Bir ülke düşünün…
Toprağı bereketli, iklimi üretime elverişli, su kaynakları hâlâ umut taşıyan bir ülke… Ve bir gerçek daha var ki, bu coğrafya tarih boyunca kendi kendine yetebilen ender tarım ülkelerinden biri oldu. Ancak bugün geldiğimiz noktada, bu büyük miras sessiz bir çöküşün eşiğinde duruyor.
Türkiye’de çiftçi artık yalnız.
Yıllardır üretimin yükünü sırtlayan, hayvancılığı ayakta tutmaya çalışan, toprağın dilinden anlayan insanlar bugün belki de tarihlerinin en zor dönemini yaşıyor. Girdi maliyetleri artarken, destekler yetersiz kalırken, üretici ayakta kalmak için adeta direniyor. Çünkü onlar sadece kazanç için değil, ülkenin geleceği için üretmeye devam ediyor.
İşte bu gerçeği en yakından yaşayan isimlerden biriyim, Yıllarını hayvancılık ve tarıma vermiş bir üretici olarak , bugün çiftçinin yaşadığı zorlukları yalnızca anlatmıyor, birebir yaşıyorum
Betonun Gölgesinde Kalan Bereket
Ege’nin en verimli tarım alanlarından biri olan Menemen Ovası, bugün sadece ürün yetiştirme mücadelesi vermiyor; aynı zamanda betonlaşmaya karşı da direniyor. Oysa bu ova yalnızca Menemen’in değil, Türkiye’nin gıda güvenliği açısından stratejik alanlarından biri.
Toprak kaybedildikçe yalnızca üretim azalmaz…
Köyler boşalır, hayvancılık biter, genç nüfus toprağı terk eder ve şehirlerin varoşlarına sıkışan yeni yoksulluk hikâyeleri yazılır.
Bugün çiftçi traktörünü çalıştırırken mazotun fiyatını, hayvanını beslerken yemin maliyetini, ürününü ekerken gübrenin bedelini hesaplamak zorunda kalıyor. Üretim artık bir geçim meselesinden çok, bir var olma mücadelesine dönüşmüş durumda.
Tarımın Siyasetten Ayrı Düşünülmesi Mümkün Değil
Market rafındaki ekmeğin fiyatı yalnızca buğdayla belirlenmez.
O fiyatın içinde alınan siyasi kararlar, uygulanan tarım politikaları ve üreticiye verilen ya da verilmeyen destekler vardır.
Bugün tarım ve hayvancılık, yanlış politikalar nedeniyle iflasın eşiğine sürüklenmiş durumda. Üretici kazanamazsa, tüketici de ucuz gıdaya ulaşamaz. Bu nedenle tarım sadece ekonomik bir alan değil, aynı zamanda stratejik ve milli bir meseledir.
Üretimin sürdürülebilirliği, yerel yönetimlerin ve merkezi politikaların doğru planlanmasıyla mümkün olabilir.
Üretmek Bir Tercih Değil, Mecburiyettir
Türkiye’nin geleceği sanayi kadar tarıma da bağlıdır.
Bir ülke üretemezse bağımlı hale gelir. Gıdada dışa bağımlılık ise sadece ekonomik değil, aynı zamanda ulusal güvenlik sorunudur.
Bugün çiftçi üretmeye devam ediyorsa bu, yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, bir vatan sorumluluğudur. Ancak bu sorumluluğun yükü yalnızca üreticinin omzuna bırakıldığında, sürdürülebilirlik ortadan kalkar.
Yerelden Başlayan Umut
Tarımın yeniden ayağa kalkması için çözüm, yerelden başlayarak üreticiyi koruyan politikalar geliştirmekten geçiyor. Verimli tarım arazilerinin korunması, üreticiye gerçek destek sağlanması ve gençlerin yeniden tarıma yönlendirilmesi artık bir tercih değil zorunluluktur.
Menemen gibi üretim potansiyeli yüksek bölgelerde atılacak her doğru adım, yalnızca ilçenin değil Türkiye’nin gıda geleceğini de belirleyecektir.
Toprak hâlâ bereketli…
Çiftçi hâlâ üretmek istiyor…
Ama bu çığlık duyulmazsa, yarın sofralarımızdaki ekmek küçülecek.
Ve unutulmamalıdır ki;
Bir ülkenin gerçek zenginliği, beton yığınlarında değil, toprağını işleyen insanların alın terinde saklıdır.
Toprağın Sessiz Çığlığı
0
Paylaş

