Türkiye, 47 yıl sonra Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) yerel seçimlerde birinci parti olarak zafer kazanmasına tanık oldu. Bu zafer, AKP’nin kötü ekonomi politikalarının, artan işsizliğin, emeklilerin ve asgari ücretlilerin yaşadığı zorlukların ve genel olarak toplumun demokratik bir ülke talebinin bir yansıması olarak ortaya çıktı. Özgür Özel’in “Geçim yoksa seçim olacak” söylemi, halkın yaşadığı ekonomik sıkıntıları ve değişim arzusunu açıkça dile getirdi.
CHP’nin bu başarısı, sadece ekonomik faktörlere dayanmıyor. CHP’li belediyelerin, özellikle büyükşehirlerde uyguladığı sosyal belediyecilik anlayışı, halkın gözünde büyük bir memnuniyet yaratmış durumda. İstanbul ve Ankara başta olmak üzere, CHP’nin yönettiği belediyelerde hayata geçirilen sosyal projeler, halkın desteğini kazanarak CHP’nin yerel seçimlerde birinci parti olmasına önemli katkıda bulundu.
Ancak, CHP’li belediyelerin bu başarısı merkezi hükümetin baskıları ile karşı karşıya. Cumhurbaşkanı, daha önceki bir yerel seçimde CHP’li belediyeleri “topal ördek” olarak nitelendirmiş ve merkezi hükümetin desteği olmadan başarılı olamayacaklarını ima etmişti. Bugün ise, CHP’li belediyeler, hem tasarruf tedbirleri hem de birikmiş SGK borçları üzerinden zor duruma sokulmaya çalışılıyor. Halkın gözünde, çöp toplamayan, ulaşımı sağlayamayan ve sosyal belediyecilik anlayışını engellemeye çalışan bir yaklaşım sergileniyor.
Bu durum, merkezi hükümetin, 81 milyon vatandaşın vergisini alarak herkese eşit mesafede olması gerektiği gerçeğiyle çelişiyor. CHP’li belediyelere yönelik bu baskılar, halk arasında büyük bir tepki yaratmakta ve AKP’nin demokratik ve adil bir yönetim anlayışından uzaklaştığı algısını güçlendirmektedir. Bugün AKP’ye yakın araştırma şirketleri bile, olası bir genel seçimde CHP’nin yüksek oranda oy alabileceğini göstermektedir.
CHP’nin yerel seçimlerdeki başarısı, AKP’nin kötü yönetiminin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Ancak, CHP’nin bu başarıyı sürdürebilmesi ve halkın beklentilerini karşılayabilmesi için zaman gerekmektedir. Yeni kazanılan belediyelerde sosyal belediyecilik anlayışının hayata geçirilmesi, halkın desteğini kazanmak ve başarılı olmak için büyük önem taşımaktadır.
Sonuç olarak, Türkiye’nin siyasi geleceği, merkezi hükümet ile ana muhalefet partisinin işbirliği yaparak ülkenin sorunlarını çözme kapasitesine bağlıdır. Siyasetin normalleşmesi, müzakere ve işbirliği ile yönetilecek bir süreç olmalıdır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin zaferi, halkın değişim ve demokratik bir yönetim talebinin açık bir göstergesidir. Bu süreç doğru yönetilirse, CHP’nin yerel seçimlerdeki başarısını genel seçimlerde de sürdürebilmesi mümkün olacaktır.

