Barış Koç
  1. haberler
  2. Yazarlar
  3. Aslında hepsi aynı hikâyenin farklı kahramanlarıydı.

Aslında hepsi aynı hikâyenin farklı kahramanlarıydı.

featured
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

15 Şubat akşamı İzmir’de kurulan o sofra, aslında sadece tabakların, çatalın, bıçağın buluştuğu bir masa değildi…
O masa; bir coğrafyanın hafızasıydı, alın terinin hikâyesiydi, kader ortaklığının sessiz ama güçlü haykırışıydı.

Bu anlamlı buluşmaya ev sahipliği yapan İzmir Varto Kültür ve Dayanışma Derneği, yalnızca bir yemek organize etmedi; Varto’nun dağlarını, rüzgârını, yokluğunu ve en çok da onurunu İzmir’e taşıdı.

Çünkü Varto sadece bir ilçe değildir.

Varto; sert kış gecelerinde soba başında kurulan hayaldir.
Varto; imkânsızlıkların içinden filizlenen umuttur.
Varto; yokluğa rağmen eğilmeyen başın, kirlenmeyen alınların, vazgeçmeyen yüreklerin adıdır.

O gece kürsüye çıkan her girişimciyi dinlerken şunu hissettim:
Aslında hepsi aynı hikâyenin farklı kahramanlarıydı.

Biri bulaşıkhanede başlamış hayat mücadelesine… Soğuk suyun içinde çatlayan ellerini, bir gün kendi markasının tabelasını asacağı günlerin temeli yapmış. Garson olmuş, şef olmuş, yılmamış… Bugün bir restoran zincirinin sahibi.

Bir diğeri tıp fakültesinin ağır yükünü omuzlarında taşırken cebindeki harçlıkla değil, içindeki inatla ayakta kalmış. Geceleri uykusuz, gündüzleri yorgun ama hep kararlı… Şimdi İzmir’in önemli hastanelerinde insanlara şifa dağıtıyor.

Bir başkası inşaatta çıraklık yaparken yalnızca tuğla taşımamış; hayalini de taşımış. Ustalıkla geçen yıllar, mühendislik diplomasıyla taçlanmış. Bugün hemşehrilerine yuva kuruyor.

Ticaret meslek lisesinden mezun olup bir muhasebecinin yanında yıllarca sabırla çalışan, geceleri ders kitaplarına sarılan ve sonunda mali müşavir olan…

Bir diğeri, Varto yatılı ilköğretim bölge okulunun zor şartlarında okumuş; o zorlukları kendine bahane değil basamak yapmış ve bugün iki anaokulunda çocuklara umut olmuş…

Bir başkası dershane kurarak gençlerin elinden tutmuş; “Ben başardıysam sen de başarabilirsin” diyebilmiş…

Bu şekilde devam eden konuşmalar beni adeta mest etti.

Hikâyeler farklıydı ama kaderin dokusu aynıydı:
Yokluk vardı.
Zorluk vardı.
Ama pes etmek yoktu.

O gece salonda dolaşan duygu yalnızca gurur değildi; güçlü bir bilinçti. Herkes şunun farkındaydı: Bu başarılar tesadüf değildi. Bu yükseliş, alın terinin, sabrın ve eğitimin eseriydi.

Evet, eğitim…

Çünkü eğitim; yoksulluğun zincirini kıran en güçlü anahtardır.
Bir çocuğun okuması sadece diploma almak değildir.
Bir annenin duasıdır.
Bir babanın yarım kalmış hayalidir.
Bir memleketin yeniden ayağa kalkma iradesidir.

O gece gözlere baktım.
Pırıl pırıldı.
Yüreklere baktım.
Tertemizdi.

Zenginleşmiş olabilirlerdi ama kibirlenmemişlerdi.
Yükselmiş olabilirlerdi ama köklerini unutmamışlardı.
Başarmışlardı ama geldikleri yeri hâlâ yüreklerinde taşıyorlardı.

Ve anladım ki bazı coğrafyalar insanı zorlar ama büyütür.
Bazı dağlar serttir ama güçlü karakterler yetiştirir.
Varto da işte tam olarak budur.

Bu güzel gecede emeği geçen başta İzmir Varto Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı ve yönetim kurulu üyelerine teşekkür etmek, sadece bir nezaket cümlesi değil; bir vefa borcudur.

Çünkü bazı sofralar karın doyurmaz…
Onur doyurur.
Bazı buluşmalar geceyi aydınlatmaz…
Geleceği aydınlatır.

Ve o gece İzmir’de sadece bir yemek yenmedi.
Bir coğrafyanın direnci, bir milletin çalışkanlığı ve eğitime inanan insanların umudu yeniden yazıldı.

Aslında hepsi aynı hikâyenin farklı kahramanlarıydı.
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Egedebirgun.net ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin