Bugün 29 Aralık…
Türkiye’nin hukuk ve kadın hakları tarihine adını altın harflerle yazdırmış bir öncü kadını, Türkiye’nin ilk kadın avukatı Süreyya Ağaoğlu’nu, vefatının yıl dönümünde saygı ve minnetle anıyoruz.
Süreyya Ağaoğlu, yalnızca bir “ilk” olmanın ötesinde; yaşamı boyunca hukukun, çağdaşlaşmanın ve kadın mücadelesinin simge isimlerinden biri olmuştur.
1903 yılında Azerbaycan’ın Şuşa kentinde dünyaya gelen Süreyya Ağaoğlu’nun babası, dönemin önemli düşünür, yazar ve siyasetçilerinden Ahmet Ağaoğlu, annesi ise Sitare Hanım’dır. Ailesiyle birlikte 1910 yılında Türkiye’ye göç eder. Babasının fikir dünyası ve üstlendiği görevler sayesinde çocukluğu; Türk Ocağı aydınları, dönemin entelektüel çevreleri ve Mustafa Kemal Paşa’nın yakın dostları arasında geçer. Bu ortam, onun düşünsel gelişimini ve hayata bakışını derinden etkiler.
1920 yılında İstanbul Kız Lisesi’nden mezun olur. Bir yıl sonra, 1921’de, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başvuran ilk kız öğrenci olarak tarihe geçer. 1925’te fakülteden mezun olurken, yalnızca bir diplomaya değil; kadınların hukuk alanındaki yolunu açan büyük bir sorumluluğa da sahip olur.
Mezuniyetinin ardından Ankara’da Şûra-yı Devlet Tanzimat Dairesi’nde çalışır. 1927’de Ankara Barosu’na kaydolur ve 1928 yılında serbest avukatlık ruhsatını alarak “Türkiye’nin ilk kadın avukatı” unvanını kazanır. Bu mesleği, yaşamı boyunca büyük bir onur ve kararlılıkla sürdürür.
1936 yılında Ankara Barosu’ndan İstanbul Barosu’na geçer.
İngilizce ve Fransızca bilen Süreyya Ağaoğlu, meslek yaşamı boyunca Türkiye’yi çok sayıda uluslararası platformda temsil eder. 1946 yılında İstanbul Barosu’nun Beynelmilel Barolar Birliği’ne üye olmasını sağlar. Aynı birliğin 1946–1960 yılları arasında tek kadın yönetim kurulu üyesi olarak görev yapar.
1952’de Milletlerarası Kadın Hukukçular Birliği’ne üye olur; 1960’ta ise bu birliğin Birleşmiş Milletler Cenevre Teşkilatı temsilcisi olarak seçilir. 1980–1982 yılları arasında Hukukçu Kadınlar Federasyonu Başkanlığı görevini üstlenir.
1960 İhtilali sonrasında Yassıada Mahkemeleri’nde yargılanan kardeşi Samet Ağaoğlu’nun avukatlığını üstlenmesi, onun mesleki cesaretinin ve hukuk anlayışının en çarpıcı örneklerinden biridir. Aynı dönemde Ekrem Alican liderliğinde kurulan Yeni Türkiye Partisi bünyesinde aktif siyasete girer ve İstanbul İl Başkanlığı görevini yürütür.
Süreyya Ağaoğlu, yalnızca mahkeme salonlarında değil; sivil toplum alanında da iz bırakmıştır.
Kuruluşunda rol aldığı ya da öncülük ettiği bazı kuruluşlar şunlardır:
Türk Hukukçu Kadınlar Derneği, Üniversiteli Kadınlar Derneği, Hür Fikirleri Yayma Derneği, Soroptimistler İstanbul Kulübü, Türk Amerikan Üniversiteliler Derneği ve kendi kurduğu Çocuk Dostları Derneği.
Kalemini de mücadeleden ayırmamış; “Londra’da Gördüklerim” ve “Bir Hayat Böyle Geçti” adlı iki önemli eseriyle düşüncelerini gelecek kuşaklara aktarmıştır.
Süreyya Ağaoğlu, 29 Aralık 1989’da İstanbul’da katıldığı “Kadın Hakları ve Çağdaşlaşma” konulu bir panelden ayrılırken geçirdiği talihsiz bir kaza sonucu beyin kanaması geçirerek hayata veda eder. Kendi yaşamı gibi değerli belgelerden oluşan özel arşivi bugün Kadın Eserleri Kütüphanesi’nde korunmaktadır.
Onu anarken, bir kez daha şu temenniyi dile getirmeden geçemiyoruz:
Adaletin siyaseti değil, vicdanları mutlu ettiği günlerde yaşamak dileğiyle…
Süreyya Ağaoğlu’nun açtığı yolda yürüyen tüm kadınlara ve hukukçulara saygıyla.

