Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK), İzmir’de yürütülen bazı önemli davalarla ilgili dikkat çeken bir adım attı. İzmir 17. ve 28. Asliye Ceza Mahkemesi’nde tutuklu sanıkların tahliyesine hükmeden hâkimler, bulundukları görevlerden alınarak ağır ceza mahkemelerinde üye hâkim olarak görevlendirildi. Ayrıca, İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesi ikiye ayrıldı ve ikinci bir başkan ile yeni bir heyet oluşturuldu. Hangi davalara hangi heyetin bakacağı ise mahkeme başkanları ve komisyonun ortak kararıyla belirlenecek.
Konuya ilişkin CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal’dan tepki geldi. Tanal, sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda, Türkiye’de son dönemde yaşanan bazı davalar üzerinden yargı bağımsızlığına yönelik sert eleştirilerde bulundu.
Tanal, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
Türkiye’de son dönemde yaşanan Ayşe Barım, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Ekrem İmamoğlu davaları, yargı bağımsızlığının nasıl sistematik biçimde zedelendiğinin somut kanıtlarıdır.
- Ayşe Barım’ın tahliyesine karar veren hâkim F.K,görev yerinin değiştirilip hakkında soruşturma açılması;
- İzmir 17. ve 28. Asliye Ceza hâkimlerinin, İzmir Büyükşehir Belediyesi davasında tahliye kararı verdikleri için Ağır Ceza Mahkemesi’ne kaydırılması;
- İmamoğlu davasında “tüm suçlardan beraat etmeli” şerhini koyan Ağır Ceza hâkiminin cezai yargılama alanından alınarak İş Mahkemesi’ne gönderilmesi,
Anayasa’nın 37., 138. ve 139. maddelerinde güvence altına alınan kanunî hâkim güvencesi, yargı bağımsızlığı ve hâkim teminatının açık ihlalidir.
Bu tasarruflar, hâkimlerin yargısal kanaatleri nedeniyle fiilen cezalandırıldığı algısını pekiştirerek, hem yargının tarafsızlığı hem de toplumun adalet duygusu üzerinde yıkıcı bir etki yaratmaktadır.
Anayasa, hâkimlerin yalnızca hukuka ve vicdani kanaatlerine göre karar vermesini emrederken, siyasi iktidarın hoşuna gitmeyen kararlar sonrası yapılan idari müdahaleler, yargıyı yürütmenin sopası haline getirmekte, bağımsız yargıyı fiilen ortadan kaldırmaktadır.
Unutulmamalıdır ki hâkim teminatı sadece hâkimleri değil, 85 milyon yurttaşın adil yargılanma hakkını koruyan bir kalkandır.
Bu kalkana vurulan her darbe, toplumun hukuk güvenliğini zayıflatır, demokrasinin temel direklerini yıkar. Bugün bu davalarda hâkimlere yapılan, yarın herkesin özgürlüğünü, mülkiyetini ve temel haklarını tehdit edecektir.
Adaletin olmadığı yerde hukuk devleti de, demokrasi de yaşayamaz.



