YENİ Parti İzmir İl Ön Seçim toplantısında konuşan İzBB Başkanı ve YENİ Parti İl Başkanı adayı Aziz Kocaoğlu, “İzmir’i toparlamak üzere zorunlu olarak adayım. Çağatay Güç benim yanımda duracak. Kol kola yürüyeceğiz. Kol kola yürüyeceğiz” dedi.
YENİ Parti İzmir İl Başkanlığı Kongresi, Tepekule İş Merkezi’nde düzenlenen ilk gün toplantısıyla başladı. İzmir siyasetinin yakından takip ettiği kongrede mevcut İl Başkanı Çağatay Güç ile eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, 18 Ekim Pazar günü gerçekleştirilecek ön seçimde karşı karşıya gelecek.
Kongreye YENİ Parti İzmir milletvekilleri, partili ilçe belediye başkanları, 30 ilçe başkanı, belediye meclis üyeleri ve siyasi parti temsilcileri katıldı. Parti örgütünün yoğun katılım gösterdiği toplantıda, yarın yapılacak il başkanlığı seçimi öncesinde bir araya gelindi.
Divan başkanlığını Ensar Aytekin üstlendi
Kongrenin divan başkanlığını YENİ Parti Yurtiçi Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ensar Aytekin üstlendi. Divan üyeliklerini ise YENİ Parti İzmir İl Başkan Yardımcısı Murat Aydın ile eski Konak Belediye Başkanı Sema Pektaş yaptı.Tansiyon sık sık yükseldi
Kocaoğlu’nun konuşmasına salonda sürekli gerginliğe neden oldu. Kocaoğlu’nun sözleri sık sık bölündü.
Kongrenin ilk gününde protokol konuşmaları ile başlarken, adaylardan ilk olarak Aziz Kocaoğlu sahneye çıktı.
Kocaoğlu’nun konuşmasının satırbaşları şöyle;
“Benim partime ne oluyordu?” diyerek Bornova’da siyasete girdim”
Ailem siyasetle uğraşıyordu. Babam da siyasetle ilgileniyordu. 1954 seçimlerinde, henüz altı yaşındayken mahallede oy pusulası dağıttım. O dönemi gençler hatırlamaz; birleşik oy pusulası yoktu. İnsanlar gelirken kime oy vereceklerse o kişinin pusulasını alırlardı. “Teyze, bunu at; amca, babamın selamı var, bunu at.” diyerek oy pusulalarını dağıtırdım. O günden bugüne siyasetin her alanında görev yaptık. Babam üç kez belediye başkan adayı oldu ve üçünü de ön seçimde kazandı. Partinin geleneğini, yazılı ve yazılı olmayan kurallarını yaşayarak öğrendim. Gençlik kollarında çalıştım. Bornova’da iş hayatına başladıktan sonra da partimize her türlü maddi ve manevi desteği verdim. Ancak siyasete aktif olarak giremedim. Bir nesil siyaset yaparsa maddi açıdan kayba uğrar; ikinci neslin bu kayıpları telafi etmesi, aileyi toparlaması gerekir. Biz de öyle yaptık. 1999 yılında partinin baraj altında kalmasının ardından, “Benim partime ne oluyordu?” diyerek Bornova’da siyasete girdim.
“Bornova’yı toparladık, Büyükşehir’e geçtik”
Bana ilçe başkanlığı teklif edildiğinde, “İlla ben olacağım diye bir iddiam yok. Ben yönetim kuruluna gireceğim, partime hizmet edeceğim.” dedim. O dönem il başkanı adayımız olan Alaattin Yüksel Beyefendi de aynı kongrede buradaydı. Bana, “İlde beraber çalışalım.” dedi. Ben de “Koordinasyonu ben sağlayayım. Bornova’yı biliyorum. Bornova’da partiyi büyüteceğim, partiyi toparlayacağım.” dedim. Ve Bornova’da partiyi toparladık. İlk seçim için de her şeyi hazırladık. Adayımıza gereken desteği vermek üzere çalıştık. Genel merkez beni aday gösterdi. İpi göğüslerdik. Çalışmaya başladıktan sonra, efsane başkanımız Ahmet Piriştina’nın vefatının ardından, Allah rahmet eylesin, İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis Grubu beni Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday gösterdi. Meclisin de onayıyla önce iki ay Bornova Belediye Başkanlığı, ardından İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini yaptım.
