Değişen , dönüşen dünya düzeninde bizden sonraki gelecek olanlara söyleyecek birkaç cümlemiz ,
bırakacak birkaç tecrübemiz olmalı diye düşünüyorum.
Uzunca zamandır çok büyük bir kitlenin dilinde olan , insanlarında sıkça karıştırdığı ve beni fazlasıyla
rahatsız eden bir konu ile başlamak istiyorum yazıma .
HAK ve ÇIKAR kavramları …
Hak dediğimiz zaman ; Bir kişiye ,gruba, devlete ,millete karşılıksız olarak muhakkak verilmesi gereken
yani verilmesi için herhangi bir koşulun oluşmasına gerek olmayan , mahrum bırakılamayacak bir
durumdan bahsetmemiz gerekir. Çıkar değimiz zaman ise ; Kişinin , topluluğun hak ettiğinden fazla bir
hak almasıdır. Burada ki önemli nokta ise bu fazladan aldığı hak bir başkasının, bu başkası kişi olabilir , topluluk olabilir veya devlet olabilir hakkından azaltılmış olmasıdır. Yani hak ettiğinden fazlasını
çıkarlarına uygun görerek aldığı zaman , gerçekte o hizmeti hak etmiş olan kişiden azaltmış oluyor. Bir
tarafın haksız kazancı diğer tarafın kaybı haline geliyor. Adil bir dünya ve toplum düzeninde
yaşayabilmek için hak ve çıkarı hiçbir zaman yan yana getirmemiz gerekiyor.
Peki yaşadığımız dünyada Hak ve Adaleti sağlayabilmemiz için gerekli olan şey nedir? Vicdan!!
Vicdan dediğimiz şey ise nasıl beslenirse öyle şekillenir. Çok kıymet verdiğim bir hocam der ki
‘’ vicdanınızı değer yargıları ile doldurursanız zarar verir’’ . Adil ve iyi bir vicdana sahip olabilmek için
vicdanımızı değer yargıları ile değil değer bilgisi ile beslemeli ve doldurmalıyız.
Nedir bu vicdan oluşumumuza zarar veren değer yargıları ? Kısaca değinmek gerekirse ;belirli bir grupta çoğunluk tarafından uzun süre yapıldığından geçerli ve doğru kabul edilen davranışlardır. Örneklem sunmak gerekirse; Çoğunluk tarafından kabul gören inanışlar , oluşumlar , yaşam biçimlerine değer yargılarıdır diyebiliriz. Birkaç acı örnekte vermek gerekirse ; yaşadığı toplumda eşini , kızını, oğlunu döven insanlara uzun süre maruz kalırsanız bu davranışı normalleştirirsiniz ve artık bu sizin değer yargınız olur. Yine etrafınızda yalan söyleyen insanlar çoğunlukta ise , hırsızlık yapan insanlar çoğunlukta ise bir süre sonra bunlar sizin de değer yargılarınız olur ve sizde yalan söylemeye ve hırsızlık yapmaya başlarsınız. Çünkü bunlar artık sizin yaşadığınız toplulukta normalleriniz olmuştur! Çünkü herkes yalan söylüyordur! Herkes çalıyordur! Herkes şiddet uyguluyordur! Ve birileri size bu yapılanların yanlış olduğunu söylediğinizde savunma biçiminiz hazırdır HERKES YAPIYOR!…
Değer dediğimiz zaman ise toplumsal yaşamda ve kişisel yaşamımızdaki kendimize pusula olarak
belirlediğimiz ETİK DEĞERLER konu olur.
Etik değerler değimiz şeyler ise; kişinin yalnızca kendisini düşünerek değil içinde yaşadığı toplumu da
düşünerek gösterdiği davranışları , yaşama bakış açısı , iyilik katsayısı , dürüstlüğü , adilliği , sevgi ve saygı anlayışlarını sayabiliriz.
Kişinin toplumdaki yerini yaşadığı toplumdan aldığı değer yargıları değil kendi davranışları ile inşaa ettiği değerleri belirler . İyi ve faydalı bir insan olarak toplumda var olabilmek için belli başlı inşaa etmemiz gereken etik değerler neler olmalıdır dediğimizde ise ; en başta adalet , eşitlik ,doğruluk, dürüstlük, tarafsızlık, davranışlarımızın ve söylemlerimizin sorumluluğunu alma , insan haklarına saygılı ve insancıl olmayı sayabiliriz.
Peki kaçımız bu etik değerlere sahibiz ? veya en azından bu etik değerleri oluşturmak ve insanca yaşamak ve yaşatmak için kaçımız bu etik değerleri oluşturmak için çabalıyoruz ?
Şimdi gelelim yaşadığımız dünyaya . Etrafımıza baktığımızda değer yargıları olan insanlar mı fazlalıkta yoksa etik değerleri olan insanlar mı ? Maalesef ki değer yargıları olan insanlar ..
Haydi gelin daha adil bir toplum ve beraberinde daha adil bir yaşam için değer yargılarını kaldırıp atalım güçlü bir dirençle etik değerlerimizi oluşturup , bu değerlere uygun yaşayıp gelecek nesillere önderlik edelim .
Sevgi dolu bir dünya dileğiyle…
Selam ve sevgilerimle .


Vicdanlar hür olsa değerler temiz değer yargıları adil olur✨