Barış Koç
  1. haberler
  2. Yazarlar
  3. Demokrasiye Verilen Ara: 27 Mayıs’ın Ardından

Demokrasiye Verilen Ara: 27 Mayıs’ın Ardından

featured
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Tarihler 27 Mayıs 1960’ı gösterdiğinde, Türkiye bir sabaha daha gözlerini açtı; ama bu, sıradan bir sabah değildi. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin içinden bir grup subayın yönetime el koymasıyla, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk askerî darbe resmen başlamıştı. Bugün hâlâ tartışılan bu müdahale, sadece bir iktidar değişikliği değil, demokrasimize indirilen ağır bir darbeydi.

Dönemin iktidarı Demokrat Parti, yaklaşık on yıldır ülkeyi yönetiyordu. Ancak zamanla muhalefete tahammül azalıyor, siyasi baskılar artıyor, Tahkikat Komisyonu gibi uygulamalarla hukuk askıya alınıyordu. Ekonomik sıkıntılar ve toplumsal huzursuzluk da tuzu biberi oldu. Böylece ordu içindeki bazı kesimler, “ülkeyi kurtarmak” gerekçesiyle harekete geçti.

27 Mayıs sabahı, Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, Başbakan Adnan Menderes ve birçok hükümet yetkilisi tutuklandı. Binlerce subay emekliye sevk edildi, 147 akademisyen üniversitelerden ihraç edildi. Askerî vesayet düzeninin ilk adımları böylece atıldı.

En ağır sonuçlar ise Yassıada’da görüldü. Dönemin Başbakanı Adnan Menderes ile Bakanlar Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan, darbenin ardından kurulan mahkemelerde yargılandı ve idam edildi. Bu infazlar, milletin vicdanında derin yaralar açtı. Siyasî rekabetin yerini askerî hüküm almıştı. Demokratik yolların tıkanması, uzun yıllar sürecek bir travmanın kapısını araladı.

1961 Anayasası ile bazı özgürlükler genişletilmiş olsa da, 27 Mayıs bir ilke imza attı: Ordu, gerektiğinde yönetime el koyabileceğini göstermişti. Bu gelenek, sonraki yıllarda 1971 muhtırasıyla, 1980 darbesiyle, 1997 post-modern müdahalesiyle tekrar tekrar sahneye çıktı.

Bugün hâlâ 27 Mayıs’ı konuşuyorsak, sebebi sadece tarihî bir olay olması değil, demokrasimize yönelmiş ilk sistemli müdahale olmasıdır. Bu yüzden şu soruyu sormak zorundayız: Demokrasi, gerektiğinde “korunması gereken” bir rejim midir, yoksa her koşulda halkın iradesiyle işlemesi gereken bir sistem mi?

Tarih bize gösteriyor ki, asker postalıyla gelen her “kurtuluş”, aslında millet iradesine giydirilmiş bir kelepçedir. Türkiye bu kelepçeleri zamanla kırmayı başarsa da, demokrasi ancak hatırlamakla, yüzleşmekle ve ders çıkarmakla güçlenir. Unutmayalım: Bir ülkede sabah tank sesleriyle uyanıldığı gün, demokrasinin birkaç adım geriye gittiği gündür.

Demokrasiye Verilen Ara: 27 Mayıs’ın Ardından
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Egedebirgun.net ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin