Aylin Cantaş
  1. haberler
  2. Yazarlar
  3. İnsanlar kendi ile yüzleşmekten korkuyor…

İnsanlar kendi ile yüzleşmekten korkuyor…

featured
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Mükemmelliyetçilik diye bir hastalık var ve insanlar bunun hastalık olduğunun farkında bile değil. Aksine bu hal bir marifetmiş gibi anlatıyorlar günlük yaşam dilinde. Mükemmelliyetçiliğin altında yetersizlik duygusu vardır ve bu duyguyu örtmek için insanlar her yaptıkları işte mükemmel olmak için sağlıklarını riske edecek kadar ileri gitmekteler. Migrenin yegane sebebidir mükemmelliyetçilik. Fiziksel sebebin yanı sıra aydınlanma yolunda ki en büyük engellerden biri de kendi ile yüzleşememektir ve bunun engeli de mükemmelliyetçi olmaktan kaynaklıdır.

Başarısızlık, yetersizlik, doyumsuzluk duygularının yarattığı korkular sebebiyle insanlar mükemmel olma çabası ve yarışı içindeler.

Yaşam deneyimi insan ilişkileri üzerinden gerçekleşmektedir. İnsanlığın bugün geldiği noktada teknoloji ile birlikte oldukça ileri seviye söz konusu iken insan ilişkilerine bakıldığında dönemin en büyük çöküntü halini yaşamaktayız. Herkes kendini kusursuz görme ve gösterme yarışında adeta… Eğitim seviyesi 100 yıl önceye göre oldukça ilerlemiş durumda. Cinsiyet eşitliği keza. Teknoloji sayesinde herkes google ve enter tuşuyla her türlü bilgiye erişebilmekte. Ancak tüm bu ileri seviyeye rağmen insanlık kendi olabilme konusunda ortaçağ döneminde gibi. Herkes sistemin empoze ettiği “mükemmel olmak zorundasın” kavramı ile robotik bir yaşam sürmekte. Diplomalar, sertifikalar, 2-3 lisan konuşmalar, akademik kariyerler, mevki, makam derken o mükemmelliyetçilik baskısı ile kim olduğunu, ne olduğunu, nereden gelip nereye gittiğinin farkında dahi olmayan et ve kemikten yapılmış robotlara dönüştüler. Kendilerini öyle kusursuz görüyor ki insanoğlu, kendi ile yüzleşmek kavramı kabusları oluyor.

Son yıllarda ortaya atılan spiritüelizm anlatımı ve öğretileri ile yeni bir konuyla tanışmanın ve merakın verdiği koşuşturmayla oradan oraya savrulmakta insanlar. “Farkındalık” kavramı her ne kadar dillerine pelesenk etse de farkındalığın gerçekleşebilmesi için insanın önce kendini tanıması ve bilmesi gerekli. Bunun yolu da kendi ile yüzleşmekten geçmekte. Hepimiz kusurluyuz insan olarak öncelikle bunu kabul etmemiz gerek. Çünkü öğrenilmiş çaresizliklerle yaşıyoruz. Tahammülsüzüz önce… Birbirimize artık saygı duymuyoruz. Birbirimizin mutsuzluğu ile beslenir hale geldik, mutlu oluyoruz. Merhamet duygumuzu yitirdik, düşene el uzatmaktan imtina ediyoruz. Karşı dairede yaşayan komşumuza selam vermiyoruz, mahallede ki markette çalışan kasiyere, dolmuşta ki şoföre… Herkes kendini en güzel, en yakışıklı, en zengin, en başarılı, en becerikli zan’nediyor. İşte mesele de bu ya, zannediyoruz. Peki bu kadar mükemmelse insanlar neden hala mutsuzlar? Neden estetik merkezleri dolup taşıyor? Neden zanaat küçümsenir oldu ve ortalık diplomalı işsizlerle doldu? Neden insanlar hala daha fazlası olmak için birbirini eziyor hatta öldürüyor?

Bunca mükemmel olma çabası nereye varacak, ne olacak insanoğlu? Baktığımızda estetiklerle harika kadınlar ve erkekler görüyoruz. Oldukça varlıklı insanlar, eğitim seviyesi üst düzey bireyler. Bununla birlikte kendini olduğundan farklı göstermeye çalışan bir insanlık. Çünkü sebebi kendini beğenmeyen, kendini yetersiz gören ve mükemmel olmak için dışsal etkilerle bir şey olmaya çalışan insanlar. Bir şey olmaya çalıştıkça mutsuzluğun en acıklı haline bürünen bir insanlık seyrediyoruz. Bir şey olmaya çalıştıkça kendinden uzaklaşan insanlar. Çünkü kendiyle yüzleşmek demek tüm kusurlarını, eksik ve yetersizliklerini görmek demek. Bu da egosal zihnin yarattığı o sahte benliğin işine gelmiyor.

Aydınlanma, kendine eklemek değil bilakis kendini eksiltmektir. İnsanoğlunun kendine yüklediği tüm yüklerden kurtulması, arınması demektir. Kendini var olduğu haliyle kabul etmesi ve sevmesi demektir. Milyarlarca insan var ve hepsinin fiziksel görüntüsü kendine özel, karakteristik özellikleri kendine özel ve insan farklılıklarıyla mükemmel. Dışardan eklenen hiçbir detay sizi “daha” yapmaz. Mevzu zaten “daha” olmak değil “kendin olmaktır.”

Dünyaya çırılçıplak geldik, her anlamda. Yaşam yolculuğunda giyindik ve giyindik. Roller üstlendik, onlarca. Omuzlarımıza taşıyabileceğimizden çok daha fazla yükler bindirdik. Hepsi mükemmel olmak uğruna. Unuttuğumuz tek şey zaten mükemmel yaratıldığımızdı. Yüklendiğimiz o roller ve yükler yaratılışımıza ihanetti ve hala ihanet ediyoruz. Dışsal hiçbir şey insanları mükemmel kılamaz. Tanrı’nın yarattığından daha mükemmel olan hiçbir şey yoktur. Kendi mükemmelliğimizi görmek için mükemmel olmaya çalışmaktan bir an önce vazgeçip kendimizi bilmek zorundayız.

Gerçek kusursuzluk, mutluluk, yeterlilik, doyum, huzur kendini bilmekten geçer. Her bir insan yani varlık, varoluş haliyle öyle mükemmel ki görmeyi ve kendini bilene…

Sevgimle.

İnsanlar kendi ile yüzleşmekten korkuyor…
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Egedebirgun.net ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin