Zeki Çağın
  1. haberler
  2. Yazarlar
  3. Atatürk’ün Barış Vizyonu

Atatürk’ün Barış Vizyonu

featured
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bu yazıda, dünya liderleri arasında en büyük kabul edilen Mustafa Kemal Atatürk’ün barışa dair vizyonu ve bu vizyonun günümüz Orta Doğu’suna nasıl yansıdığı üzerinde durmak istiyorum. Atatürk’ün “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” sözü, sadece Türkiye’nin değil, tüm dünyanın barış içerisinde yaşamasını isteyen bir liderin öngörüsüdür. Kurtuluş Savaşı gibi büyük bir zaferin ardından, savaşın kaçınılmaz olmadığını ve gerektiğinde bir cinayet olduğunu ifade eden bu söz, Atatürk’ü eşsiz kılan özelliklerden biridir.

Orta Doğu gibi emperyal güçlerin çıkar çatışmalarının kesiştiği bir coğrafyada yaşıyoruz. Bu coğrafyada, savaşlar bitmek bilmiyor, aksine sürekli olarak körükleniyor. İsrail’in Filistin’e karşı uyguladığı soykırımı sadece söylemlerle durdurmanın mümkün olduğunu düşünüyoruz; fakat bu yanılgı, bölgenin kaderine dair umutlarımızı zayıflatıyor.

Orta Doğu’daki Arap ülkeleri, teknolojiden uzak, birbirleriyle savaşan, kendi topraklarını İsrail’e satan ve birlik olamayan bir yapıda. Bu durum, bölgenin emperyal güçlerin masası haline gelmesine neden oluyor. Bu nedenle, bu bölgede kalıcı bir barışın sağlanması ne yazık ki mümkün görünmüyor.

1 Eylül Dünya Barış Günü’nde, sosyal medyada güvercinin gagasındaki zeytin dalını paylaşan birçok insan gördüm. Bu paylaşımlar, barışa dair bir çaresizliğin ifadesi gibi görünse de, gerçek barış bu sembollerle değil, güçlü devletlerle mümkündür.

Barış, sadece güvercinin gagasındaki zeytin dalıyla değil, güçlü ekonomilere, sağlam bir sanayiye, hukukun üstünlüğüne, eşitlikçi ve demokratik değerlere inanan ülkelerle sağlanabilir. Barış, ancak bu özelliklere sahip devletlerin söz sahibi olabildiği bir dünyada mümkün olabilir. Bu nedenle, barış isteğiyle yola çıkan bir devletin öncelikle güçlü, sözünü geçirebilecek bir konuma gelmesi gereklidir.

Günümüzde, barışı arzulayan ülkelerin öncelikli hedefi, güçlü ekonomiler, gelişmiş sanayiler ve refah düzeyi yüksek toplumlar inşa etmek olmalıdır. Ancak bu şekilde, dünya barışında etkin rol oynayabilecek ve barışı gerçek anlamda sağlayabilecek bir konuma gelebiliriz. Barışı sadece bir dilek olarak değil, gerçekleştirilmesi gereken bir hedef olarak görmek, bu hedefe ulaşmak için gerekli adımları atmak, dünya liderlerinin ve ülkelerin en büyük sorumluluğudur.

Atatürk’ün izinden giderek, önce güçlü ve bağımsız bir ülke olmalı, ardından bu gücü dünya barışına katkı sağlamak için kullanmalıyız. Unutulmamalıdır ki barış, yalnızca dileklerle değil, gerçekçi ve güçlü adımlarla mümkündür.

Atatürk’ün Barış Vizyonu
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Egedebirgun.net ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin