Aylin Cantaş
  1. haberler
  2. Yazarlar
  3. Çok bilen çok yanılır…

Çok bilen çok yanılır…

featured
service
1
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bilmek istiyoruz… Tanrı’ya ulaşmanın yollarını arıyoruz. Din adamları bir telden çalıyor. Spiritüel egolar ayrı telden çalıyor. Herkes bir şeyler anlatıyor ancak anlatılanlarla anlatan kişilerin yaşamlarına, ruh hallerine bakıyorsunuz çelişki var. Bu bir eleştiri değildir. Eleştirmek, kınamak, yargılamak Tanrı’ya yolculuğumuzdan bizleri geri atan en büyük sebeplerdir.

Olan her şey olması gerektiği şekilde, tüm insanlığın ihtiyacı oranında ve kendi yaratımlarının etkisi ile cereyan etmekte günümüzde. Okuyoruz, farklı yazarların deneyimlerini içeren kitaplarını ve hikayelerini. Söyleşilere katılıyoruz, eğitim adı altında gerçekte amacın ticari olduğu, hakikatten uzak eğitimler. Sertifikaların havalarda uçuştuğu, danışan insanların danışmadan önce sorduğu ve aklınca ikna olduğu sertifikalar.

Çok biliyoruz, o kadar çok biliyoruz ki anlat anlat bitmiyor. Oysa anlatacak hiçbir şey yok. Evet hiçbir şey…!

Aradığın şey zaten HİÇ’in kendisi. HİÇ’liği nasıl anlatabilirsin HİÇ olmadan.

Hiç’lik mertebesine erenler susanlardır. Onlar artık bu dünya ile işini bitirmiş sadece seyre dalmıştır dünyayı ve tüm alemleri. Onlar anlatmaz. Onlar, onların rehberliğine ihtiyacı olanla bir şekilde buluşturulur zaten. Mevlana Şems misali…

Bilenler, spiritüel egolar olarak ortalıkta ahkam kesenler değildir. Hani şu sosyal medyada çığırtkanlık yapanlar var ya, işte onlar. Bilenlerin para ile madde ile işi olmaz. Bilgiyi para ile satmazlar. Rehberliğe ihtiyacı olup rehberi ile yolu kesişen kendi kalbinden akanı verir ya da hiç vermez. Bir bedel ödense de ödenmese de rehber umursamaz. Onun dünyevi şeylerle işi bitmiştir.

Bilen, bildiğini biliyorum demez. Bilenin hali, tavrı, tarzı mütevazidir. Karşısında ki kişi ya da kişiler ne derse desin ne yaparsa yapsın o sükunet ve hoşgörü halindedir. İnsani tüm duygu ve düşünceleri nötrlenmiştir. Öyle bir hoşgörüdür ki bahse konu olan, İsa’nın kendisini çarmıha gerenlere söylediği gibi, “baba, onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar” halidir, o hal.

Tanrı’ya ulaşmak çok bilmekten değil bilakis bildiklerinin hepsini unutmaktan geçer. Okuduğunuz kitapları unutun, dinlediğiniz söyleşileri unutun, sertifikalarınızı yırtın atın. Heybenizde ne varsa boşaltın. Tanrı bilenlerle değil bilmeyenlerle konuşur. Öğrenmek istiyorsanız tek yetkili merci vardır, o da O’dur. O’ndan başka hiçbir akıl size O’nunla kavuşmanıza yol gösteremez. Rehberin görevi sadece sorgulamanıza yardımcı olmak. Bildiklerinizi sorgulatmak, sizi tefekküre sevk etmek. Tefekkür ettikçe siz adım adım Tanrı’ya yaklaşacak ve bir seviyeden sonra artık O’nunla aşk halinde olacaksınız.

Çok bilen değil, hiç bilmeyenlerden olun.

Sevgimle.

Çok bilen çok yanılır…
+ - 1

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

1 Yorum

  1. 10 Temmuz 2024, 21:22

    Emeğinize sağlık aklınıza sağlık

Giriş Yap

Egedebirgun.net ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin