Çocuktuk ebeveynlerimize hayranlık duyduk ve rol model olarak anne yada babayı aldık. Okulda öğretmenlerimiz, yaşam da farklı farklı karakterlere her zaman hayranlık duyduk. Fanatiği olduk sanatçıların, sporcuların, devrimcilerin, siyasilerin. Sevgimizi verdik, inancımız verdik hiç tanımadığımız kişilere. Bazen de hayatlarımıza giren karakterlere…
Enerjimizi öyle akıttık ki dışarıda kalan birey ve olaylara kendimizi ıskaladık. İnsanların büyük çoğunluğu ilerleyen yaşlarında şu sözü fazlasıyla tekrarlar “ ah bu akılla genç olacaktım…” Ancak olmuyor işte. Gençlik dışarıya odaklı bir maraton halinde geçerken olgunluk çağında daha kendine dönük hale geliyor.
Yaşam kendimiz dışında ki dış dünyayla halleşerek geçerken kendimize yabancılaşıyoruz. Kaçımız sorduk, sabah uyandığımızda bugün beni neler mutlu eder diye…Günlük yaşam maratonu arasında kaç kere durup soluklandık, kendimizle baş başa kaldık?
Bugün hala kendi için yaşadığını zanneden insanlık yaşadığı hayatı başkalarına gösterme yarışı ve savaşı içinde değil mi? Sosyal medya denen canavar hepimizi yutmadı mı? Konser izlerken ortamın enerjisinden kopup ellerimizde telefon, çekim yapıp sosyal mecralarda sunmak adına notaları duymadan çıkmadık mı konserlerden? Yediğimizi içtiğimizi göstereceğiz diye kaç çilingir sofrasına ihanet etmedik mi? Kime ve neye bu hayranlık? Kendimiz dışında her şeye değil mi?
Güzel ve çokça kıyafetleri alıp, hoyratça harcadığımız kazançlarımızı ne için ve kim için heba ettik? Başkaları bizi beğensin diye değil mi? Kılık kıyafetle, bindiğimiz arabalarımızla, yaşadığımız evlerimizle, diplomalarımızla kendimize statü elde etmeye çalışmadık mı? Kim için ve ne için tüm bu savaş?
Başkaları bizi beğendiği ölçüde kendimizi sevmedik mi? Kusurlarımızı kapatmak için estetik salonlarında paramızla canımızı yakıp, daha faydalı kullanılabilecekken kazançlarımızı har vurup harman savurmadık mı? Olduğumuzdan farklı siluetlere kavuşunca kendimize hayranlık duyabildik mi? Hayır… Çünkü ego aynaya baktıkça daha fazla diyerek manipülasyonlarına devam etmekte. Çünkü kimse kendi olduğu haline hayranlık duymamakta.
Kendine hayranlık duymayan herkes, başkaları tarafından onaylanmaya, beğenilmeye, takdir edilmeye muhtaçtır. Bu muhtaç olma durumu insanın ruhsal gelişimi önünde ki engellerin en üst sıralarında yer almaktadır.
Kaç kişi sabah uyandığında aynaya bakar bakmaz kendini hayranlıkla seyretmiştir? Bunu narsisizm ile karıştırmamalı. Narsistlik altı boş olan hatta kompleks üzerine inşa edilen bir hastalıktır. Kendine hayran olmak ise Rab’ın yarattığına teşekkür etmek ve Rab’a hayran olmaktır özünde.
Yaratan yarattığını seyrederken nasıl hayran olmaz ki?!
Kendini sevmek Rabbini sevmektir,
Kendine hayran olmak Rabbine hayran olmaktır.
Sen O’sun. Bunu idrak ettiğinde anlayacaksın baktığının kim olduğunu.
Sevgimle.

