Aykut Teker
  1. haberler
  2. Yazarlar
  3. Uzaktan gazel okumak

Uzaktan gazel okumak

featured
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye’de siyaset sadece fikirle değil; çoğu zaman bedelle yapılmaktadır. Bu topraklarda bir düşünceyi dile getirmek, kimi zaman işsiz kalmayı, mahkeme kapılarından beklemeyi, hatta özgürlüğünü kaybetmeyi göze almayı gerektirir. Bu nedenle, eleştiri yalnızca sözcüklerle değil, cesaretten de doğmaktadır.

Son yıllarda, ülke dışında yaşayan bazı şahısların, siyasal kaygılarla, ya da farklı nedenlerle sosyal medya üzerinden yapmış olduğu paylaşımları dikkati çekmektedir. Kimi siyasi baskılar veya tehditler, kimi eğitim, çalışma veya başka bir kişisel gerekçelerle bu coğrafyadan uzaklaşarak yurt dışında yaşamlarını sürdürmektedirler. Ancak her iki kesimden bazıları sosyal medya üzerinden Türkiye’de yaşayan vatandaşları demokrasi ile hak ve özgürlükler konusunda yeterli mücadele yapmadıkları gerekçesiyle pasiflikle suçlayarak, güvenli alanlarından topluma yön vermeye çalışmaktadırlar. Avrupa’nın veya Amerika’nın konforlu şehirlerinden fikir üretmek ya da ahkâm kesmek kolaydır. Asıl mesele, o sözleri burada, bu topraklarda, aynı risk ve sorumlulukla dile getirebilmektir. İşte buna halkın diliyle yalnızca bir isim verilir; uzaktan gazel okumak.

Eleştirinin gücü, yalnızca sözcüklerde değil, söze eşlik eden bedelden doğar. Bu ülkede insanlar tek bir cümle yüzünden işten çıkarılmış, hedef gösterilmiş, yargılanmış, hatta hapsedilmiştir. Bir düşünceyi savunmak burada aynı zamanda risk taşımak demektir. Dolayısıyla, bu topraklarda kalıp mücadele edenler, yaşamını sürdürmekle birlikte direnmekle de meşguldür.

Burada kalıp bedel ödeyen binlerce insan vardır; siyasetçiler, öğretmenler, gazeteciler, gençler, akademisyenler…sessizlik içinde, baskı altında, “yarın ne olur” kaygısıyla yine de inandıkları şeyleri savunmaktadırlar. Bu mücadeleye tanıklık etmeden yapılan eleştiriler eksiktir; toplumsal hafızaya değil, bireysel konfora yaslanmaktadır.

 “Kamusal alan, sadece fikirlerin değil, risk alınarak savunulan fikirlerin alanıdır.” Diyen Jürgen Habermas’ın işaret ettiği gibi, risk alınmadığında eleştiri yalnızca seyir olmaktadır. Seyir ise toplumları dönüştürmeye yetmez. Bu nedenle yurt dışında olup konforlu bir hayat sürenlerin değil, aynı zamanda içeride olup hiçbir bedel ödemeyenlerin de eleştirileri sınırlıdır. Eleştiri, ancak sorumlulukla birleştiğinde vicdani bir anlam kazanır.

Yurtdışında bulunmak elbette suç değildir. Ama eleştirmekle sorumluluk arasındaki fark unutulmamalıdır.

Avrupa’dan veya Amerika’dan eleştirmek kolaydır; ama aynı cümleleri burada, bir toplantıda, sokakta, bir forumda, toplumsal baskının ve riskin gölgesinde dile getirmek cesaret gerektir. Türkiye’de bedel ödeyenlerin sesini duymadan, yalnızca klavye başında yapılan eleştiri, topluma etki edemez. Çünkü toplumun nabzı, uzaktan duyulamaz; ancak yakından hissedilebilir.

Bugün Türkiye’de fikirleri için bedel ödeyen yüzlerce insan vardır; bir öğretmen görevinden atılmış, bir gazeteci susturulmuş, bir genç hedef gösterilmiş, bir akademisyen veya siyasetçi hapsedilmiştir. Tüm bu gerçeklikler hesaba katılmadan yapılan eleştiri, objektiflik değil; konfor üretmektir. Bu nedenle, ister yurtdışında ister ülke içinde olsun, hiçbir bedel ödemeden hüküm vermek, toplumla bağ oluşturmaz tam tersine toplumdan uzaklaşan bir tutumdur.

Gerçek siyaset, hamaset değil, sorumluluk etiği ile yürütülür. Eleştiri kıymetlidir. Fakat sadece eleştirmekle yetinmek, sahaya inmemek, risk almamak, toplumu dönüştürmek için yeterli değildir. Eleştiriyi güçlendiren unsur, ona eşlik eden bedeldir. Bu ülkede fikir üretmek mümkündür; ama fikirle birlikte yaşamayı göze almak cesaret istemektedir.

Uzaktan gazel okumak kolaydır; fakat memleketin gerçek hikâyesi, sözle değil sorumlulukla yazılmaktadır.

Bu nedenle Türkiye’nin gerçek ihtiyacı, yüksek sesle konuşan değil; sorumlulukla konuşan seslerdir. Bu ülkede kader yazılmaz; kader mücadeleyle inşa edilir. Ve bu mücadelenin tanıkları, bedel ödeyenlerdir; sözleriyle değil, eylemleriyle değer taşırlar. Bu bağlamda şunu sormak gerekir; Türkiye şartlarında yaşamayanlar, Türkiye’nin siyasal gerçekliğini ne ölçüde kavrayabilirler? Sistemle doğrudan temas etmeyenler, sisteme dair ne kadar gerçekçi istikamet gösterebilirler? Yaptıkları da sadece “ Uzaktan gazel okumak” olur.

Uzaktan gazel okumak
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Egedebirgun.net ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin