Elif Keleş O.
  1. haberler
  2. Yazarlar
  3. Özgürlüğün Yolunda

Özgürlüğün Yolunda

featured
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

16 Eylül 2022’de Tahran’da ahlak polisleri tarafından katledilen Jina Emini, tüm dünya kadınlarının isyanının sembolü oldu. Jina’nın saç tellerine dokunan devletin eli, aslında bütün kadınların yaşamına, iradesine ve özgürlüğüne uzanıyordu. Onun ardından meydanlarda yankılanan “Jin, Jiyan,Azadi” sloganı, yalnızca İran sokaklarının değil, bütün insanlığın vicdanında yer buldu.

Ama zulüm yalnız İran’a mahsus değil. Bu topraklarda da kadınların yaşamı erkek şiddetine, devletin cezasızlık politikalarına ve iktidarın kadın düşmanı zihniyetine terk edilmiş durumda. Türkiye’de her gün bir kadın, sevdiği, boşandığı, reddettiği erkek tarafından katlediliyor. Daha bir hafta önce Ankara’da, Başak Gürkan, kendi evladının gözleri önünde, eşi ve kayınpederi tarafından boğazı kesilerek hayattan koparıldı. Bir kadının yaşamı, en yakınındaki erkeklerin elinde böylesine vahşice son buldu.

Bu ülkede kadınların tek güvencesi olması gereken İstanbul Sözleşmesi, bir gece yarısı kararnamesiyle feshedildi. Sözleşmeyi “aileye tehdit” olarak görenler, aslında kadınların eşit yurttaşlık hakkını, özgür yaşam iradesini hedef aldı. Bugün her yeni kadın cinayetinde o imzanın çekilmesinin payı var. Çünkü İstanbul Sözleşmesi kadınlar için bir yaşam güvencesiydi, devlet ise bu güvenceden bilinçli şekilde vazgeçti.

Alevi inancında kadın, erkeğin gölgesi değil, hakikatin yarısıdır. Rızalık ceminde kadın ve erkek yan yana oturur. Yol, cinsiyetler arasında hiyerarşi değil, eşitlik üzerine kuruludur. Oysa bugünün iktidar düzeni kadını yok sayıyor, onu itaate zorluyor, sözünü susturuyor. Kadın cinayetleri karşısında suskun kalan devlet, bu kanın ortağıdır.

Biliyoruz’ki, bir kadının boğazı kesildiğinde insanlığın sesi kesilir. Bir kadının saçından çekilerek sokak ortasında sürüklenmesi, aslında bütün toplumun sürüklenmesidir. Pir Sultan’ın “Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan” deyişiyle, kadınların özgürlük yolundan dönmeye niyetimiz yoktur. Seyit Rıza’nın idam sehpasında haykırdığı gibi, yalanın ve hilenin düzenine karşı hakikati savunmak bizim borcumuzdur.

Bugün, Jina’nın Başak’ın, ve adı sokak aralarında unutulmuş nice kadının anısı bize şunu haykırıyor. “Yaşamak direnmektir.” Kadınların özgürlük mücadelesi, halkların özgürlük mücadelesinden ayrı değildir. Erkek şiddetine, devletin cezasızlık zırhına ve kadın bedenini denetim altına almak isteyen iktidar anlayışına karşı, kadınların ve halkların birliğiyle eşit, özgür bir yaşamı kuracağız.

Jina Eminin katledilişinin üçüncü yıl dönümünde, Başak Gürkan’ı ve katledilen tüm kadınları saygıyla anarken, sözümüz nettir. Ne zulme boyun eğeriz, ne de kadınların özgürlük çığlığını susturmaya çalışanlara rıza gösteririz.

Özgürlüğün Yolunda
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Egedebirgun.net ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin