Aylin Cantaş
  1. haberler
  2. Yazarlar
  3. Değişmek, kendini kabul etmedikçe mümkün olmaz

Değişmek, kendini kabul etmedikçe mümkün olmaz

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Değişmek, kendini kabul etmedikçe mümkün olmaz…

Nedir kendini kabul etmek? Kendinle yüzleşmektir. Her birimiz kendimizi kusursuz görür, biraz eleştirilince tepkisel davranışlar sergileriz. Sebep, kendinin kusursuz, vazgeçilmez, her konuda özel olduğuna inanmak. Şu bir gerçek ki hiç birimiz kusursuz değiliz. Kusursuz olsak burada ne işimiz olurdu? Buradayız çünkü kusursuz halimizi açığa çıkartmak için öğrenciyiz dünya okulunda.

Kusursuz olsak aynı hataları defalarca yapar mıyız? Kusursuz olsak aynı zorlayıcı tesirleri olan deneyimleri tekrar tekrar farklı kişilerle yaşar mıyız? Kusurluyuz çünkü kendimizi değiştirmeden birbirinin tekrarı olan paradoksal olayları yaşamayız.

Günümüzden basit bir örneklendirme yapmak isterim. Estetik çılgınlığı kontrolden çıkmış vaziyette ülkemizde. Erkeği-kadını artık fabrikasyon üretim vaziyetinde geziyor. Kimsenin karakteristik görüntüsü kalmadı. Elbette insanı çok mutsuz eden bir takım fiziksel problemlerin tıbbın zenginliğinden faydalanarak düzeltilmesi kabul edilir bir tercih. Ancak geldiğimiz noktada henüz yaşı çok genç olmasına rağmen haddinden fazla yapılan operasyonlar ve erken yaşta başlanan bu uygulamalarla orta yaşlarda bambaşka bireyler haline geliyorlar. İlerleyen yaşlarda ihtiyaçtan fazla yapılan ve yaş almanın getirdiği fiziksel değişimleri kabul edemeyenler de görüntü olarak güzel olmak kavramı yerine birbirinin aynısı olan insanlar ordusu halini aldı. Neden mi bu hale geldik? Çünkü kimse kendini olduğu, yaratıldığı haliyle beğenmiyor, sevmiyor, kendini kabul etmiyor. Estetik yaptırdığında da mutlu olmuyor, daha fazla daha fazla uygulamalarla kendi olmaktan çıkıyor. Bu sadece fiziksel anlamda insanın kendi ile barışık olmama hali. Bunun bir de psikolojik hali var ki asıl temel problem burada yatıyor. Psikolojik olarak kimse kendi ile mutlu değil, kendi ile barışık değil, kendini olduğu haliyle onaylar halde değil. Mutluluğu dışarda ve başka bireylerde arıyoruz, kendimizle barışık olmadığımız için kusurlarımızı görmüyoruz, kendimizi olduğumuz haliyle kabul etmediğimiz için sürekli dış dünyadan onay ve takdir bekliyoruz. Bir kişi kendimizde ki kusuru yüzümüze söylediğinde tepki veriyoruz. Burada eleştirel üsluptan bahsetmeyeceğim zira bu başka bir yazının konusu olacak. Ancak en nazik eleştirilerde dahi öfkeleniyoruz.

İnsanı kendi ile yüzleşmeye zorlayan hatta izin vermeyen o diktatör, EGO…! Ego, hayatta kalma güdüsü ile beslendiğinden, insanları sürekli manipüle eden bir diktatör olarak beynimizin içinde ki tahtında elinde kılıcı sürekli insanlara mobing uygulamaktadır. Hal böyle iken insanın kendi ile yüzleşmesi ve kendinde ki eksik ya da fazla parçalarını dengeye getirmesi imkansızlaşıyor.

Değişim olmadan yaşamlarımızı yaşanır hale getirmemiz olanaksızdır. Sürekli şikayet ettiğimiz olaylar ve insanlar sadece bizim beynimizin içinde yarattığımız hayal dünyalarımızın realiteye yansımış halidir. Korktuğunuz herşey başınıza gelir, gelecektir. Yargıladığınız her olay ya da insan figürü sizin yaşamlarınızda da var olacaktır. Kıskandığınız her kişi ya da olay sizi günün sonunda hasta edecektir. Yani siz hangi duygu, düşünce ve bakış açısı ile yaşamınızı deneyimliyorsanız, sizin bu halinize eşlik edecek olayları ve kişileri yaşamınızda var ediyorsunuz.

Kendinizi değiştirmek, olduğunuzun daha fazlası olduğunuzu idrak etmenizle başlar. Sizlere şah damarınızdan daha yakın olan Yaratıcınızla birlikte deneyimlediğiniz bu yolculukta, O’nun gücünün sizin gücünüz olduğunu anlamalısınız. O’nun egosu yoktur, sizin egonuz, sizin kendinizi O’ndan ayrı kıldığınız düşünceniz sebebiyle zihninizi esir alan egonuzun mağrifetidir. Kusursuzsunuz elbette ancak insan kavramı içerisinde değil, insanüstü varlıklar olduğunuzu idrak ettiğiniz de, egonuzun üzerine çıkarak, her türlü akıl oyunlarından özgürleşmiş biçimde kendinizle mutlu, barışık yaşam şekline geçebilirsiniz.

Yarattığınız kadar yaşıyorsunuz ve sürekli şikayet ediyorsunuz. Yaratan siz’siniz. Karışan en ufak bir dış güç yok. Tüm güç sizde ancak farkında değilsiniz ve kendinizi sürekli reddediyorsunuz.

Yaratılan her varlık yaratıldığı haliyle muhteşemdir. Hiç kimseye kendinizi beğendirmek ya da onaylatmak ya da takdir görmek zorunda değilsiniz. Siz kendinizi değiştirip, dönüştürdüğünüzde, kendinizle sevgili olduğunuzda etrafınızda sizi eleştiren, sizi yargılayan, size acı veren, canınızı yakan herkes ve her olay sonsuza dek noktalanacaktır.

Siz değişirseniz tüm yaşamınız sizinle birlikte yeniden yazılmaya başlar.

Sevgimle.

Değişmek, kendini kabul etmedikçe mümkün olmaz
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Egedebirgun.net ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin