meyve ve sebzeleri almak zorunda kalan, dondurucularına koyacak bir et bulamayan, kendi çocuklarına yeni yıl için oyuncak alamayan insanlar var. Öyle ki, çöpe atılmaya bırakılan gıda ürünleri, bu insanların hayatta kalabilme mücadelesinin bir parçası haline gelmiş durumda.
Güçlü Bir Ülke Nasıl Olur?
Bir ülkenin gücünü sadece dış politikadaki başarılardan ya da askeri gücünden ölçmek yanıltıcıdır. Gerçek güç, o ülkenin vatandaşlarının yaşam kalitesidir. Ekonomik eşitsizliklerin derinleştiği, işsizliğin arttığı, gençlerin umutsuzca geleceği aradığı, emeklilerin maaşlarını doğru dürüst alıp geçinemediği bir ülkede “güçlü” olmaktan bahsedilemez. Eğer bir ülkede insanların çoğu işsizlik ve yoksullukla boğuşuyorsa, o ülkenin “güçlü” olduğu söylenemez. Bu, sadece bir siyasi söylemdir.
Suriyeliler Mi? Asgari Ücretliler Mi?
Suriye’ye yardım ve destek, insani bir sorumluluktur ve bu, Türkiye’nin tarihi mirasına yakışan bir tavırdır. Ancak aynı duyarlılığı, Türkiye’deki emekli, asgari ücretli, işsiz ve dar gelirli kesimler için de görmek gerekir. Suriyelilere “başımız üstünde yeriniz var” dediğinizde, aynı hassasiyeti kendi vatandaşlarınıza da gösteriyor musunuz? Bir ülkede ev yapma hayali kurarken, kendi ülkenizdeki emekliye, işçiye ve gence adil bir yaşam sunulabiliyor mu? Eğer cevabınız “hayır” ise, o zaman güçlü bir ülke kurmaktan bahsetmek sadece bir hikayeden ibaret kalır.
Bir Ülkenin Gerçek Güzelliği: Adalet ve Eşitlik
Türkiye’nin gerçek gücü, sadece askeri ve ekonomik büyüklükle ölçülmez. Gerçek güç, toplumun her kesiminin hakkını alması, adaletin ve eşitliğin her alanda sağlanmasıyla mümkündür. Eğer bir ülkede asgari ücretle yaşayan insanlar, emekliler ve işsizler huzurlu bir yaşam süremiyorsa, dışarıya güçlü bir imaj sunmak, yalnızca bir yanılsama yaratır. Gerçekten güçlü bir ülke, vatandaşlarının mutlu olduğu, geçim derdinin olmadığı, her bireyin eşit haklara sahip olduğu bir ülkedir.
Türkiye, kendi vatandaşlarının gözünde “güçlü” bir ülke olabilmek için önce içsel dengesini sağlamalı, ekonomi politikalarını halkın gerçek ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirmelidir. Suriye’deki Suriyeliler için başımızı sokacak evler yapmak önemli, fakat unutmamalıyız ki, Türkiye’deki milyonlarca asgari ücretli, emekli ve genç, kendi ülkelerinde bu tür fırsatlara sahip olamıyor. Eğer gerçekten güçlü bir ülke istiyorsak, önce içimizdeki eşitsizlikleri, adaletsizlikleri çözmeliyiz.
Suriye’ye Giden Yol: Bir Yükselen Gücün Sadece Hikayesi mi?
0
Paylaş

