Elif Keleş O.
  1. haberler
  2. Yazarlar
  3. Halkın İradesine Darbe Türkiye’yi Kaosa Sürükleyen Sessiz Çığlıklar

Halkın İradesine Darbe Türkiye’yi Kaosa Sürükleyen Sessiz Çığlıklar

featured
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye’nin dört bir yanında yaşanan olaylar, ülkede derin bir kaosun habercisi gibi. Bir yanda baskı, öte yanda direniş var. Söze nereden başlayacağımı bilemedim. Gencecik Narin’in acı ölümüyle yüreğimizin sızısını dindiremezken, İran’da kadınların eşitlik ve özgürlük uğruna verdikleri mücadele tüm bölgeye ilham oluyor. Ancak bu yürek burkan hikayeler, Türkiye’nin farklı köşelerinde de yankılanıyor; İstanbul’un kalabalık mahallelerinden Urfa’nın gözlerden uzak ilçesi Halfeti’ye kadar her yerde halk, iradesine sahip çıkma çabasında. Halkın, kendi seçtiği yöneticilerle bile özgürce yola devam etmesine izin verilmezken, hukuk ilkeleri derin bir yara alıyor.

İstanbul’da ve Mardin, Batman gibi illerde kayyum atamaları, halkın iradesinin yok sayılmasını gözler önüne seriyor. Belediye başkanlarının görevden alınıp yerlerine hukuksuzca kayyum atanması, adalete olan inancı zayıflatmakla kalmıyor; halkla güvenlik güçlerini karşı karşıya getiriyor. Seçimle göreve gelen başkanların hiçbir somut gerekçe olmaksızın görevden alınması, demokrasiye indirilmiş ağır bir darbe.

Ancak sorun burada da bitmiyor. Bir siyasi partinin genel başkanının Aleviler ve Kürtler hakkında kullandığı ayrımcı, incitici ifadeler, toplumdaki kırılgan birlik ve barış ortamını derinden sarsıyor. Nefret dilini körükleyen bu tarz açıklamalar, yalnızca bir toplumsal kesimi hedef almakla kalmıyor; tüm toplumu zehirliyor, halk arasında kin ve nefret tohumları serpiyor.

Türkiye’de yaşayan herkesin temel hak ve özgürlüklerinin korunması gerektiğini hatırlatmak zorundayız. Çünkü halkın iradesi, en yüksek hukuksal değerdir ve bu değerin zedelenmesi, ülkeyi derin bir kaosa sürükleyebilir. Her şeyin ötesinde, Alevi ve Kürt topluluklarına yönelik ayrımcı söylemler, Türkiye’nin çokkültürlü dokusuna zarar veriyor ve toplumsal barışı tehdit ediyor.

Bu noktada şunu sormak gerekiyor: Devletin, farklı etnik kökenlere ve inançlara sahip vatandaşlarına karşı tutumu neden bu kadar sert? Toplumdaki her birey, kendini ifade etme ve var olma hakkına sahip değil mi? Alevilere ve Kürtlere yönelik nefret söylemi, toplumsal birliğe hiçbir katkı sunmamakla kalmıyor, aksine toplumu bölüyor.

Gazetecilerin, hukukçuların, akademisyenlerin, hak savunucularının görevi, bu haksızlıkları yazmak, halka doğruları göstermek ve haksızlık karşısında sessiz kalmamaktır. Türkiye’nin geleceğini güvence altına almak, hukukun üstünlüğünü tesis etmekle mümkündür. Devlet, kendi halkına, halkın iradesine saygı göstermediği müddetçe, ülkede ne adalet sağlanabilir ne de kalıcı bir huzurdan söz edilebilir.

Halkın İradesine Darbe Türkiye’yi Kaosa Sürükleyen Sessiz Çığlıklar
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Egedebirgun.net ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin