egedebirgun
  1. haberler
  2. Yazarlar
  3. Sistem insanları köleliğe ve fakirliğe alıştırıyor…

Sistem insanları köleliğe ve fakirliğe alıştırıyor…

featured
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Devletleri yöneten insanların dilinde her zaman insanları daha fazla çalışmaya, itaat etmeye zorlayan bir dil vardır. Bu durum din adamlarında da değişmez. Binlerce yıl önce yaşayan dini figürleri örnek vererek yaparlar bunu. Yani insanları inançları üzerinden yönetirler. Oysa binlerce yıl önce yaşam koşulları, imkanlar, fırsatlar o günün koşullarına göre belirleniyordu. Bugün dünyanın, teknolojinin, yaşam argümanlarının geldiği nokta çok farklı.


İnsanların bilinçleri de her geçen gün değişmekte ve evrilmekte. Bu değişim gerçekleşirken ne yazık ki pozitif anlamda değil sistemin yüklediği yönde hareket etmektedir. Kapitalist sistem insanları her geçen gün daha fazla tüketmeye, tüketirken hoyratça israfa sürüklemekte. Düşünün ki, bir ülkede zenginliğin abartılı gösteriş hali yaşanırken sınır komşusu ülkede çocuk ve bebekler açlıktan ölmekte. Ve asıl üzerinde düşünülmesi ve fark edilmesi gereken husus, tüm bunlar yaşanırken insanlığın duyarsızlığı.


Sistem insanlığı tüketen bireyler haline dönüştürürken, tükettiği her şeyin kölesi yaptı. Ve bu bağımlılık hali bireyleri duyarsız insanlar haline dönüştürdü.


Paylaşmak denen kavram yerini egoistliğe bıraktı. Acımasız, merhametsiz, vicdansız insan profili günümüz çağının alkış alan modelleri oldu.


Sosyal medyalarda, ne idüğü belirsiz olan profiller, kaynağı belli olmayan şatafatlı, bir o kadar görgüsüz yaşamlarını sergilerken, yetişen jenerasyonlara rol model olmaya başladı.


Paralı yüksek öğrenim pompalanırken, apartmandan bozma eğitim kurumlarından mezun, bilgiden yoksun, hedefi olmayan, kolay yoldan yaşamı kazanma peşinde koşan gençler üretildi. Zanaatkar olmanın küçümsendiği, diploma ile her şeye sahip olunabileceği, satın alabileceği ve statü sahibi olunabileceği algısı ile dengelerin bilinçli olarak bozulduğu bir çağdayız.


Bilim insanlarının bile büyük yüzdesi ne yazık ki sistemin kölesi pozisyonunda. Covid döneminde araştırmadan insanlara aşı olma konusunda baskı uyguladıklarını unutmadık. Bugün gelinen noktada aşıyı bulan doktorların bile itiraflarını duyduk. Oysa bilinçli çok insan aşı olunmaması konusunda var güçleriyle çaba sarf ettiler ve bu çabaları sebebiyle insanların bilinçsiz yargılamalarına maruz kaldılar.


Bugün hala insanlara kimyasal ilaçlarla tedavi yöntemini dayatan sistem, varoluşsal şifa sistemini insanlara anlatanlara şarlatan gözüyle bakmakta.


İlaç endüstrisinin olmadığı zamanlarda insanlara şifa dağıtan ve Tanrı’nın eczanesinin ilmine vakıf olan nice insanlar cadı sıfatı yaftasıyla yakıldı bu gezegende.


Elbette kolay değil, bildiğini unutan varlıklara bilenlerin anlattıklarını kabul ettirmek. Alt yapısında bilinmeyenden korkmak var çünkü. Alışkanlıklarından vazgeçmek insanı ürküten bir kavramdır ve bu sebeple kafalarını gömdükleri kumdan çıkartmak işlerine gelmemektedir.


Bu sistemin farkına varmayan herkes bu sistemin çarkları arasında ezilmeye, parçalanmaya ve ölmeye mahkum maalesef.


Tanrı’nın yarattığı bir varoluş içinde yaşamı deneyimleyen yolcularız hepimiz. Ve bir amaç uğruna buradayız. Biz kimiz? Bu sorunun cevabını idrak etmekle uyanış başlar. Ardından neden buradayım, amacım ne soruları gelir…


Tanrı’nın yarattığı hiçbir varlık hasta olmaz, yoksul olmaz. Dünyada kurulmuş olan bu sistem, insanları dışsal etkenlerle hasta ve yoksul eder. Dayatılan bu sisteme inanan insanlar sebebiyle de bu çark döner.
Ne zaman mı durur?
İnsanlar uyandığı zaman. Varoluşun yasalarını, işleyişini, ilahi nizamı idrak ettikleri zaman.


İnsan inandığını ve inandırıldığını yaşar. Dini söylemlerde fakirlik üzerine methiyeler dizilerek anlatılırken ve insanlar buna inandırılırken, bu söylemleri duyuranlar zevk-i sefa içinde yaşamaktalar. Siyasi söylemlerde insanlar köleleştirilirken ve yetinme kavramı algılara yerleştirilirken, devletlerin imkanlarını kendi konforlu yaşamları için har vurup harman savuranlar kan emiciliklerini meşrulaştırmaktadırlar.


Tek çare… Artık bu sistemin dışına çıkabilmek. Kendini bilmek, bulmak… Dayatılan ve inandırılan her şey yalan. Tek gerçek her insan Tanrısal bir varlıktır. Tanrı’nın yaratımı içinde ki olasılıklar aleminden her şeyi kendi yaşamında tezahür ettirebilir. Açlık, yoksulluk, kölelik kader değildir. İnançtır. Buna inananlar bunu yaşar. İnancınızı değiştirin, kendinizin kim olduğu sorusunun cevabını anlamakla başlayın. Yol sizi gideceğiniz menzile elbet götürecek. Niyet edin, dileyin, kalbinizle inanın ve teslim olun. Yaratılana değil YARADANA.

Sevgimle.

Sistem insanları köleliğe ve fakirliğe alıştırıyor…
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Egedebirgun.net ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin