Aylin Cantaş

Ve sahne…

featured
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Tüm insanlık bir sistem içinde yaşıyoruz ve bunu artık herkes biliyor. Bu sistemin insanlara yüklediği roller var ve herkes rolünü oynuyor bir anlamda. Nedir bu roller? Hırçın çocuk, uslu kız, çalışkan ya da tembel birey, iyi anne kötü baba ya da tam tersi, adil insan ya da dolandırıcı… Bunları sistem mi yüklüyor, insan kendisi mi seçiyor?

Doğarken sevinilen ölürken üzülünen, her şeyin ters yaşandığı ve algılandığı, aslında algılattırırldığı sistem.

Dünyada ki insanların yaşadığı bu sistem hayatı, kendini hatta her şeyi ciddiye almayı öğretti. Öyle ki insan kendini olduğunun dışında bir hale soktu. Sözüm ona sevdi, sevildi, aşık oldu, ayrıldı acıya gömüldü, intikam duygusu ile yandı, beddua etti, “aşık” olduğu o insanın kötülüğünü diledi. Ebeveyn oldu mutluluktan çılgına döndü sonra kendini çılgına döndüren o çocuk yaramazlık yapınca öfkeden delirdi. İş yerinde işini en iyi şekilde icra ettiği halde çalışma arkadaşı terfi aldı ve arkadaşını düşman belleyip kıskançlık krizlerine girdi. En yakın arkadaşı ev aldı, araba aldı üstüne bir de yazlık aldı, kendisi bunlara sahip olamadığı için kıskançlık duygusuyla olur olmadık yorumlarla iftiralar attı. Hayvanı öldürdü birisi, ağzından salyalar akıtarak öfke kustu insan. Bir insan öldürüldü, karşılık olarak ölüm naraları attı insan.

Kötülüğe kötülük ile karşılık verdi ve hala da devam ediyor. Kötülük nasıl oluşuyor düşündünüz mü hiç? Her insan doğduğunda bebek olarak birer melek doğuyor. Katil değil, sapık değil, öfkeli değil. Kötülük olarak nitelendirdiğimiz tüm kavramları karanlık olarak düşünelim. Karanlığı aydınlığa nasıl çevirirsiniz? Karanlık büyük bir odadasınız. Etrafınızda başka insanlar var. Bağırmalar, kavgalar, cinayetler, tecavüzler yaşanıyor odada. Hiçbir şey görmüyorsunuz sadece yaşanan bu olayların girdabına kapılıp siz de aynı kötülüklere kötülük yaparak karşılık veriyorsunuz. Siz de bağırıyor, küfür ediyor, şiddet gösteriyor, lanetliyorsunuz.

Sonuç? Değişen bir şey oldu mu? Aynı şekilde olaylar cereyan mı ediyor?

Odanın ışığını yakmak için duvarda ki anahtara dokundunuz ve oda aydınlandı. O an herkes durur mu? Durmaması imkansızdır inanın.

Karanlığı sadece ışıkla yok edebilirsiniz. Ancak kendimizi o kadar ciddiye almamız aşılandı ki çocukluktan bugüne hayatı unuttuk. Oysa ciddiye alınması gereken şey yaşamın kendisi. Tüm varoluş sistemi yaşamın içinde akıyor. İnsan kendini ciddiye aldıkça kendini yaşamın dışında bir yerlere atıyor. Yaşamın dışına çıktıkça da karanlığın kucağına savruluyor.

Dünyadan gelmiş geçmiş birçok üstad ve bilge dünya yaşamının hatta tüm varoluşun bir illüzyon olduğunu ve simülasyon içinde yaşadığımızı anlattılar. Bugün geldiğimiz noktada bazı bilim insanları da bunun olasılığını ifade eder oldular. Bu bir olasılık değil gerçeğin ta kendisi. Tüm varoluş bir illüzyon.

Her gün doğumunda sahne perdelerini açıyor ve oyun başlıyor. Her birimiz oyuncularız ve o gün ki senaryomuz neyse onu oynuyoruz. Gün bitince o gün ki oyun son buluyor ve sahne perdelerini kapatıyor. Her birimiz sahneden iniyoruz. O gün ki oyunda kendimize nasıl davrandık, diğer oyunculara nasıl davrandık, diğer oyuncunun rolüne karşılık nasıl bir oyun sergiledik…? Hangi duygularla oynadık oyunumuzu, neler düşündük sahne sahne…?

Yaşamın tamamı sadece bir oyun ve perde dendiği anda başlayan maraton senaryo bittiğinde kapanıyor. İnsan o kadar ciddiye alıyor ki yaşadığını gerçek zannediyor. Sıkıntı da burada başlıyor zaten. Diğer her oyuncuya anlam yüklüyor, yaşadığı her sahnede ki olayı gözünde büyütüyor, zihninde büyütüyor ve tüm enerjisini o olaya ve insana vererek kendini tüketiyor. Oysa her şey bir simülasyon.

Oyunu kuran kim, oyunu oynayan, seyreden…Kim?

Hepsi SEN’sin!

Oyuncuda sensin seyreden de sensin. Oyunu kuran mı, o da SEN’sin.

Tanrı oyunu seninle beraber oynuyor.!

Her sabah perde açılıp sahneye çıktığınızda kendinizi selamlayın ve gün içinde yaşadığınız her olayda, burada Tanrı nasıl cevap verir deyip bir nefes alın. Anlık dürtü ile değil, Tanrı’nın gözünden seyredin oyunu.

Baktığınız, gördüğünüz, duyduğunuz her şey bir simülasyonun parçası. Katile, sapığa, tecavüzcüye Tanrı’nın gözünden bakın. Tüm dünyaya ve insanlara, olaylara O’ nun gözünden bakın, en azından çalışın.

Sevgimle.

Ve sahne…
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Egedebirgun.net ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin