Elif Keleş O.
  1. haberler
  2. Yazarlar
  3. Ege’de Birgün

Ege’de Birgün

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Ben Elif Keleş O., 42 yaşındayım ve gazetecilik kariyerime, ilk yazılarımı yazdığım Alevinet sitesinde başladım. Günlük hayatımda yaşadıklarımı not edip bunları yazıya dökmekten büyük keyif alıyorum. Yeni yerler keşfetmek, gezip gördüğüm yerleri not etmek ve güneş batımını izlemek en büyük hobilerim arasında. Aslen Dersim, Tuncelili olan biri olarak, Ege’de doğup büyüdüm. Hayatım boyunca hem Ege kültürünü benimsedim hem de kendi kökenimdeki kültürü hep kalbimde yaşayıp asimile olmadım. Aynı zamanda Alevi Bektaşi Federasyonu’nda genel başkan yardımcılığı görevini üstlenmiş biri olarak, toplumsal ve kültürel çalışmalara aktif bir şekilde katılıyor ve katkıda bulunuyorum. Özellikle Alevilerin müftedarlığa karşı tepkisi konusunda toplumsal hassasiyet taşıyoruz ve bu konuda oturma eylemleri ve diğer kollektif çalışmalar içerisindeyiz.

Ege Denizi’nin mavi suları, kıyılarını süsleyen beyaz kumları ve yüzyıllara dayanan tarihi, burayı ziyaret eden herkesi büyüler. Gün doğumuyla birlikte uyanan Ege kıyıları, doğanın ve tarihin iç içe geçtiği bir tablo gibi karşınıza çıkar. Bu yazıda, Ege’de geçirdiğim bir günü anlatacağım; bu günün anıları, ruhumu yıllarca besleyecek.

Sabah erken saatlerde, güneş henüz doğarken başlar Ege’de bir gün. Kuş cıvıltıları ve hafif esen rüzgarın sesiyle uyanırım. Şehrin göbeğinde, beton yığınlarının arasında bir apartmanda yaşıyorum. Ancak Ege’nin gerçek yüzü ve güzelliğini keşfettikçe bu bölgeye ilgim ve sevgim artmaya başladı. Bir tatil için geldiğim Ege kıyılarında, kendimi bambaşka bir dünyanın içinde buldum.

Kahvaltı için sahildeki küçük kafelerden birine gidiyorum. Ege mutfağının zenginliğini yansıtan bir kahvaltı sofrası beni bekliyor: Taze beyaz peynir, zeytin, domates, salatalık, ev yapımı reçeller ve mis gibi kokan taze pişmiş ekmek. Yanında, bölgeye özgü aromatik otlarla demlenmiş çay. Kahvaltımı yaparken, denizden dönen balıkçı teknelerinin limana yanaşmasını izliyorum.

Kahvaltıdan sonra, tarihi yerleri keşfetmek üzere yola çıkıyorum. İlk durağım, antik bir Yunan kenti olan Efes. Efes, tarih boyunca önemli bir ticaret merkezi olmuş ve Roma İmparatorluğu döneminde de büyük bir şehir olarak varlığını sürdürmüş. Efes’in taş döşeli caddelerinde yürürken, kendimi tarihin derinliklerinde kaybolmuş gibi hissediyorum. Antik tiyatro, Artemis Tapınağı ve Celsus Kütüphanesi gibi yapılar, antik dönemin ihtişamını gözler önüne seriyor. Rehberimizin anlattığı hikayeler, bu antik kentin canlı bir müze gibi her köşesinde tarihin izlerini taşıdığını bir kez daha hatırlatıyor.

Efes’ten ayrıldıktan sonra, yakındaki bir bağa uğruyorum. Ege Bölgesi’nin üzüm bağları, dünya çapında ünlü şarapların üretildiği yerlerdir. Bağın sahipleri, büyük bir misafirperverlikle beni karşılıyor ve şarap yapımının inceliklerini anlatıyor. Üzüm tarlaları arasında yaptığımız gezinti, doğanın güzelliklerini bir kez daha gözler önüne seriyor. Tadım için hazırlanan masada, çeşitli şarapları denerken, bağbozumu hikayelerini dinliyorum. Bu şarapların her biri, bölgenin ikliminin ve toprağının kendine has özelliklerini yansıtıyor.

Gün ortasında, sahilde bir mola veriyorum. Yavaşça denize giriyor ve Ege’nin serin sularında yüzüyorum. Sahilin ince kumları ayaklarımı gıdıklarken, denizin ferahlığı tüm yorgunluğumu alıp götürüyor. Sahil boyunca yürüyüş yaparak, deniz kabukları topluyorum ve çocukluğumun anılarını canlandırıyorum. Güneş, yavaş yavaş denizin üzerinde batarken, gökyüzü kızıl ve turuncunun bin bir tonuna bürünüyor. Bu manzara karşısında, Ege’nin büyüsü bir kez daha kalbimi fethediyor.

Gecenin ilerleyen saatlerinde, sahilde küçük bir tavernaya gidiyorum. Yerel müzisyenlerin çaldığı canlı müzik eşliğinde, dostlarla sohbet ediyor ve keyifli dakikalar geçiriyorum. Ege’nin sakinliği ve huzuru, geceye de yansıyor. Yıldızların altında, denizin hafif dalga sesleriyle günü bitiriyorum.

Ege’de bir gün, doğanın, tarihin ve insanın iç içe geçtiği eşsiz bir deneyim sunar. Bu güzelliklerin her biri, Ege’nin ruhunu ve özünü yansıtır. Ege’de geçirilen bir gün, sadece bir tatil değil, aynı zamanda ruhu besleyen ve yenileyen bir yolculuktur. Her adımda, Ege’nin büyüleyici atmosferi içinde, zamanın nasıl geçtiğini anlamazsınız. Bu eşsiz deneyimi yaşamak için, Ege’ye bir gün değil, ömür boyu aşık olabilirsiniz.

“Ege’de bir gün” için ilk yazım olarak uzun oldu fakat düşüncelerimi okuduğunuz için sizlere çok teşekkür ederim.

Ege’de Birgün
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Egedebirgun.net ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin