İzmir Barosu seçimlerinde Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu’nun başkan adayı Serhat Sökmen, 18 Ekim’de yapılacak seçimler öncesinde meslektaşlarına sandığa gitme çağrısında bulunarak, yüksek katılımla gerçekleşecek bir seçimin baro başkanının temsil gücünü artıracağını vurguladı.
İzmir Barosu, 18 Ekim’de gerçekleştirilecek seçimlerle yeni başkanını ve yönetimini belirleyecek. Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu’nun başkan adayı Serhat Sökmen, seçim öncesinde gazetemizi ziyaret ederek baro yönetimine ilişkin hedeflerini ve mesleğin sorunlarına yönelik değerlendirmelerini paylaştı. Sökmen, avukat haklarının korunması, mesleki sorunların çözümü ve hukuk devletinin savunulması gerektiğini vurgulayarak seçimde oy kullanması için meslektaşlarına çağrıda bulundu.
İLK İŞİM MENSUBU OLDUĞUM SİYASİ PARTİDEN İSTİFA ETMEK OLDU
Meslek örgütü mücadelesine başladığı gün mensubu olduğu siyasi partiden istifa ettiğini vurgulayan Sökmen, “Siyasi geçmişimi saklayacak bir insan değilim. Bir siyasi parti mensubuydum. Fakat ne zaman ki meslek örgütü mücadelesine çıktım, ilk işim mensubu olduğum siyasi partiden istifa etmek oldu ve herhangi bir partiye de üye olmadım. Çünkü benim vereceğim mücadele meslek mücadelesi, mesleğimizin haklarının mücadelesi. Ben mesleğimizin haklarının mücadelesini verirken her meslektaşıma eşit davranmakla yükümlüyüm. Siyasi yelpazenin en solundan en sağına kadar tüm meslektaşlarıma hizmet götürmekle yükümlüyüm. Eğer siz anlayışı bu şekilde tesis ederseniz ve oturduğunuz masalarda siyasi jargon değil de mesleğinizin haklarının savunulması noktasında bir görüşle karşı taraflara giderseniz baronun o siyasi yaftası da yavaş yavaş eriyecektir. Şimdi buradaki en büyük problemimiz baro başkanlıklarına aday olan ya da baro başkanlıklarına aday olan grupların çoğu siyasi söylemler üzerinden gidiyor. Cumhuriyetçi Avukatlar ‘Baro avukat içindir’ felsefesiyle hareket eden bir grup. Baro avukat içindir diye yola çıktığımızda hangi siyasi parti mensubu meslektaşım olursa olsun, ben onun hakkını savunacağım ve onlara karşı ben siyasi kimliğimle değil baro başkanlığı kimliğimle siyaset aramamış olarak hakkımı arayacağım. Bu bağlamda oradaki ayrımı sağlayabileceğimizi düşünüyorum. Ama siz siyasi partiyi arka bahçesi olacak şekilde şekillendiren bir grubu baroların başına getirirseniz işte bu sorununuz kaçınılmaz oluyor. Ama bizim böyle bir davranışımız olmayacak ama şunu da söyleyebilirim ben açık yüreklilikte Cumhuriyetçi Avukatlar apolitik bir grup değil. Cumhuriyetçi Avukatlar, Atatürk ilke ve devriminden yana taraftır, taraf olmaya da devam edecektir. Ve Atatürk ilke ve devrimleri deyince buradaki altı oku da hepimiz biliyoruz, ne olduğunu da biliyoruz. Sonuç olarak, hukuk devletini gelip bu topluma, bu millete hediye eden kimdir? Atatürk’tür. Demek ki Atatürk bize aynı zamanda hukuk devletini koruma görevi de vermiştir. Zaten avukatlık kanununda barolara verilen görevlerden bir tanesi de hukuk devletinin korunmasıdır. Dolayısıyla hukuk devleti anlayışına ters bir konuya şahit olduğumuzda da grubumuz bir dağ gibi o kararın ya da o hareketin, o hususun karşısında da duracak kapasiteye de sahip. Çünkü her biri cesur, her biri kararlı, vizyoner, bilgili, ne yaptığını bilen meslektaşlardan kurulu bir grubumuz, listemiz oldu” dedi.
EN GÜÇLÜ GRUP CUMHURİYETÇİ AVUKATLAR GRUBU OLARAK GÖZÜKÜYOR
Hukuk devletinin korunması adına da çalışmalar yürüteceklerini belirten Sökmen, “Hukuk devletinin temini noktasında temel hak ve özgürlüklerin korunması noktasında da elbette ki milletimize, topluma en faydalı davranışları, en faydalı çalışmaları da yapacağız. Sadece avukat üzerinden gitmek değil. Zaten en büyük problem de bu. Çağdaş grup, temel hak ve özgürlükler noktasında bir baroculuk anlayışı tesis etmeye çalışıyor veya hep çalışmaları bu faaliyet yönünde yürütüyor, ilerletiyor. Bu onun meslek haklarının savunulması noktasında ya da mesleki sorunlara eğilme noktasında bir baro anlayışından uzaklaştırıyor. Alternatif grup daha çıktı son iki-üç seçimdir. İzmir Avukat Hareketi dediğimiz grup. Onların da mesela ‘biz apolitiğiz, biz ülkedeki siyasi sorunlar ya da mevcut konjonktürle ilgilenmiyoruz, bizim tek derdimiz avukatın sorunu’ sloganıyla çıkan bir grup. Ama o grubun da ‘sadece avukatın sorunu çözeceğim’ diye gelmesi çok doğru değil. Çünkü avukatlık kanunu aynı zamanda hukuk devletinin korunması noktasında barolara bir görev yüklemiştir. Yani sen ben apolitiğim, benim tek derdim avukatın derdi, avukatın sorunu demekle de düzgün bir baroculuk anlayışı tesis edemezsin. Çünkü hakların temini noktası bazen hukuk devletinin korunmasıyla da birebir alakalı. Biz her iki grubun savunduğu bazı hususları ortak paydada alıp kendi dünya görüşümüz doğrultusunda harekete geçirebilecek bir yapıdayız. Bu bağlamda sahadan aldığım izlenimdeki Çağdaş Avukatların değişmesi noktasındaki meslektaşlarımız bir düşüncede ise, burada şu anda Çağdaş Avukatlara alternatif en güçlü grup da Cumhuriyetçi Avukatlar grubu olarak gözüküyor” diye konuştu.
AVUKAT DOSYANIN TARAFI DEĞİLDİR
Mesleğini yaparken saldırıya uğrayanlar avukatlar için çalışma yürüteceklerini ifade eden Sökmen, “Bu konuyla alakalı cezaların ağırlaştırılması, arttırılması ya da etkin bir hukuki takibin yapılması noktasındaki bütün görevlerimizi ifa edeceğiz. Ama buradaki asıl sorun şu: Avukatın itibarı aşağı çekilmeye çalışılıyorken bunu demek istemişti. Avukata saldırı çok normalleştirilmiş durumda. Ama avukat dosyanın tarafı değildir. Avukat savunduğu sanığıyla beraber suç işleyen kişi değildir. Ya da haciz mahallesinde alacaklının doğrudan tarafı değildir. Borçluya gittiği zaman bir haciz mahallesine sadece avukat orada görevini yapıyor. Görevini yapmakta olan bir kişiyi dosyanın tarafı gibi davranıp saldırıya mahal vermekte toplumdaki hukuk anlayışının, topluma avukata bakış açısının bir göstergesi. Bu noktada bizim toplumdaki avukata olan bakış açısını değiştirici faaliyetlerde bulunmamız gerekiyor. Avukatı dosyanın tarafı değil, sadece mesleğini ve kamu görevini ifa etmeye çalışan biri olarak ikna edebilirsek ve toplumdaki algıyı bu yöne çevirebilirsek bence o sorunun çözümü bu noktada başlayacaktır” ifadelerini kullandı.
TÜM MESLEKTAŞLARIMIZI OY KULLANMAYA DAVET EDİYORUM
Meslektaşlarını oy kullanmaya davet eden Sökmen, “Bu dönem baroda toplamda 14 bin 500 kusur üyemiz kayıtlı. Fakat 15 bine yakın meslektaşımızın ne kadarının oy kullanmaya geleceğini bugünden kestirmek güç. Ama şunu da söyleyeyim, bizim en büyük problemimiz Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu olarak meslektaşlarımızın sandığa gelmemesi. Geçmiş dönemlerde son 3-4 dönemdir özellikle meslektaşlarımız bana göre Çağdaş Grubun baroculuk anlayışı sebebiyle meslek örgütlerine olan umudu kaybettiklerinden, inançları kalmadığından “ben baro seçimine de gitmeyeceğim, baro seçimine gidince ya da baro seçiminde oy kullansam ne oluyor, baro benim için ne yapıyor, ne değişecek” de deyip bir oy kullanmama algısı hakim. Bir oy kullanmama ağırlığı hakim meslektaşlarımızda. Bugün eğer gelip meslek örgütüne sahip çıkılmaz ise yarın bir gün haciz mahallinde saldırıya uğrayan, ekonomik açıdan zor durumda olan meslektaşın haklarını savunacak bir örgüt yarın hiç kalmayacak. İşte onu bugünden sahip çıkmamız gerekiyor. O yüzden ben gerçek anlamda meslek için bir şey yapılmasını isteyen bir baro anlayışını talep eden meslektaşların sandığa gelip oy kullanmasını çok önemsiyorum. Bu bağlamda benim bir çağrımdır bütün meslektaşlarıma, hangi gruba üye olurlarsa olsunlar veya hangi gruba oy atmak istiyorlarsa sandığa gelip oy kullansınlar. Çok büyük bir katılımda yapılan bir seçimde, seçilen baro başkanının söylemlerinde daha güçlü ve daha etkili olacağı tartışılmaz. Bilinir ki o baro başkanı gerçekten o baro avukatlarının iradesini temsil eder. Oy kullanmak iki yıl boyunca nasıl bir meslek yaşamı sürdürmek istediğimizin de açıklanması. Bu bağlamda tüm meslektaşlarımızı oy kullanmaya davet ediyorum” dedi.
