19. Yüzyıldaki işçi hareketlerine Kadın hakları mücadelesine dayanan, hem hüzünlü hem de ilham verici geçmişe sahip 8 Mart sadece bir kutlama günü değil; Toplumsal Cinsiyet Eşitliği yolunda katedilen mesafeyi hatırlama ve hala var olan sorunlara dikkat çekme günüdür. 8 Mart; Emeğin, Direnişin ve “can” olmanın meydanlardaki sesidir. Bizler, inancımızda “erkek dişi sorulmaz” diyen bir geleneğin taşıyıcıları olarak, kadına yönelik şiddetin ve savaşın karanlığına karşı ; “72 millete bir nazarla bakan” bir öğretinin ardılları ve temsilcileri olarak, bugün hem haklarımızı savunmak, hem de yaşamın her alanında yok sayılan, şiddete maruz kalan ve savaşın gölgesinde hayatta kalmaya çalışan tüm kadınların sesi olmak için burada alanlardayız.
Çağrımızdır ;
Kadıncık Ana’dan aldığımız güçle; sömürünün, şiddetin ve savaşın son bulduğu bir dünyayı hep birlikte kuracağız. Kimliğimizle, inancımızla ve özgür irademizle haykırıyoruz; Okullarda, İşyerlerimiz de toplumsal hayatta Alevi kadınlar hem inançsal hem de cinsiyet temelli çifte ayrımcılığa maruz kalıyoruz. Baskıya ve yok saymaya son verilsin !.
Kadın Cinayetleri Politiktir / Kadın Cinayetlerini Sonlandırın Durdurun ;
Türkiye’de her geçen gün artan kadın cinayetleri, şüpheli ölümleri, taciz tecavüzler münferit olaylar değil, sistematik bir sorundur. Mevcut yasaların ” iyi hal ” indirimleri , koruma kararlarının uygulanmaması katilleri, failleri cesaretlendirmekte teşvik etmektedir. Cezasızlığın katillere ödül gibi sunulduğu bu düzene “Rızalık ” vermiyoruz !. Bizler, tek bir canımızı daha erkek şiddetine kurban vermeye niyetli değiliz.
Kadın cinayetleri tesadüf değil, eril zihniyetin bir sonucudur . Bu nedenle ” İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz; 6284 sayılı kanunun etkin uygulanmasını ve cezasızlık politikalarına son verilmesini ivediklikle haykırıyor, istiyoruz!.
Hukuksuzluğa ve Savaşa Karşı Anadolu’nun Kadın Çığlığı; Yolumuz Barış, Sözümüz Yaşamdır !
“İncinsen de incitme ” diyen bir gelenekten gelen Alevi Bektaşi Kadınlar olarak 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde savaş tamtamlarının gölgesinde haykırıyoruz;
Bölgede daha doğrusu kıtamız da süregelen işgaller ve saldırılar, sadece yaşam hakkını değil, uluslararası hukuku da açıkça ihlal etmektedir. Sivillerin hedef alınması, temel insani ihtiyaçlara erişimin engellenmesi ve savaş suçları karşısında sessiz kalan dünya kamuoyu bu trajediye ortaktır.
Üçüncü Yol Mümkün ; İran islam Cumhuriyeti gibi katı, nefret dolu bir rejime karşı olunması mümkün olduğu gibi, ABD ve İsrail ‘in haksız, tehlikeli ve yasadışı bir askeri müdahalelerine de karşı olunması durulması mümkündür.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırı girişimleri, Uluslararası Hukukun ve Halkların Egemenlik haklarının açıkça İhlalidir. Tıpkı ABD’nin Venezuella müdahalesi gaspı gibi. Sınırları aşan bu şiddet dalgasının en ağır bedelini, her çatışmada olduğu gibi yine biz kadınlar; yoksulluk , göç ve sistematik şiddetle ödemek zorunda bırakılıyoruz.Savaşın kadın bedeni üzerinden yürütülen bir şiddet aracına dönüşmesine karşı çıkıyoruz.
Sınırların ötesindeki kardeşlerimizin barış içinde yaşama hakkını savunuyoruz.
Ortadoğu’nun kadim topraklarının kan gölüne çevirecek bu emperyalist müdahalelere karşı, can cana durarak barışı savunuyoruz. Savaşın mağduru değil, onurlu bir barışın çağrıcısı savunucusu ve tarafı olacağız.
Alevi-Bektaşi Kadınlar olarak; rengine, diline, inancına bakmaksızın tüm kadınlarla omuz omuza yürümeye devam edeceğiz. Kadın cinayetleri durdurulana, eşit yurttaşlık hakkı tanınana ve coğrafyamıza barış gelene kadar hep beraber el ele omuz omuza meydanlardayız.
Eline, diline, beline sadık kal” düsturuyla; hem yereldeki adaletsizliğe hem de küresel ölçekteki savaş baronlarına karşı barışın ve yaşamın safındayız. Eşit, özgür ve savaşsız bir dünya kurulana dek mücadelemiz sürecektir.
Yaşasın Dünya Kadınları , Kahrolsun Savaşın Karanlığı!
Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü !
Yaşasın Kadın Yaşam Özgürlük !
Jin Jiyan Azadi

