YAŞAMIN İÇERİSİNDE İNSAN OLABİLMEK VE İNSAN KALABİLMEK …
Duygularımı nasıl ifade etmeliyim bilmiyorum , boğazım düğüm düğüm , belleğim ve hislerim karmakarışık! Öfkeli , üzgün, şaşkın bir haldeyim… Sağlam ilkeler ile yetiştirilmeme rağmen duygularımı ve davranışlarımı kontrol etmekte çok zorlanıyorum…
Narin! Yüreğimizi yaktın kara gözlü kız. Kimbilir kimin işlediği günaha şahit oldunda vahşice kopardılar seni hayattan! Ve sen bilmediğimiz, adını duymadığımız onlarca belki yüzlerce masum yavrudan sadece birisin… Bir kez daha gördük ki YARATILMIŞ EN ZALİM HAYVAN İNSANMIŞ…
Utanıyorum ! insanlığımdan , zalim insanlar ile aynı dünyada yaşamaktan ve masumları koruyamamaktan utanıyorum…
KÖRLÜK!
Portekiz yazar JOSE SARAMAGO’nun 1995 yılında yazdığı bilim kurgu , gerilim ve psikoloji ağırlıklı bir roman olan Körlük , 1998 yılında da Nobel edebiyat ödülü almıştır . Günümüzü anlatır gibi! Herkesin okumasını şiddetle tavsiye ederim .
Körlük kitabının bir bölümünde çok güzel bir anlatım vardır. Bu bölümde der ki ;‘’Körlük bir bölgeye salgın olarak gelir , bulaşıcıdır ve bölgede yaşayan herkesi kör eder , kimse birbirini göremez hale gelir. Yetkililer bölgeyi karantina altına alır ve karantinaya alınanları da salgın daha fazla yayılmasın diye oda gibi , koğuş gibi bir yerde tutar. Zaman ilerledikçe karantina altında tutulan birinin tuvaleti gelir ama kör olduğu için tuvaleti bulamaz ve aklına bir kurnazlık gelir . İşte insanın çirkin yüzüde burada ortaya çıkmaya başlar. Tuvaleti gelen kendi kendine derki ; buradaki herkes kör şuraya bir köşeye tuvaletimi yapsam kim farkedecek! ve orada bir köşeye yapar tuvaletini .‘’ Sonra ne oluyor biliyormusunuz ; tuvaleti gelen her kör o kokuyu referans alarak oranın tuvalet olduğunu düşünerek gidip oraya pisler ve orada korkunç bir pislik yığını birikir. İnsanlar da o pislik içinde ve o pisliği normalleştirerek yaşarlar, tıpkı günümüzde bizim yaptığımız gibi !
Herşeyi normalleştirmiyormuyuz? Kaçıncı çocuk cinayeti ?Adalet önünde ne yapıldı ?Kaçı ceza aldı ?Kaç tanesine sesimizi çıkarabildik ?Kaç tane kadın sokak ortasında Vandal adamlar tarafından evlatlarının gözleri önünde katledildi ?Kaç tane baba evine ekmek götüremediği için , çocuğuna süt alamadığı için intihar etti ? Ne yapabildik ! ülkece körlük hastalığına mı yakalandık!
Farkındamısınız artık yaşanan herşeyi normal karşılar hale geldik !Hepimiz kör olduk ! Bakıyoruz ama görmüyoruz , duyuyoruz ama anlamıyoruz…
Taşra sosyolojisine bakarmısınız! Masum bir can katlediliyor ve bütün köy susuyor! Ne korkunç değil mi ?
Annelerin , babaların , abilerin , amcaların taciz ettiği , katlettiği çocukları bu zalimlerin elinden nasıl alacağız ? Erkek egomanyasını üstün gören bu taşra sosyolojisinde erkeğin her yaptığını ört bas etmeye çalışan suç ortaklıklarını nasıl yıkacağız !
Taşra sosyolojisi Türkiye’nin en büyük sorunlarından biridir. Hatırlarsanız yakın bir tarihte de taşra sayılan bir mahallede su satan bayinin yıllarca çocuklara tecavüz ve işkence ettiğini, bütün mahallenin bunu görmüş , duymuş olduğunu ve korkudan ve siyasi çıkarlarından dolayı bir kişinin bile bir şey yapmadığını öğrendik!
Nasıl başedeceğiz bu zalimlerle? Ezanlamı ?Camiylemi ? Kuranlamı ? yoksa Kanunla mı ? Adalet ile mi ? Caydırıcı cezalar ile mi ?Cevabı siz verin !
Unutulmamalıdır ki devletlerin dini olmaz adaleti olur !
Çürümüş bir toplum haline geldik , ekonomik olarak da , ahlak olarak da çürüdük artık. Nedir mi çürümüş toplum ,en basit haliyle yazayım ‘’ Toplumun refahından en az payı alanların yine toplumun acı ve ızdırabından en büyük payı alanlar aynı kitleler ise o toplum çürümüş toplumdur . İktisat dili ile de anlatmak gerekirse ; ekonomik göstergelerden Gini endeksine baktığımızda 0 ile 1 arasında nerede olduğunuz önemlidir. Eğer 0 ile 0,50 arasında bir yerde iseniz durum nispeten iyidir .Ancak endeksde 0,50’nin üzerinde bir noktada iseniz artık tehlike çanları çalıyor demektir. Ülkemizde olduğumuzda gibi .İnsanın aç olduğu yerde ahlaktan bahsetmek çok da kolay değildir. Adalet , hukuk,eşitlik , hakkaniyet sesleri çok alt kesimden geliyor ise ve üst kesim bunu duymuyor ise çürümüşlüğün zirvesine erişmişiz demektir.
Artık toparlanmanın ,silkelenmenin zamanı gelmedi mi ?
Artık masumların öldürülmesine dur demenin zamanı gelmedi mi ?
Artık yoksulluğu yok etmenin zamanı gelmedi mi ?
Artık ahlaksızları , namussuzları, yalancıları ve katilleri toplum içinde yok etmenin zamanı gelmedi mi ?
Daha kaç masum can ölmeli ‘’ YETER ARTIK’’ diyebilmemiz için.
Gözümüzden yaş akmadığı , uykumuzun huzurlu olduğu , çocukların ve kadınların güvende olduğu , babaların evine ekmek götürebildiği , iyilerin var olduğu kötülerin ise yok olduğu bir coğrafyada yaşamayı hayal ediyorum …
Aydınlık yarınlar dileği ile.
Selam ve sevgilerimle …

