Saçlarında ilkbahar, yüzünde badem çiçekleri taşıyan, aşk ile semah duran, genç, çocuk, aydın ve sanatçıların katledildiği 2 Temmuz 1993 tarihini anmak, sadece onların anısını yaşatmak değil; aynı zamanda ülkemizin karanlık tarihine ışık tutmak anlamına gelir. Madımak Oteli’nde yaşanan bu trajedi, yalnızca 33 canı değil, aynı zamanda insanlığın vicdanını ve toplumsal barış umutlarını da derin yaralarla baş başa bıraktı.
Madımak Katliamı, ülkemizin yüzleşmekten kaçındığı, ancak asla unutulmaması gereken acı dolu bir hesaplaşmadır. Bu katliamın sorumluları sadece o günün saldırganları değil; aynı zamanda bu kin ve nefreti besleyen, hoşgörüsüzlük tohumlarını eken ve toplumu kutuplaştıran anlayışın ta kendisidir.
O gün, otel içinde diri diri yakılarak can verenlerin çığlıkları, vicdan sahibi herkesin kulaklarında yankılanmalı. Bu vahşet, sadece bireysel bir nefretin sonucu değil; toplumsal yapının derinlerinde yatan hoşgörüsüzlük, cehalet ve ötekileştirme politikalarının ürünüydü. Madımak Oteli, o gün sadece bir bina değildi; bir semboldü. Aydınlığın, sanatın, düşüncenin ve insan sevgisinin sembolüydü. Ve o gün, bu sembol karanlığın ve vahşetin hedefi oldu.
33 canın hatırası, bize bir kez daha hatırlatmalı ki, farklılıklarımız zenginliğimizdir ve bu zenginliği korumak, barış içinde bir arada yaşamak için çaba göstermek hepimizin sorumluluğudur. Madımak Katliamı’nın yarattığı derin acı ve travma, sadece o gün orada bulunanların değil; tüm Türkiye’nin ortak acısıdır. Bu acıyı paylaşmak, yaraları sarmak ve bir daha böyle acıların yaşanmaması için toplumsal barış ve hoşgörüye dayalı bir geleceği inşa etmek zorundayız.
Madımak Katliamı’nın üstünden geçen 31 yıl boyunca, adaletin tecelli etmesi yönündeki beklentiler maalesef tam anlamıyla karşılanmadı. Sorumluların cezalandırılması ve toplumun bu tür olayların tekrarına karşı bilinçlendirilmesi gereklidir. Unutmamak ve unutturmamak, bu acının tekrarlanmaması için bir zorunluluktur. Her 2 Temmuz, Madımak’ta yitirdiğimiz canları anmak ve onlardan aldığımız güçle, daha aydınlık ve barış içinde bir gelecek için mücadele etmek adına bir fırsattır.
Madımak Katliamı’nda yitirdiğimiz canların anısı önünde saygıyla eğilirken, ülkemizin bu tür acıları bir daha yaşamaması için hepimize düşen görevleri bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Unutmayacağız ve unutturmayacağız; çünkü Madımak, hepimizin yüreğinde, vicdanında ve hafızasında yaşamaya devam ediyor.Madımak Katliamı: Unutmanın ve Unutturmanın İmkansızlığı

