Doğan Beyazgül
  1. haberler
  2. Yazarlar
  3. Türkiye’nin Müjde Beklentisi: Ekonomik Kriz ve Hukukun Üstünlüğü Üzerine

Türkiye’nin Müjde Beklentisi: Ekonomik Kriz ve Hukukun Üstünlüğü Üzerine

featured
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Cumhurbaşkanının son açıklamaları ve Türkiye’deki ekonomik ve sosyal durum, birçok kesim için adeta bir beklenti halini almış durumda. “Müjde” denilince akla ne geliyor? Bugün Türkiye’de müjde, genellikle hükümetin attığı adımlar veya vaat ettiği iyileştirmelerle ilişkilendiriliyor. Ancak bu müjdeler, halkın büyük bir kısmı için gerçek anlamda bir çözüm sunmaktan uzak, ekonomik krizin pençesindeki yoksullaşmış kesimlerin acılarını dindirmektense, daha çok ideolojik ve yüzeysel vaadlerle sınırlı kalıyor.

Son zamanlarda sıkça dile getirilen aile politikasına yönelik teşvikler, özellikle üç çocuk yapma önerileri, geniş halk kesimleri tarafından karşılık bulmuyor. Üç çocuk yapmanın ekonomik ve toplumsal açıdan getirdiği yüklerin altında ezilen vatandaşlar, “aile”yi kurtaracak temel koşulların neler olduğunu sorguluyor. İnsanlar, çocuk sahibi olmanın getirdiği maddi ve manevi yükleri karşılayacak güvenceyi devletten bekliyor. Oysa bugün Türkiye’de asgari ücretle geçinen, açlık sınırında yaşamaya çalışan, emekli maaşlarıyla geçinmeye çabalayan milyonlarca insan var. Ekonomik daralma, yüksek enflasyon, artan yaşam maliyetleri ve işsizlik gibi faktörler, ailelerin çocuk yapma konusunda daha temkinli olmasına neden oluyor. Cumhurbaşkanının önerdiği “üç çocuk” vaadi, birçok insan için gerçekte bir çözüm değil, halkın yaşadığı zorlukların göz ardı edilmesinden başka bir şey değil.

Bir diğer dikkat çeken gelişme, Beşiktaş Belediye Başkanı Şafak Operasyonu ile gözaltına alındı. Hukukun üstünlüğü, temel hak ve özgürlükler ile demokrasi konusunda verilen sözlerin tam tersine, ülke siyaseti ne yazık ki daha fazla baskı, tutuklama ve muhalefet üzerindeki kısıtlamalarla şekilleniyor. Özellikle AKP iktidarının yerel yönetimler üzerindeki etkisi, belediyelere kayyum atanması, yerel seçimlerde halkın iradesinin hiçe sayılması gibi pratiklerle adeta yerle bir edilmiş durumda. Belediyelerin kayyumlarla yönetilmesi, halkın kendi seçtiği yöneticilere güveninin sarsılmasına neden oluyor ve bu da halkın demokrasiye olan inancını ciddi şekilde zedeliyor.

Cumhurbaşkanının “müjde” vaatlerinden bir diğer önemli nokta da ekonomi. Türkiye’nin büyük bir kısmı geçim sıkıntısı çekiyor, pazar artıklarıyla geçinen insanlar var. Gıda enflasyonunun zirveye çıkmasıyla birlikte, dar gelirli kesimlerin durumu giderek daha da zorlaşıyor. Bu noktada, hükümetin vaat ettiği ekonomik düzenlemeler daha fazla hayal kırıklığına yol açmakta. Peki, ekonomiyi düzeltecek gerçek anlamda bir çözüm var mı? Asgari ücretlilerin, emeklilerin, işçilerin ve çiftçilerin sesine kulak verilmeli. “Asgari ücret”le çalışan bir insanın geçinebilmesi için devletin gerçek bir ücret artışı sağlaması, ev kiralarındaki fahiş artışların önüne geçmesi, temel gıda maddelerinin erişilebilir fiyatlarla sunulması gerekiyor. Aynı şekilde, çiftçilerin desteklenmesi, traktörünü satmayan, tarlasına haciz gelmeyen, üretmeye devam eden bir Türkiye vaat edilmelidir. Bugün tarım sektörü, ithalatla desteklenmeye çalışılıyor ama bu, uzun vadede sürdürülebilir bir çözüm değil. Tarım politikaları, çiftçiyi güvence altına almalı ve yerli üretimi teşvik etmelidir.

Türkiye’de demokrasi, hukukun üstünlüğü, eşitlik ve özgürlük gibi kavramlar her geçen gün daha fazla zedeleniyor. Bir ülkenin kalkınması sadece ekonomik göstergelere bağlı değildir. Adaletin, hukukun, insan haklarının ve temel özgürlüklerin güvencesi, halkın refah seviyesinin yükselmesinde en az ekonomi kadar önemlidir. Bugün Türkiye’de her 10 gençten 7’sinin yurtdışına çıkma isteği, umutsuzluk ve çaresizlikten kaynaklanıyor. İnsanlar, bir geleceğe dair güven duygusunu kaybetmiş durumda. Gençlerin en büyük umudu, yasalar karşısında eşitlik, özgürlük ve güven içinde yaşayabilecekleri bir ülke hayali. Ne yazık ki, bu hayal her geçen gün uzaklaşıyor.

Eğer gerçekten bir müjde verilecekse, bu müjde halkın temel haklarını güvence altına alacak, insanların yaşam standartlarını yükseltecek, adaletin sağlandığı, çocukların açlıktan ölmediği, kadınların güvende olduğu, işçilerin ve çiftçilerin refah içinde yaşadığı bir ülke için olmalıdır. Müjde, yalnızca ideolojik söylemlerle değil, somut adımlarla verilmeli ve halkın temel ihtiyaçlarına gerçek anlamda çözüm getirmelidir. Bu, ancak gerçek bir hukuk devleti, güçlü bir demokrasi ve ekonomik adaletle mümkün olacaktır.

Türkiye’nin Müjde Beklentisi: Ekonomik Kriz ve Hukukun Üstünlüğü Üzerine
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Egedebirgun.net ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin