Varto…
Dağlarının arkasında saklı, tarih boyunca nice uygarlığın ayak izlerini taşıyan bir şehir.
Urartuların izlediği yollar, Perslerin adımları, Romalıların ve Bizanslıların bıraktığı taşlar…
Ve sonrasında Anadolu’ya gelen Türklerin kültürüyle yoğrulmuş bir hafıza.
Bu topraklarda her taş, her dere, her ağaç bir hikâye anlatır.
Bingöl ve Akdoğan dağlarının gölgesinde hayat, hem sert hem de bir o kadar sıcak olmuştur.
1966 depreminde yıkılan evler, kaybolan hayatlar, ama her seferinde yeniden doğan umutlar…
Varto insanı, küllerinden doğmayı bilir.
Ve bugün, tarih tekrar fısıldıyor:
“Bu topraklar, kolay kazanılmadı. Kolay harcanamaz.”
Varto, yalnızca ekonomik üretimden ibaret değil.
Burada süt, peynir ve tereyağı sadece gıda değildir; emektir, dayanışmadır, kültürün ta kendisidir.
Buğday, saman, arpa, bal, köylerin sessiz emeği…
Her biri Varto’nun damarlarında dolaşan hayat sıvısıdır.
Ve insanları misafirperver, dayanışmacı, mücadeleci bu toprakların ruhunu taşır.
Ama şimdi yeni bir tartışma var:
Jeotermal enerji.
Modern dünyanın ihtiyacı.
Elektrik üretimi için sıcak suyun ve buharın yer altından çıkarılması, basınç değişimleri, gaz salınımları…
Bilimsel çalışmalar, hidrojen sülfürün etkilerini, ağır metallerin çevreyi nasıl kirletebileceğini ve yer altı sularına olan riskleri ortaya koyuyor.
Türkiye’de, Aydın ve Manisa örneklerinde üniversiteler ve meslek odaları bu olumsuz etkileri raporlamış, tabip odaları uyarılar yapmıştır.
Enerji üretimi elbette şart, ama Varto’nun ruhu, hafızası ve geleceği pahasına olmamalı.
Varto halkı bu topraklarda hayatı yeniden kurmayı bilir.
Depremler yıkar, ama insan direnir.
Ama bir kez daha bu toprakların yok edilmesine göz yummayacak kadar bilgilidir, bilinçlidir ve sessiz bir öfkeyi içinde taşır.
Bu, yalnızca bir şehir mücadelesi değildir.
Bu, hafızaya, emeğe, kültüre ve geleceğe yapılan bir çağrıdır.
Varto’nun çocukları, bu dağlarda büyüyen hayvanlar, bu nehirlerin sesi…
Hepsi biliyor:
Bir enerji yatırımı, bir kalkınma projesi, insanın doğayla ve tarih boyunca kurduğu bağları yok edemez.
Varto, yalnızca bir yerleşim değil; bir halkın hatırası, emeği ve direncidir.
Ve Varto, gerektiğinde sessizce ama kararlı biçimde, bu direncini tüm dünyaya gösterecek kadar güçlüdür.

