Dünya kadınlar günü…Henüz bugünün sebebini bilmeden çiçeklerle, böceklerle yapılan kutlamalar kadınların kurtuluşu oldu mu?
Binlerce yıldır kadına yüklenen yükler, kadının köleliğe mahkum edilişi, satılması, yakılması, taşlanması, örtülmesi, şahit olarak sayılmaması, kuluçka makinası görevlisi olması sorunları çözüldü mü? Ya kadın cinayetleri? Kadının yediği dayaklar? Kadının uğradığı tacizler? Çocuk yaşta ki kız çocuklarının satılması? Tecavüzler… Hallettik mi bugün hepsini?
Hayır.
Tüketime endeksli dünya sisteminin anlamını yitirtip tüketim odaklı bir gün ilan etmesi ile burjuvazi yaşamın sahte uşaklarının ellerinde çiçekler, hediyelerle sahtekarca kullandıklarıbirgün.
Fabrikada ki o işçi kadınların sadece haklarını talep ettikleri için yakılmalarını andımı dünya?
Dünyada iki tip kadın var…Biri ezilenler diğeri ezilenlerin hakkına girenler.
Feodal ailelerde doğan kadınların istekleri ne olacak? Maddi olanakları olmadığından dayağa, tecavüze hatta ölüme boyun eğen kadınlar ne olacak? Bir erkeğin beş dakikalık zevki için çocuk dünyaya getirip yine o erkeğin zevki doğrultusunda yaşayıp çocuğunu kadının omuzlarına yıkmasıyla kadın ve erkek rolünü üstlenen kadınlar ne olacak? Kadın gitmek istiyor diye öldürülen kadınlar ne olacak?
Dünya kadınlar günü yok sayılan kadının adının önce kabul görmesi ile olur ki o da yılda bir gün olmaz.
Gelelim burjuva kısmına…Ortalıkta açılan saçılan, et parçası olarak hatta erkeğin seks oyuncağı olarak gezen kadınlara! Kadının özgürlüğü bedenini fütursuzca ortalığa sererek olmaz! Kadının özgürlüğü yaşadığı lüks yaşamı ulu orta her yerde sergilemesi ile de olmaz.
Kadın bakıldığında her işi hemen hemen yapabilir ancak kadın zarif bir varlıktır. Kadın dişidir. Erkeksi hiçbir iş, hiçbir sorumluluk kadına yüklenemez, yüklenmemelidir. Kadın, bugün tır şoförlüğü yapıyor, kadın bugün en ağır işlerde çalışmak zorunda kalıyor. Sadece varlığını devam ettirebilmek için.
Kadının özgürleşmedi, kadın erkeksi bir hale büründü. Kadın, kimliğinden uzaklaştırıldı ve kadınlar farkında olmadan bu kimliğe büründü. Kadın sadece kimlikte kadın kaldı ki o bile değişti. Kadınlar günü diye birşey kutlanacaksa yeryüzünde şayet, önce kadın kimliğinin, haklarının farkına varmalı ve önce kendini aile ve toplumun dogmalarından kurtarıp, sağlam bir şekilde ayaklarının üzerine basıp, çıplaklığın özgürlük olmadığını, dağınık yataklarda sabahlamanın da özgürlük olmadığını anlamalı ve hakları için savaşmalı, tıpkı o fabrikada yakılan kadınlar gibi. Kadın cesur olmak zorundadır ki dünyada yaratılan erkek hegamonyasına meydan okuyabilmesi için.Dünyada ki tüm kadınlar ne zaman aynı hak ve hürriyete sahip olursa ve kadın kadının düşmanı olmaktan vazgeçip birbirini sarıp sarmalarsa işte o gün kadının günü de olur, ömrü de…

