Bugün, Anadolu’nun bağrından kopup gelen, derin duyarlılığıyla gönüllerimizi titreten halk ozanı Âşık Veysel Şatıroğlu’nun doğumunun 130. yılı. 1894 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde dünyaya gözlerini açan Veysel, yedi yaşında geçirdiği çiçek hastalığı nedeniyle görme yetisini kaybetti. Ancak bu kayıp, ona başka bir göz kazandırdı; insanları, doğayı, yaşamı gönül gözüyle görmeyi öğrendi.
Âşık Veysel’in yaşamı zorluklarla doluydu, fakat o bu zorlukları birer ilham kaynağı olarak görüp, acıyı, sevgiyi, dostluğu ve insan olmanın anlamını dizelerine yansıttı. Bağlamasını eline aldığında, onunla sadece bir saz çalmadı; Anadolu’nun özünü, toprağın kokusunu, insanın kalp atışlarını birer melodi haline getirdi. “Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece” dediğinde, hepimiz bu yolculuğun aslında kendimizinkine ne kadar benzediğini anladık.
130 yıl önce doğan Âşık Veysel, bize insan olmanın en derin yanlarını anlatan dizeler bıraktı. Sevgiyle baktı insanlara; yargılamadan, ötekileştirmeden, kimseyi hor görmeden. Gönül gözüyle gördü dünyayı, en karanlık anlarda bile umudu yitirmedi. İşte bu yüzden, aradan geçen onca yıla rağmen onun sesi hâlâ yankılanıyor. Anadolu’dan yükselen sesi, dünyanın dört bir yanına yayıldı ve nice insanın yüreğine dokundu.
Âşık Veysel, doğduğu bu günde hâlâ yaşıyor. O, her eserleriyle,her dizileriyle,her dostlukla örülmüş sözde bizimle. 130 yıl sonra bile, gönül gözüyle bakanların yolunu aydınlatmaya devam ediyor. Onu sevgiyle anıyor, bir kez daha tüm kalbimizle “Dostlar Beni Hatırlasın” diyoruz.

