İzmir Büyükşehir Belediyesi, kamuoyuna yansıyan ve duruşma salonunda “Cemil Tugay, Tunç Soyer ile siyasi hesaplaşma güdüyor” iddialarına neden olan davaya müdahillik konusuyla ilgili resmi açıklama yaptı. Başvurunun 38 gün önce (8 Eylül) yapıldığını ve UYAP’ta açık olduğunu belirten belediye yönetimi, “İşlem siyasi değil, kurumsal hakları korumaya dönük rutin bir prosedürdür” mesajı verdi.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, önceki döneme ilişkin yürütülen bir kamu davasına katılma (müdahil olma) talebi üzerinden başlatılan tartışmalar ve “siyasi hesaplaşma” iddiaları üzerine kamuoyunu bilgilendiren kapsamlı bir açıklama yayınladı.
Duruşmada sanık müdafilerince dile getirilen “Büyükşehir önceki beyanından döndü, Cemil Tugay Tunç Soyer’in cezalandırılmasını istiyor” şeklindeki ithamlara doğrudan yanıt veren belediye yönetimi; sürecin siyasallaştırılmak istendiğini, oysa atılan adımın kamu haklarını korumaya yönelik rutin ve kurumsal bir refleks olduğunu kaydetti.
“BAŞVURU YENİ DEĞİL, 38 GÜN ÖNCE YAPILDI”
Açıklamada, davaya katılma talebinin güncel siyasi tartışmaların ya da duruşma anının bir ürünü olmadığı özellikle vurgulandı. Dilekçenin 8 Eylül 2026 tarihinde mahkemeye sunulduğu belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
“İddiaların aksine, söz konusu katılma talebi güncel gelişmeler üzerine yapılmış yeni bir başvuru olmayıp, 08.09.2026 tarihinde dosyaya sunulmuştur. Bu başvuru, belediyemizin geçmişten bu yana sürdürdüğü kurumsal hukuki takip uygulamaları ve hukuki sorumluluk anlayışı çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Söz konusu başvuru 38 gün önce yapılmış olup aynı tarihten itibaren UYAP sistemi üzerinden dosyayı takip eden taraf avukatlarının inceleyebileceği durumdadır. Katılma talebinin, başvurudan sonraki ilk duruşmada mahkemece ele alınacağı da ceza yargılamasının bilinen usulüdür. Dolayısıyla bugün ortaya çıkmış yeni bir karar veya sonradan değişmiş bir kurumsal irade söz konusu değildir.”
“SUÇLULUK İRADESİ DEĞİL, USULİ HAK KAYBINI ÖNLEME HAMLESİ”
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 237 ve 238. maddeleri gereğince kamu tüzel kişiliğinin haklarının takip edilmesinin kurumsal bir zorunluluk olduğuna dikkat çeken Büyükşehir Belediyesi, bu başvurunun kimse için peşin bir suçlama içermediğini bildirdi:
“Belediyemiz tarafından yürütülen yargısal takip faaliyetlerinin temel amacı, belediye tüzel kişiliğinin hak ve menfaatlerinin korunması ve hukuki süreçlerde herhangi bir usuli hak kaybına neden olunmamasıdır. Bu kapsamda yapılan katılma başvurusu, kamu zararının gerçekleştiğinin kabulü veya herhangi bir sanığın suçluluğuna ilişkin bir irade açıklaması olmayıp, belediyemizin hukuki menfaatlerinin korunmasına yönelik olağan bir usul işlemidir.”
“ÖNCEKİ BAŞKANLAR DÖNEMİNDE DE RUTİN OLARAK YAPILDI”
Büyükşehir Belediyesi açıklamasında, söz konusu uygulamanın mevcut yönetime ya da bu davaya mahsus olmadığının, geçmiş dönemlerde de uygulanan yerleşik bir teamül olduğunun altını çizdi:
“Nitekim bu uygulama yeni veya söz konusu davaya özgü değildir. Önceki belediye başkanlarının görev dönemlerinde de benzer nitelikteki birçok ceza yargılamasında belediyemiz adına katılma talebinde bulunulmuş olup, halen devam eden farklı ceza yargılamalarında da aynı hukuki yaklaşım doğrultusunda katılma talepleri rutin olarak gerçekleştirilmektedir. Katılma talebi hakkında karar verme yetkisi mahkemeye ait olup, yargılamaya konu suçlamaların ve varsa kamu zararının değerlendirilmesi de yargı mercilerinin görev ve yetkisindedir.”
“SİYASİ BİR HESAPLAŞMA İLE BAĞDAŞMIYOR”
Açıklamanın sonuç bölümünde sürecin siyasi bir çekişme zeminine çekilmesine tepki gösterilerek şu mesaj verildi:
“Hukuki niteliği ve geçmiş uygulamalarla sürekliliği açık olan bu işlemin; önceki değerlendirmelerden dönüldüğü veya siyasi bir hesaplaşma yürütüldüğü şeklinde yorumlanması, başvurunun amacı ve hukuki mahiyetiyle bağdaşmamaktadır. Belediyemiz, tüm yargısal süreçlerde olduğu gibi bu dosyada da kurumsal hak ve menfaatlerin korunması amacıyla, hukukun üstünlüğü ve kamu yararı ilkeleri doğrultusunda hareket etmektedir.”
