Takvimler değişirken, dünya aynı yükü taşımaya devam ediyor. Bombaların gölgesinde uyuyan çocuklar, adı istatistiğe dönüşmüş kadınlar, sınır kapılarında bekleyen hayatlar. Kutlamaların parlak ışıkları, bu karanlığı aydınlatmıyor; yalnızca kısa bir an için görünmez kılıyor.
Bu yeni yılda savaş olmasın istiyorum. Sadece silahlar sussun diye değil; çocuklar korkuyla büyümesin, anneler evlatlarını toprağa vermesin diye. Bir çocuğun en büyük derdi oyuncağının kaybolması olsun; enkaz altından çıkarılmak değil.
Bir yıl daha geride kalırken kadınlar ölmesin istiyorum. “Şüpheli”, “kıskançlık”, “namus” gibi kelimelerle aklanmasın cinayetler. Kadınlar hayatta kalmak için değil, insanca yaşamak için yaşasın.
Takvim yaprakları bir kez daha koparken yoksulluk kader olmasın. Kimse çöpten yemek toplamasın, kimse soğukta yarını düşünmeden uyumasın. Bir lokma ekmek için onurundan vazgeçmek zorunda kalmasın insanlar.
Takvimler değişirken adalet yerini bulsun istiyorum. Hak, güçlüden yana eğilmesin. Vicdan, yalnızca cenazelerde hatırlanmasın.
Barışın, eşitliğin, özgürlüğün yılı olsun demiyoruz; bunların ertelenmediği bir zaman olsun istiyoruz. Çünkü biliyoruz ki bunlar iyi dileklerle değil, ısrarla ve mücadeleyle mümkün. Mucize beklemiyoruz.
İnsan kalmayı, yan yana durmayı, unutmamayı ve itiraz etmeyi seçiyoruz.
Çünkü dünya değişecekse, takvim yapraklarıyla değil; vicdanla, emekle ve umutla değişecek.

