1. haberler
  2. Genel
  3. Özgür Özel, Avrupa Parlamentosu’nda konuştu: “Türkiye’yi sınırın ötesindeki bir göçmen deposu olarak gören bir AB olmamalıdır”

Özgür Özel, Avrupa Parlamentosu’nda konuştu: “Türkiye’yi sınırın ötesindeki bir göçmen deposu olarak gören bir AB olmamalıdır”

featured
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Belçika’nın başkenti Brüksel’de Avrupa Parlamentosu’nun en büyük ikinci grubu olan Sosyalistler ve Demokratlar (S&D) İlerici İttifakı Grubu toplantısında konuştu. CHP lideri Özel, S&D İlerici İttifakı Grubu milletvekilerinin sorularını da yanıtladı.
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Brüksel’de Avrupa Parlamentosu Demokratlar ve Sosyalistler Grubu’nun grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye ile ilişkisini göçmen pazarlıklarına hapseden, Türkiye’yi sınırın ötesindeki bir göçmen deposu olarak gören bir AB olmamalıdır” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Avrupa Parlamentosu’nda (AP) 136 sandalyeyle parlamentonun en büyük ikinci grubu olan Sosyalistler ve Demokratlar (S&D) İlerici İttifakı Grubu toplantısında konuşmak üzere Belçika’nın başkenti Brüksel’e geldi. Özel, grup toplantısında konuşması için Grup Başkanı Iratxe García Pérez’den davet mektubu aldı.

Özel’e temaslarında; CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, Dışişleri Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başan Yardımcısı İlhan Uzgel, Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, eski Genel Sekreter Yardımcısı Şule Erten Bucak ile eski Genel Başkan Yardımcısı Gülseren Onanç eşlik etti.

CHP’nin son yerel seçimlerde elde ettiği başarıyı anlatarak Özel’i, kürsüye davet eden Garcia Perez, şöyle konuştu:

“Biliyorsunuz, son yerel seçimlerde büyükşehirleri; başta Ankara ve İstanbul CHP kazandı. Bu da izledikleri ilerici program ve Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu büyük dönüşümün işareti. Bu dönüşümün devamında Türkiye’de bir hükümet değişikliği ümit ediyoruz. Tabii bu gelişimin önünde birtakım engeller var. Mevcut iktidar, sistematik olarak temel hakları ihlal ediyor. AP olarak biz de bu baskı ve saldırıları kınadık ve kınıyoruz. Demokratik olarak seçilmiş belediye başkanlarının maruz kaldığı muamelenin demokraside yeri yok. Biz güçlü bir Avrupa’ya inanıyoruz ve Türkiye bizim için bir referans ülke. Ortak bir coğrafyayı paylaşıyoruz. Geleceğimizi Türkiye olmadan yazamayız. Türkiye’nin geleceği de demokrasi olmadan yazılamaz. Onun için Türk halkına desteğimiz tam. Türkiye’nin tekrar Avrupa ailesinin merkezine dönmesini bekliyoruz. Modern ve müreffeh bir Türkiye arzu ediyoruz. Özgür Bey, partiniz olarak desteğimizi alıyorsunuz, hiçbir şekilde yalnız değiliz ve AP’de müttefiklerinizle berabersiniz.”

Özgür Özel: “Von der Leyen tanışmak için partimizin genel seçimleri de kazanmasını bekliyor”

Özel, yaptığı konuşmada burada bulunması için verilen nazik davetten memnuniyetini aktardı. Özel, şunları kaydetti:

“Raportörümüz Nacho Sanchez Amor’a huzurunuzda teşekkürlerimi iletmek isterim. Kendisi Türkiye’yi tek bir kişiden, tek bir isimden, tek bir partiden ibaret görmeyen ve muhalefetin sesini duyan, muhalefetle ilişkileri iktidarla ilişkiler kadar önemseyen çok önemli bir görevi adilane şekilde yerine getiriyor. Bu yaklaşım konusunda, AB Komisyon Başkanı Von der Leyen’in tutumu bununla çelişkili. Türkiye’de son seçimlerden birincilikle çıkmış, nüfusun yüzde 65’ini, ekonominin yüzde 80’inin bulunduğu belediyeleri kazanmış bir partinin başkanıyla tanışmak için partimizin genel seçimleri de kazanmasını bekliyor. Tabii bu onun kendi tercihi ama kurumsal ilişkiler açısından çok önemli bir riski barındırdığını not ederek başlamak isterim.

“Partimiz güçlü bir demokrasi, hukuk ve adalet mücadelesine liderlik etmektedir”

Tüm dünyada ve Avrupa’nın her yerinde, tam demokrasi için mücadele veren bütün siyasi aktörlerin, akımların, siyasi partilerin birbiriyle diyalog ve dayanışma içinde olması gerektiği bir dönemdeyiz. Partimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, modern cumhuriyetin kurucusu olmakla kalmamış, 1950’de ülkemizi çok partili hayata, demokratik seçimlere geçiş sürecini gerçekleştirdik. Bizler Türkiye’de Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ve 1920’lerde ‘Egemenliğin kayıtsız şartsız milletin hakim olduğu’ ifade ettiği siyasetin temsilcileriyiz. Maalesef, 100 yıl sonra bugün, tüm dünyada otoriter popülist liderlerin kuralları ve kurumları doğrudan sistematik olarak hedef aldığı bir dönemdeyiz. Öyle ki benzerleri birbirileriyle dayanışarak, birbirlerinden öğrenerek hukuk devletini, kuvvetler ayrılığını geriletiyorlar. Ortak akıl yerine, sözde güçlü liderliği ön plana çıkarmaya yönelen bu anlayış, tüm dünyaya yayılıyor. Ülkemizde de partimiz bu anlayışa karşı güçlü bir demokrasi, hukuk ve adalet mücadelesine liderlik etmektedir.

“Türkiye’yi sınırın ötesindeki bir göçmen deposu olarak gören bir AB olmamalıdır”

Ancak o AB, Türkiye ile ilişkisini göçmen pazarlıklarına hapseden, Türkiye’yi sınırın ötesindeki bir göçmen deposu olarak gören bir AB olmamalıdır. Türkiye, savaşlar ve iklim krizleriyle Doğu’dan gerçekleşecek büyük göç baskınını kendi topraklarında tutan, karşılığında Batı’dan ekonomik yardım ve siyasal destek alacak bir ülke olarak görülmemelidir. Türkiye-AB ilişkileri çok boyutludur. Çok boyutlu ilişki, elbette karşılıklı istikrar ve demokrasi arar. Bu ilişkinin içinde, insani temaslar ve bağlar, ticaret, yatırım, turizm, eğitim, bölgesel güvenlik ve stratejik konular bulunur. Tüm bunlarla birlikte son dönemde dünyanın içinde bulunduğu şartlar, AB ile Türkiye’nin kuracağı ilişkinin savunma işbirliği ayağını da her zamankinden önemli bir zemine oturtmuştur. Son dönemde dünya siyasetinin yaşattığı sınamalar, bizi savunma odaklı bakmaya zorluyorsa da beş yıl önce pandeminin kırdığı tedarik zinciri, AB-Türkiye ilişkilerine bir başka önem atfediyor. Bilinen, bilinmeyen pek çok krizlere gebe aynı kıtanın güçlü ve potansiyeli yüksek ülkelerinin nice krizleri birlikte göğüslemek zorunda olduğu açıktır. Öngörülen ve görülmeyen krizlerde en büyük güvencedir.

Burada, ‘demokrasi kültürü’ ifadesinin altını bilhassa çizmek isterim. Yasa çıkarmak, parmak hesabına bağlı bir iştir. Örneğin Meclisimizde 301 oyla yasa çıkarılabilmekte, 360 oyla anayasa referandumuna gidilebilmekte, 400 oyla anayasa değişikliği referandumsuz yapılabilmektedir. AP’de de yasa çıkarmak için gereken sayılar bellidir. Demokrasi kültürü onay butonuna basan parmakların çok ötesine geçen, ancak topyekun dayanışmayla inşa edilebilecek bir şeydir. Yasalar, hukukilik, hukuk devleti; kurumsallaşmış denetim mekanizmalarına muhtaçtır. Ancak o mekanizmaların ötesinde, hukuku ayakta tutacak temel unsur, demokrasi kültürüdür. Demokrasiyi, hakiki temsiliyet iddiasıyla aşındıranlar, hukuk devletini yasaya atıfla aşındırmaktadır. ‘Law’ ve ‘warfare’ kelimelerinin birleşiminden türetilen ‘lawfare’ kavramı buna işaret etmektedir. Yani bugün yasayı bir silah olarak kullananlar, hukuk devletini yasanın menziline yerleştirmektedir. Hukukun çelikten zırhı ise demokrasi kültürüdür, bu korunmalıdır.

“Türkiye ne bir partiden ne bir kişiden ibarettir”

Türkiye, üzerinden geçen enerji hatlarından ve ticaret yollarından istifade eden Avrupalı dostları tarafından ülkesinin gençlerine, akademisyenlerine, iş insanlarına hatta hastalarına haksız vize kısıtlamaları yaşatılan 86 milyon kişilik güçlü bir ülkedir. Ne bir partiden ne bir kişiden ibarettir. CHP, Türkiye’yi Avrupa sisteminin ve Batı demokrasilerinin bir parçası olarak görmektedir.

“İktidar güdümlü yargı tacizleri karşısında meydan okuyan bir ayağa kalkma ve itirazla başkaldırıyoruz”

Türkiye’de partimize ve partimizin ve diğer muhalefet partilerinin belediyeleri üzerinden Türkiye’nin yerel demokrasisi üzerine kurulan baskıları ve iktidar güdümlü yargı tacizlerini yakından takip ediyorsunuz. Biz bu sürece, edilgen bir direniş yerine meydan okuyan bir ayağa kalkma ve itirazla başkaldırıyoruz. Türkiye’nin dünyanın en bilinen üç imparatorluğuna başkentlik etmiş gözbebeğimiz İstanbul’un Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 23 Mart tarihinde, 1 milyon 700 bin üyemizin doğrudan sandık başına gideceği bir ön seçim süreciyle cumhurbaşkanı adaylığı unvanını resmen kazanacaktır. Çok adaya açık bir süreçte, kendisine duyulan güven ve uğradığı saldırılara karşı korumacı bir toplumsal sahipleniş, ön seçimde tek aday olmak sorumluluğunu kendisine, ancak arkasına milyonları katma sorumluluğunu partimize yüklemiştir. Bu ön seçim sürecinin tamamlanmasıyla birlikte yapılacak ilk genel seçimlerde yarışacak isimlerin belirginleştiği ve seçimlere ilişkin tek belirsizliğin seçim tarihi olduğunun inanç ve kararlılığı içerisindeyiz.

“Avrupalı siyasetçiler, nasıl bir Avrupa hayal ediyorlar”

Partim; demokratik, barışçıl, laik, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne saygılı bir Türkiye arzuluyor. Biz böyle bir Türkiye’nin hayalini kuruyor, böyle bir Türkiye için mücadele ediyoruz. Avrupalı siyasetçiler, nasıl bir Avrupa hayal ediyorlar? AB ile Türkiye arasındaki ilişkinin bu sorudan bağımsız olarak düşünülmeyeceği kanaatindeyim.” dedi.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
d_uygulu
Dıuygulu
0
d_nceli
Düşünceli
Özgür Özel, Avrupa Parlamentosu’nda konuştu: “Türkiye’yi sınırın ötesindeki bir göçmen deposu olarak gören bir AB olmamalıdır”
+ - 0

Bültenimize Ücretsiz Kayıt Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Egedebirgun.net ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin
KAI ile Haber Hakkında Sohbet

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.